13. Ay

Çarşamba, Nisan 12, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bu ay itibariyle elden tutup yürüme işini iyice ilerlettin. Hatta koşuyorsun bile diyebiliriz. Ama henüz ellerini bırakıp yürümeye cesaretin yok. Sabırla bekliyoruz yürümeni :)

Konuşma konusunda daha heveslisin, kime çektin acaba :) Artık sana söylediğim basit şeyleri söylemeye çalışıyorsun. Mesela üzerinde mor üzüm olan bi oyuncağın var. Önce onun üzüm olduğunu öğrettim, sonra da bak üzüm mor renk diye tekrarladım sürekli. Bi kaç gün içinde üzüm ne renk diye sorunca "moooo" diye cevap vermeye başladın. Aynı şekilde inek möö der diye diye ineğin möö dediğini öğrendin. Bazen "mor" ve "möö" yü karıştırıyorsun ama olsun :)


Bu ay boyunca sürekli kitaplarını kemirip durdun. Eline kitap almayıver hemen ağzına götürüp kemiriyorsun. Sanırım bazı yeni dişlerin yolda. Hatta kitaplarını yırtıp parçalamaya başladın. Halbuki şimdiye kadar gayet güzel gitmiştik bu konuda. Sanırım yırtılabildiklerini anladığın zaman bitti bizim için yırtılmayan kitap günleri :) Ben sürekli sana kitaplar yırtılmaz diyorum ama bakalım ne zaman kanaat getireceksin sen de buna.




Mart ayı havaları çok dengesiz gitti. Bir hafta üst üste çok yağmurlu olduğu zamanlar oldu, dışarı çıkamadık hiç. İkimiz de çok sıkıldık o günlerde. Çünkü sen gerçekten dışarıda olmayı çok seviyorsun. Parka gitmesek, yarım saat arabanla sokaklarda dolaşsak bile çok mutlu oluyorsun. O yüzden havaların iyice düzelmesini dört gözle bekliyorum. Güzel olduğu günlerde de attık kendimizi dışarılara, mutlu olduk.

Bu ayın sonlarına doğru iştahında bi kötüleşme oldu. Özellikle kahvaltı ve öğle yemeğini doğru düzgün yemedin. Ağzını kontrol ettiğimde iki alt ve iki üst yan kesicilerin baya kabardığını gördüm. Sanırım yoldaki bu 4 diş etkiledi yemeni. Şu dişlerin hepsi bi çıksa da ikimiz de kurtulsak annecim ama asıl bundan sonraki dişler en zorlayıcı olanlarmış. Bakalım bize neler yaşatacak azı ve köpekler :/ 

Artık yemek yerken önüne koyduğumuz tabağı hemen yere atmıyorsun. Bi süre içinden yiyip sonra atıyorsun :) Bu da bi gelişme diye düşünüyorum :D Çatal da koyuyorum artık önüne, henüz kendin denk getirip batıramasan da yiyeceklere, ben batırıp eline verdiğimde afiyetle yiyorsun. Kaşık ile henüz tanışmadın :)

Daha önce bahsetmedim sanırım ama merdiven çıkmaya bayılıyorsun. Önceleri emekleyerek pıtı pıtı çıkıyordun, şimdi elinden tuttuğumuzda bizi hemen merdivenlere götürüp yürüyerek çıkarıyorsun kendini.


Parkı çok sevmeye başladın. Ordaki çocukların varlığı, koşturması çok hoşuna gidiyor. Sürekli aralarına katılmak istiyorsun. Zaten kendi yaşıtların ve senden küçükler hiç ilgini çekmiyor. Hep senden büyük çocukların peşindesin :) Hangi ortamda olursak olalım, gidip çocukları seçiyorsun.

Nisan başında işe başlayacağım için bu ayki en önemli olayımız sana bi bakıcı bulmak oldu. 1 haftadır geliyor bakıcın ve gayet iyi anlaştınız gibi. Umarım böyle devam eder.

18.03.17 - Çimlerde ilk piknik. İnciraltı Kent Ormanı.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Çakıl 1 Yaşında!

Salı, Mart 28, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Artık 1 yaşındasın annecim. Bu 1 sene nasıl geçti inan anlamadım. Seninle günler o kadar hızlı geçiyor ki şaşırıp kalıyorum. Bi de bakmışsın üniversiteyi bitirmiş diyenler gerçekten haklı galiba. Bence zaman biraz daha yavaşlayabilir... Yeni yaşın kutlu olsun bebeğim. Bundan sonraki tüm yaşlarını sağlık ve mutlulukla kutlayalım canımın içisi...

1. yaş gününü evimizde yakınlarımızla kutlamayı tercih ettik. Hem senin, hem arkadaşlarının hem de misafirlerimizin daha rahat edeceğini düşündük. Pastan hariç tüm her şeyi ellerimizle hazırladık. Doğumgünündeki en sevdiğim detay da pastan oldu. Hem görünüşü hem tadı çok güzeldi. Narlıdere Mia Bakery elinden çıktı bu güzel pasta. Biraz yorulduk günün sonunda ama çok güzel ve özel bi gündü hepimiz için, yorulduğumuza değdi. 

