Ah memeden kesme ah...

Salı, Mart 20, 2018 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


21 ay 5 gün.
Hayatımda yaşadığım en güzel ikinci deneyim olan emzirmek tam olarak bu kadar sürdü. İlki doğurmaktı.
Benim için hiç kolay bir süreç olmadı emzirmeyi bırakmak. Hatta Çakıl bile daha iyi adapte oldu bence duruma. Zira ben tam tersi olacağını, onun çok yıpranacağını düşünmüştüm. Ama bebeklerin durumlara adapte olma hızı o kadar yüksek ki, bunu kaç kez deneyimlesem de sanırım bir tarafım emmeyi bırakmasının çok zor olacağını kabul etmek istiyordu. Çakıl ve benim aramdaki en özel paylaşımdı bu. Nasıl o kadar çabuk kabullenecekti ki bunu. Sonuçta o da 21 ay 5 gündür durmadan emiyordu. Üstelik memeye çok düşkündü. Kesin çok zor olacaktı, çook. Ama hiç de öyle olmadı!

2 yaşına kadar emzireceğim derken, neden 21 aylıkken bıraktım peki? Çünkü Çakıl 18 aylıktan sonra memeye hiç olmadığı kadar düşkünleşmeye başladı. Olur olmaz her yerde üzerimi çekiştirip emmek istiyordu. Geceleri artık saat başı uyanıp, emip, 2 dk içinde tekrar uykuya dalıyordu. Tüm bunlar beni biraz zorlamaya ve yormaya başlamıştı. Ama bir türlü kararlı davranıp bıraktırma hamlesini yapamıyordum. Çünkü ben de çok seviyordum emzirmeyi. Sanki emmeyi bırakırsa, benden kopacakmış gibi saçma bir ruh haline girmiştim. Üstelik bir süredir rahatsızlık verdiğini düşündüğüm köpek dişleri de yoldaydı. Dişler onun canını yakarken, bir de ben memeyi mi kesseydim yani? Bana en ihtiyacı olduğu zamanda onu yarı yolda mı bıraksaydım? Şimdi bunları yazarken durumu biraz(!) abarttığımı fark ediyorum ama işte sonuçta o zamanki bu düşüncelerim benim bu işi bitirmemi engelliyordu.

Çakıl tam 21 aylıkken rutin doktor kontrolüne gittik. En son 16 aylıkken gittiğimizde yavaş yavaş emmeyi azaltmaya başlamamı, böylece kesme sürecinin daha sorunsuz olacağını söylemişti doktorumuz. Ama tabii ki ben hiç sallamadım kendisini, tam gaz emzirmeye devam ettim :) Bu son kontrolde Çakıl'ın bana ne kadar yapışık olduğunu gördü. Bir de ben memeye güvendiği için özellikle akşam yemeklerini çok düzgün yemediğini ve gece 10 kez falan uyandığını söyleyince artık gerçekten emmeyi kesmemi söyledi. Emmeyi bırakınca size olan bu düşkünlüğü azalır, kendine güveni yerine gelir dedi. Bu konuşma yine de beni çok ikna etmedi. Memeyi ne zaman keseceğime ben karar verirdim, doktor da olsa buna karışmaya hakkı yoktu! Doktordan çıktıktan sonra kafamda soru işaretleri çoğalmıştı ama biraz daha beklemeye karar vermiştim. Hele şu köpek dişleri bir çıksın. Sonra bırakırız diye karar vermiştim. Konu kapanmıştı.

Doktora gittiğimzde Cumartesi günüydü. Pazar, pazartesi, salı aynı rutinde emzirmeye devam ettim. Salı akşam emzirip yatırdım. Sonra Aybars'ın yanına döndüğümde, sanırım son kez emzirdim dedim ve gerçekten de son emzirişim oldu Çakıl'ı.

Yazıya burda bir ara verip, Çakıl'ın genel olarak nasıl bir düzeni vardı onu anlatmak istiyorum.

