Bebek için pasaport ve vize işlemleri

Çarşamba, Mayıs 31, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bu konuyla ilgili nette aradığımız sorulara net cevaplar bulamadığımız ve hepsini yaşayarak öğrendiğimiz için bu yazıyı yazmayı kendime görev edindim :) En açık şekilde yazmaya çalışacağım. 

Bebek için pasaport şart mı?
Evet şart. Eskiden 12 yaşına kadar olan çocuklar hem pasaport hem vize olarak ebeveynlerden birinin pasaportuna işleniyormuş. Böylece çocuk için böyle şeylerle uğraşmak zorunda kalınmıyormuş. Neyse kısacası bebek yurt dışına çıkacaksa kendi pasaportu olması şart. Hem de doğduğu andan itibaren geçerli bu. 

Biyometrik foto olayı nasıl oluyor?
Kesinlikle biyometrik foto boyutlarına göre olması şart. Kafasını tutamayacak kadar küçükse ve oturamıyorsa bebeği beyaz bir fon üzerine yatırıp (çarşaj, masa örtüsü vb.) fotoyu kendiniz çekip, fotoğrafçıya biyometrik özelliklere göre yaptırabilirsiniz. Kafasını tutabiliyorsa ve oturuyorsa, fotoğrafçıda çektirmek bence en kolayı. Ben yan oturup, Çakıl'ı da düz bir şekilde kucağıma oturttum. Kocaman kamerayı gören Çakıl zaten put kesilip kameraya baktı. Şipşak çektirdik.

Pasaport harcı var mı yok mu?
Evet var. Hem de yetişkinlerinkiyle aynı fiyat. Biz önce birilerinden çocuklara yatırılmıyor harç diye duymuştuk. Ama bu kural öğrenci olan çocuklar içinmiş. Yani yenidoğan olsa bile bebek, gidip paşa paşa o harç yatırılıyor. Tabii cüzdan parası da. Üstelik 18 yaşına kadar maksimum 5 yıllık alabiliyorsunuz. Çok saçma ama yapacak bi şey yok.

Başvuruda bebeğin olması şart mı?
Evet şart.

Başvuruda tek ebeveyn bulunsa yeterli mi?
Eğer ikinci ebeveyn için muvafakatname alınırsa tek ebeveyn yeterli. Ama bununla uğraşmak yerine iki ebeveyn de gitse başvuruya daha kolay bence :) Tabii ekstrem bi durum yoksa.


Şimdi gelelim daha gıcık bir başvuru olan vizeye. Bebek mebek dinlemeyip tüm belgeleri istiyorlar valla. Biz Yunanistan'a turistik vize olarak başvurduk. 

Zaten tüm belgeler http://www.vfsglobal.com/greece/turkey/tourism.html adresinde var. Ama bizim kafamıza takılan bazı belgeler olmuştu ben şimdi onları yazacağım.

Öncelikle ebeveynden birinin sponsor olması gerekiyor. Bizde Aybo oldu. Ona göre alınması gereken belgeler şu şekilde oldu:

- İş yerinden ve bankadan aldığı tüm belgelerin aynısının ekstra birer kopyası
- Seyahat sağlık sigortası
- Bebeğin masraflarının karşılanacağına dair dilekçe (Bunu Aybo ben karşılayacağım diye yazdı yani)

Bu üç madde bizim kafamıza takılanlardı. Onun dışındaki belgeler sitede zaten yazıyor. Bunlar da yazıyor evet ama çok net değil gibiydi. Biz açıp sorduk özellikle.

Başvuruda yine iki ebeveynin de bulunması gerekiyor. 

12 yaşa kadar vize ücreti ödenmiyor, ama VFS'nin servis ücreti olan 80 lira yine bebek için de ödeniyor. 

Bu süreçle ilgili benim yazacaklarım bunlar. Ha bir de İzmir'de yaşayanlar için şöyle bi şey önerebilirim. Pasaport randevusu alırken Konak, Karşıyaka, Narlıdere, Bornova gibi merkezler oldukça ileri tarihli randevu veriyordu. Biz de o kadar bekleyemeyeceğimiz için yakın diye Seferhisar'dan aldık randevuyu. 10 dk bile sürmedi işlemlerin tamamlanması. O yüzden acil ise pasaport işiniz yakınlardaki bi ilçeden başvurmayı da düşünebilirsiniz ;)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

14-15.Ay

Pazartesi, Mayıs 29, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Bu iki ayın en büyük olayı yürümeye başlaman oldu kızım. Tam olarak 13 ay 21 günlükken yürüdün. 15. ayını bitirirkense koşmaya doğru gidiyorsun, bi dakka oturduğun söylenemez :) 

Diğer büyük olay ise benim işe dönmem diyebilirim. Haftanın sadece 3 günü işe gidip, 4 gününü yine seninle geçiriyor olsam da 13 aydan sonra bizim için oldukça büyük bir değişiklik oldu. Neyse ki çok zorlu bir süreç olmadı bizim için bu dönem. Sen bakıcınla gayet iyi anlaştın ve öyle devam ediyorsun. Gün içinde arıza çıkarmıyorsun, huysuzluk yapmıyorsun. Hatta bakıcınlayken kuzu gibisin, bizi görünce şımarmaya başlıyorsun. Anne-babaya nazlanma dönemin başladı senin anlayacağın :) Neyse ki işteyken çok özlüyorum seni de, nazını çekiyorum seve seve.