Bu ay yeni dişin çıkmadı ve hala yürümüyorsun. Ordan burdan tutunarak kalkmak ve sıralamak senin işin o ayrı :) Ellerinden tutunca pıtı pıtı o odadan bu odaya gidip gelip duruyorsun. Özellkile deden seni uygun adım marş şeklinde yürütüyor ve bunu çok seviyorsun. Adımlarını aynı asker gibi pat pat atıyorsun :) Ellerini bırakıp dengede duramıyorsun henüz. Ona da sıra gelecek elbet :)

Artık her şeyi ama her şeyi anlıyorsun ve anlatmak istediğin bi şey olduğunda işaretlerle bi şekilde derdini anlatıyorsun. 

Yemeklerle aran her günkü ruh haline göre değişiyor :) Bazen çok iştahlı yiyorsun bazen de çileden çıkarıyorsun yemeyerek. Biz de akışına bıraktık. Önüne kaşık, çatal, tabak koyuyoruz, itinayla yere fırlatıyorsun. Sen de haklısın ama, sonuçta onlar senin için keşfedilecek oyuncak gibi şeyler şu anda. Biraz oynamak hakkın. Nasılsa öğreneceksin onları kullanmayı da. Elle yemek en zevklisi en nihayetinde :) Daha önce cibezi çok sevdiğini söylemiştim, ama onunla aşkınız ayrı bi noktaya taşındı. Sofrada cibezi gördüğün anda başka her şeyi unutup onu yemek istiyorsun. Artık bazen yemeğini yiyince ortaya çıkarıyoruz :)

Artık bilinçli bi şekilde anne ve baba diyorsun. Özellikle beni yanında istediğinde "anneee" diye sesleniyorsun. Ben tabi eriyip bitiyorum, hemen koşuyorum yanına :) Baba zaten artık senin için sıradan bi kelime, sürekli söylüyorsun. Onun dışında hala sürekli kendi kendine söyleniyorsun :)

Bu ay ilk kez bi hayvana dokundun, Elvis'i sevdin. Dokunmak için çok heyecanlandın, dokununca tüyleri garip geldi sanırım çektin elini. Sonra sürekli dokunup dokunup heyecanlı sesler çıkarıp çektin elini. Çok tatlıydın. Sonraki hafta da ilk kez köpeğe dokundun, aynı şekilde davrandın ona da.

Doğumgünün için baban sana bisiklet aldı ve sen bayıldın. Bi süre evin içinde kullandık, ordan oraya götürtüp durdun kendini. Kuruluyosun içine beni şuraya götür buraya götür diye komut veriyosun bi de bücürüm benim.

15.02.17 - İlk kez kediye dokundun, Elvis'i sevdin. 

22.02.17 - İlk bisikletine sahip oldun.

23. 02.17 - İlk yaşını doldurdun.













0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

11. Ay

Perşembe, Ocak 26, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


1 yaşında olmana son 1 ay kızım! Bu zaman nasıl da hızla akıp gidiyor hala anlayabilmiş değilim. Bu ay yine 15 gün evden uzakta, Denizli'deydik. Yılbaşını kutlamaya gittik, 15 gün kaldık :) Denizli'deyken 10 gün arayla iki diş daha çıkardın, üst ortalar. Bu sefer gündüz uykuların oldukça şaştı. 1.5-2 saate kadar uzamıştı gündüz uykuların ancak yarım saate falan düştü bu süreçte. Hala da tekrar düzene girmiş değil. Sanırım sırada alt yanlar var. Oldukça kabarmışlar gibi geldi bana.

Ek gıdayla aran hala fena değil. Yumurta beyazını da yemeye başladın. Kahvaltıda en sevdiğin şey omlet. Bazen sade, bazen peynirli cevizli yapıyorum. Severek yiyorsun. Tamamını çoğu zaman bitiremesen de neredeyse 3/4 ünü yiyorsun. Avokado'yu hiç sevmiyorsun mesela. Bi gün omletine koydum tadına bile bakmadın, arkasından sade omlet yaptım löplöp yedin. Başka bi gün muzla karıştırıp vereyim dedim, yine lokma yemedin. Ama muzu sade olarak çok seviyorsun. Sanırım avokado sevmediğini kabul etmem gerek :) Bizim yediğimiz çoğu şeyi yiyorsun. Kendi yemeklerimizi tuzsuz yapıyorum. Bu şekilde çok sorun yaşamadan yiyoruz yemeklerimizi. Yemek konusunda bizi şaşırttığın bazı şeyler de yok değil. Şevket-i bostan ve cibeze bayılıyorsun mesela. Gerçekten değişik bi çocuksun annecim :) Hala tuz ve şeker vermiyoruz sana. 1 yaşından sonra biraz tuza başlarız sanırım.