Çakıl'ın emme düzeni nasıldı? 
Çakıl 13 aylık olana kadar ben işe geri dönmedim. Yani 13 ay boyunca ne zaman nerde isterse emdi. Bu süre boyunca sürekli beraber olduğumuzdan ve ailelerimiz uzakta olduğu için Çakıl'ı birine bırakıp dışarı çıkmak gibi bir seçeneğim olmadığından hiç süt sağma ihtiyacı hissetmedim. Çakıl mama da hiç yemediği için biberon gibi bir alışkanlık kazanmadı. İşe dönmeden 2 hafta önce evdeyken sağıp, biberonla içirmek istedim kesinlikle kabul etmedi. Belki benim elimden içmiyordur dedim ve yavaş yavaş alıştığı bakıcısı da denedi ama yine içmedi. Bir kaç kez deneyip reddettiğini görünce de zorlamadık. Bardakla içirmeyi de denedim, ancak onu da kabul etmedi. Belli ki anne sütünü direkt kaynağından içmeye devam edecekti :) Belki işe döndüğümde gün içinde özleyince içer diye düşündüm ama sağdığım sütlerin hiç birini kesinlikle içmiyordu. İşle ilgili şöyle bir avantajım var benim. Ben 3 gün geliyorum işe, yani part time olarak geri döndüm. Haliyle haftanın diğer 4 günü yine tamamen beraberiz. Dedim napalım, içmesin sağdıklarımı. Akşam iş dönüşü emer istediği kadar. Zaten gece de uyanıyor. O 3 gün ona yeter dedim, yetti de. Tabii sütüm azalmasın, kesilmesin diye ben hala sağıyordum iş yerinde. Önce günde 2 kez sağıyordum, sonra 1'e düşürdüm. Sonra da hiç sağmamaya başladım. Zaten sağma işinden hiç hazetmiyordum. Çok angarya iş geliyordu bana. Sağdığım sütleri de atmadım. İş yerinden bir arkadaşın bebeğine gönderdim. Sütüm az demişti, onun kızına yaradı. Çok mutlu oldum bu duruma tabii ki, sütlerim bir işe yaradı.

Çakıl'ın uykuya geçişleri nasıldı?
Uyku konusu zaten herkesin en büyük dertlerinden biri sanırım. Bizim de öyleydi. Bu sefer emzikten bahsedeyim önce. Çakıl hanım hiç emzik emmedi. Ben inatla 6 aya kadar denedim tutturmayı, o da inatla tükürdü emziği :) Sonra vazgeçtim zaten, kabullendim. Uyku eğitimi vermedik Çakıl'a. Ara ara istedim vermeyi, özellikle uykusuzluktan öldüğüm zamanlarda. Ama bir türlü doğru düzgün bir karara varıp, harekete geçemedik. Çünkü kabul edelim bebeğin memede uyuyup kalması en kolayı :) Ben de hem gündüz uykularına hem gece uykusuna emzirerek geçiriyordum Çakıl'ı. Sonra yatağına koyuyordum. Gece her uyandığında da memeyi verip, uyumasını bekleyip yine yatağına yatırıyordum. İşe başlayınca bakıcı pışpış ve ninniyle uyutmaya başladı. Çünkü daha önce bir kaç kez annem o şekilde uyutabilmişti. Nitekim işe yaradı ve bakıcı ile öyle uyumaya alıştı. Babası da aynı şekilde uyutabiliyordu ama sadece evde ben olmadığım zamanlarda. Ben evdeysem hep memede uyuma.

Çakıl'ın yeme düzeni nasıldı?
Çakıl hiç bir zaman çok iştahlı bir çocuk olmadı. Ama çok iştahsız bir çocuk da diyemem. Canı isterse yiyen, istemezse yemeyen bi tip kendileri. Emdiği süre boyunca da özellikle akşam yemekleri oldukça sıkıntılıydı. Hele ki işe başladıktan sonra. Tüm gün emmediği için ben kapıdan girer girmez memeye saldırıyordu. Bir güzel emiyordu. Ben 19.30 gibi evde olabildiğim için, 20.00 gibi yemeğe oturabiliyoruz en erken. Ben gelir gelmez emdiği için de sanırım karnı doyuyordu biraz ve akşam yemeğinde çok fazla bir şey yemiyordu. Başta çok takıyordum ama sonra sonra kanıksadım durumu. Onun dışındaki öğünler akşam kadar zorlu geçmiyordu. 
Ama bence emmesi kesinlikle iştahını etkileyen bir faktördü. Nitekim memeden kesilince, yemek yemesi düzeldi. Şu anda 25 aylık ve hastalık, diş gibi sorunlar olmadığında gayet yeterli ve düzenli besleniyor.

Şimdi kesme sürecine yeniden dönüyorum.