Tam bir papağansın. Ağzımızdan çıkan her kelimeyi tekrarlamaya çalışıyorsun. Çoğunun sadece ilk hecesini çıkarabiliyorsun ama nadir de olsa tam bir kelime çıkardığın da oluyor. Net olarak söylediğin ve kendince uydurduğun ama bizim anladığımız kelimeler anne, baba, dede, bebe, meme, mama, popo, kaka, gel, ver, vermem, bop(top), bao(balon).

Bu iki ay içinde toplam 6 tane diş çıkardın. O yüzden uyku ve yeme düzenin sürekli değişti. Tüm dişler çıkana kadar da böyle devam edecek sanırım. En düzenli devam eden şey gündüz uykularından ilki.



Uyku düzenin genel olarak şu şekilde: Sabahları erken kalkmaya başladın. 7-7.30 arası uyanıyorsun genelde. 8'i pek görmüyoruz çok şükür :D Gündüzleri hala 2 uyku uyuyorsun. İlkini 11 gibi uyuyup 12.30 gibi uyanıyorsun, ikincisini 16:00 gibi uyuyup 45dk-1.5 saat sonra arasında değişen zamanlarla uyanıyorsun. Akşamları genelde 21.15-21.30 arasında uyuyorsun. Geceleri hala 3-4-5-6 allah ne verdiyse uyanmaya devam. Gece emmesini kesinceye kadar da böyle devam edecek gibi.

Hala emiyorsun. Hatta öyle ki inanılmaz derecede memeye olan düşkünlüğün arttı. Bu durum beni ara ara çok yorup bunaltıyor ama henüz memeden kesmeye hazır değilim seni :) Biraz daha gitsin bakalım. Bi kaç ay sonra bi durum değerlendirmesi daha yaparız. Eğer ki yemek yemeni çok olumsuz yönde etkilerse bu emme konusu, o zaman mecburen kesebilirim diye düşünüyorum. Zira benimleyken gerçekten düzgün yemek yemiyorsun, sürekli meme diye mızıldanıyorsun, sonrasında da ağlamaya başlıyorsun. Ben yokken ise yemek yemeyle ilgili çok bi sıkıntın yok. 




Bu arada ben işteyken 1 kez süt sağmak zorunda kalıyorum çok süt biriktiği için, ama sen sağdığım sütleri içmiyorsun maalesef. Biberon, pipetli bardak, normal bardak hepsini denedik ama içmedin. Ben de denemekten vazgeçip, arkadaşın Özüm içsin diye ona gönderiyorum sütleri. O da bayıla bayıla içiyormuş neyse ki de, boşa gitmiyor sütler.

Biz yemek yerken sürekli bizim yediğimiz - içtiğimiz şeyleri bizim yediğimiz - içtiğimiz şekilde yemek - içmek istiyorsun. Hepimizde aynı yemek olsa da bizim tabağımızdakini istiyorsun, biz çay içiyorsak ona sulanıyorsun, bira ve şarabımıza bile sulanıyorsun. Biz de senin bu sulanma huyunu fırsat bilip içmediğin inek sütünü ara ara içirebiliyoruz :) 

Artık kitaplarını yemiyorsun! Oyuncaklarından daha fazla vakit geçiriyorsun kitaplarla. Yalnız kendi kendine oyun oynama olayın pek yok, illa yanında biz olup seninle oynayacağız, okuyacağız. 





Bir şeyi öğrenmen için kesinlikle ikinci kez söylememize gerek kalmıyor. Bir kez söylüyoruz ve hooop hemen hafızaya yazıyorsun ve unutmuyorsun. Tüm dertlerini bi şekilde konuşmadan anlatıyorsun. Sana bi görev verdiğimde dünyanın en önemli işi gibi yapıyorsun. Mesela senin odandaysam ve başka bir odadan senin ulaşabileceğin bir şeyi getirmeni istiyorsam gidip getiriyorsun. Çamaşırları yerleştirmeyi çok seviyoruz mesela beraber :) Evde resmen bebek işçi çalıştırıyorum :D 

Bir şeyleri boşaltıp doldurmaya bayılıyorsun. Özellikle de cüzdanımı! :) Oyalamam gerekiyorsa o an seni, mesela makyaj yapacaksam koyuyorum önüne cüzdanımı ya da makyaj çantamı uğraşıp duruyorsun. O kadar da ciddi yapıyorsun ki bu işleri, çok tatlı görünüyorsun :)