Bu ay bi yerlerden tutunup ayağa kalkma konusunda kendini iyice geliştirdin. Henüz tam sıralıyorsun diyemem ama 1-2 adım atıyorsun. Bakalım yaşında yürüyecek misin. 

Artık her şeyi anlıyorsun. Sana bir şeyleri bir kaç kez söylemek-anlatmak yeterli oluyor öğrenmen için. Al, ver, getir, bak, yat, kalk, gel gibi komutları yerine getiriyorsun rahatlıkla. Denizli'de yemek yerken sana yemeğini yiyeceksin, sonra bu kadaaaar olacaksın diye ellerini yukarı kaldırarak gösteriyordu babaannen. Bunu öğrenmişsin, şimdi yemeğini yiyince ne olacak diyoruz ellerini tavana doğru kaldırıyorsun mesela :) Çok tatlısın.

Her şeyi anladğın yetmiyormuş gibi her istediğini de yaptırıyorsun. Bi yere mi gitmek istedin. Önce kendini kucağa aldırıyorsun, sonra da nereye gitmek istiyorsan elinle orayı işaret edip götürüyorsun. Biz de napalım paşa paşa yapıyoruz senin istediğin her şeyi :)

Üflemeli şeyleri seviyordun zaten. Denizli'de babanın flütünü verdik eline üfleyip çaldın, çok hoşuna gitti :) 

İngilizce "head, shoulders, knees and toes" diye bi şarkı var. Şarkıyı söylerken ne nerde gösteriyorum. Ordan "head"i öğrenmişsin, "head" diyince kafanı gösteriyorsun :) Yerim seni.

Bence artık bildiğin "anne" diyosun. Yani bana seslenmek istediğinde anne kelimesi çıkıyo ağzından çoğunlukla. Önceleri yok ya öylesine tesadüfi çıkıyor diye düşünmüştüm ama son zamanlarda baban da anne diyor resmen diyince bi kaç kez emin oldum. Anne diyen dillerini de yirim ayrıca.

Onun dışında sürekli bıdı bıdı konuşmaya devam ediyorsun ama henüz çözemedik neler demek istediğini :)

Bu ay ilk kez karla tanıştın! Elini dokundurduk, soğuk hissini alınca geri çektin. Tekrar dokundun tekrar geri çektin. Doğal olarak çok garip geldi sana. Bir de etrafın bembeyaz olması garip geldi. İnceleyip, anlamaya çalışıp durdun :)

Yılbaşı gecesi uyumama konusunda rekor kırdın. Tam 1'e kadar uyumadın. Bi kaç kez seni uyutma girişimim oldu ama başarısızlıkla sonuçlandı. E tabi sana da hak veriyorum. Onca kalabalığı eğlenceyi bırakıp uyuyacak halin yoktu :D 

Elini dudaklarına götürüp öpücük atmayı öğrendin :) Minnoş musun acaba? Bir de çok garip ama dudaklarını balık gibi yapmayı öğrendin. Ben sana göstermiştim bunu bi kaç kez ama yapabileceğini hiç tahmin etmiyordum. Bi gün yaptın ve biz şok. Hadi izledin, öğrendin de nası yapabiliyosun hala şaşkınız :)

Kedi, köpek, kuş, balık hepsine çıldırıyorsun. Hatta gittiğimiz bi mekanda çok evcil ve cana yakın bi köpek vardı. Onu sevdin ilk defa. Elini dokundurup çekiyorsun sonra da gülüyorsun, çok hoşuna gitti köpeğe dokunmak.

Kitaplarla vakit geçirmeyi hala çok seviyorsun. Oyuncaklarınla geçirdiğin vakit kadar da kitaplarla vakit geçiriyorsun. Çok çok mutlu oluyorum bu duruma. 

Hala TV izlemiyorsun. Ama artık akşama doğru iyice sıkıldıysan bi 15-20 dakika bebek kanalı ya da çizgi filmli çocuk müzikleri açıyorum onları izliyorsun. 

Gündüz uykularını ikiye düşürdün ama maalesef çok istikrarsızsın zamanları konusunda. Bazen yarım saat, bazen 2 saat uyuyorsun. Niye böyle oluyor henüz çözebilmiş değilim. Geceleri hala 21-21.30 civarı uyuyup, sabah 8-9 civarı uyanıyorsun. Yalnız geceleri 2-2.5 saatte bir emmek için kesin uyanıyorsun. Bu da beni artık çok yoruyor. Bir de bu aralar memeye iyice düşkünlüğün arttı. Yani bıraksam tüm gün memede kalabilirsin. Hakkımızda hayırlısı demekten başka bi şey diyemiyorum bu konuda :/

31.12.16 - İlk kez kara dokundun.
05.01.17 - Üçüncü dişini patlattın. Üst ortanın sağı.
15.01.17 - Dördüncü dişini patlattın. Üst ortanın solu.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)