Çakıl doğduğundan beri bizim odamızda ama kendi yatağında uyuyordu. Gece uyandığında başka odaya gidip gelmek çok yoruyordu beni. O yüzden memeden kesilene kadar bizim odamızda uyumaya devam etmesini istedik. Memeden kesme sürecinde aynı odada olmamız gerektiğine karar verdim. Çünkü gece uyandığında beni görürse mutlaka üzerime yapışacaktı, çok ağlayacaktı ve ben dayanamayıp memeyle susturacaktım onu. Bunu adım gibi bildiğimden, çakıl memeyi bırakana kadar yan odada yatmaya karar verdim. Geceleri uyandığında Aybo onu sakinleştirip uyutacaktı.

1. Gün Salı - Yukarıda son kez emzirip uyuttuğumu yazmıştım bu ilk gece için. Sonra ilk geceki uyanmalarının her seferinde Aybo uyuttu. İlk uyandığında yarım saat kadar ağladı meme diye, ama en sonunda benim olmadığımı anlayınca mecburen yatıp uyudu. Ardından 2-3 kere daha uyandı sabaha kadar, ama bu sefer 10 dk'da tekrar daldı. Tabii Çakıl her uyandığında yan odada ben de uyandım, her ağladığında ben de ağladım. Ama bir şekilde emmeden sabahı ettik ve sabah işe gittik.

2. Gün Çarşamba - Gündüz emmediği için zaten bir problem çıkmamış. O akşam da direkt eve gitmek istemedim iş çıkışı. Çünkü eve girer girmez meme diye saldıracağından emindim ve karşı koyamamaktan korkuyordum. İş çıkışı takıldık biraz, yemek yedik. Gece döndük eve. Biz döndüğümüzde bakıcı uyutmuştu çoktan. O gece yine bir kaç kez uyandı, meme diye ağladı ama 10 dk'yı geçmedi direnmeleri. Ben tabii hala yan odadayım.

3. Gün Perşembe - Normalde perşembe ve cuma günleri çalışmadığımı söylemiştim. Ama bu süreçte evde bulunmak istemedim. O yüzden perşembe günü de sabah erkenden kalkıp işe gittim. Ama o gün benim için geçmek bilmedi. Nitekim en son Salı akşam görmüştüm onu, Perşembe olmuştu. İlk kez bu kadar uzun süre ayrı kalmıştık. Ama akşam karşılaştığımızda kararlıydım. Meme isterse bir şekilde dikkatini dağıtıp, vermemeyi başarmam gerekiyordu. Nitekim eve girer girmez üstüme atılıp meme dedi. Ben de annecim memede süt bitmiş gel hadi oyuncaklarını göster bana falan diye unutturmaya çalıştım. Öyle böyle derken biraz mızırdadı, biraz ağladı sonra vazgeçti. Yemek sırasında da bir kaç kez meme diyerek ağladı ama ben kararlı olunca vazgeçti. O gece Aybo uyutmaya çalıştı onu ama o kadar çok ağlayıp beni istedi ki, en sonunda ben gittim yanına ve ben uyuttum. Her meme istediğinde memede artık süt yok, diye telkin ettim. Ninni söyledim. Kucağıma alıp sakinleştirdim ve sonunda uyudu. Gece ben yine yan odada kaldım ve her uyandığında Aybo geri uyuttu. Bu arada şunu farkettik ki gecede 10 defa uyanan çocuk artık 3-4 kez uyanıyordu. Bu arada uyandığında susamış olabileceği ihtimaline karşında su teklif ediyordu Aybo, susamışsa biraz içip geri uyuyordu.

Bu şekilde 10 gün kadar devam ettik. Önce işten döndüğümde meme diye saldırmayı bıraktı. Sonra gece uyuturken meme istemeyi bıraktı. En son da gece uyandığında meme istemeyi bıraktı. Tam olarak süreç 3 hafta sürdü diyebilirim. Ama bu 3 hafta sonunda sanki hiç emmemiş gibi hayatına devam etmeye başladı. Benim durumu kabellenmem 1.5 ayı buldu yalnız. Arabada Barış Manço CD'sini dinlemeyi çok seviyor Çakıl. Oradki Arkadaşım Eşek şarkısındaki "Sarı kız minik buzağıyı sütten kesti mi?" cümlesini her duyduğumda ağlıyordum öyle düşünün!!! Neyse sonra ben de kabullendim de artık ikimiz de çok mutluyuz bu şekilde :)

İşte bizim süreç bu şekilde tamamlandı. Umarım bu yazı çocuğunu memeden kesmeye karar veren annelere bir nebze olsun yardımcı olur, içlerine biraz su serper. Unutmayın, bu süreçteki en önemli şey kararlı olmak. Zor evet ama sonunda işe yaradığını göreceksiniz.

You Might Also Like

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)