Sokakta gördüğün kedi, köpek, kuşların peşinden koşmaya bayılıyorsun. Ama onlardan biri sana doğru geldiğinde korkup bacaklarıma yapışıyorsun. Bu ne yaman çelişki :) 

Bilinçli ve istekli bir şekilde öpmeyi ve sarılmayı öğrendin. Kucağımdayken durup durup anne diyip sarılıp öpüyorsun. Ben de o sırada eriyip bitiyorum, bilincimi falan kaybediyorum tabi. Nası bi sevgi bu diye aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Sonrası yok :) Bu öpme işini peluş oyuncak ve bebeğine de yapıyorsun. Nası tatlısın bilemezsin. Hatta onları yatırıp sırtlarına vurup nennen falan diyorsun ya, yemek istiyorum o anda seni. 

24.03.17 - Alt sol yan kesici ve üst sol yan kesici dişlerin patladı.

06.04.17 - İlk defa ellerini bırakıp 3-4 adım attın. İlk kez Emir kuzeninle tanıştın :)

07.04.17 - Üst sağ yan kesici dişin patladı.

14.04.17 - Yürümeye başladın.

19.04.17 - İlk kez seni babana bırakıp akşam kızlarla dışarı çıktım.

24.04.17 - Alt sağ yan kesici dişin patladı.

07.05.17 - İlk kez uzun soluklu bir doğa yürüyüşüne katıldık. Sen sırtımda 5 km yürüdüm. Yaşasın kanguru!

11.05.17 - 6. hastalık geçirdin.

17.05.17 - Alt sağ küçük azı dişin patladı.

19.05.17 - Çekirdek aile olarak ilk tatil. Akyaka'ya gittik.

22.05.17 - Alt sol küçük azı dişin patladı.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

13. Ay

Çarşamba, Nisan 12, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bu ay itibariyle elden tutup yürüme işini iyice ilerlettin. Hatta koşuyorsun bile diyebiliriz. Ama henüz ellerini bırakıp yürümeye cesaretin yok. Sabırla bekliyoruz yürümeni :)

Konuşma konusunda daha heveslisin, kime çektin acaba :) Artık sana söylediğim basit şeyleri söylemeye çalışıyorsun. Mesela üzerinde mor üzüm olan bi oyuncağın var. Önce onun üzüm olduğunu öğrettim, sonra da bak üzüm mor renk diye tekrarladım sürekli. Bi kaç gün içinde üzüm ne renk diye sorunca "moooo" diye cevap vermeye başladın. Aynı şekilde inek möö der diye diye ineğin möö dediğini öğrendin. Bazen "mor" ve "möö" yü karıştırıyorsun ama olsun :)


Bu ay boyunca sürekli kitaplarını kemirip durdun. Eline kitap almayıver hemen ağzına götürüp kemiriyorsun. Sanırım bazı yeni dişlerin yolda. Hatta kitaplarını yırtıp parçalamaya başladın. Halbuki şimdiye kadar gayet güzel gitmiştik bu konuda. Sanırım yırtılabildiklerini anladığın zaman bitti bizim için yırtılmayan kitap günleri :) Ben sürekli sana kitaplar yırtılmaz diyorum ama bakalım ne zaman kanaat getireceksin sen de buna.




Mart ayı havaları çok dengesiz gitti. Bir hafta üst üste çok yağmurlu olduğu zamanlar oldu, dışarı çıkamadık hiç. İkimiz de çok sıkıldık o günlerde. Çünkü sen gerçekten dışarıda olmayı çok seviyorsun. Parka gitmesek, yarım saat arabanla sokaklarda dolaşsak bile çok mutlu oluyorsun. O yüzden havaların iyice düzelmesini dört gözle bekliyorum. Güzel olduğu günlerde de attık kendimizi dışarılara, mutlu olduk.

Bu ayın sonlarına doğru iştahında bi kötüleşme oldu. Özellikle kahvaltı ve öğle yemeğini doğru düzgün yemedin. Ağzını kontrol ettiğimde iki alt ve iki üst yan kesicilerin baya kabardığını gördüm. Sanırım yoldaki bu 4 diş etkiledi yemeni. Şu dişlerin hepsi bi çıksa da ikimiz de kurtulsak annecim ama asıl bundan sonraki dişler en zorlayıcı olanlarmış. Bakalım bize neler yaşatacak azı ve köpekler :/ 

Artık yemek yerken önüne koyduğumuz tabağı hemen yere atmıyorsun. Bi süre içinden yiyip sonra atıyorsun :) Bu da bi gelişme diye düşünüyorum :D Çatal da koyuyorum artık önüne, henüz kendin denk getirip batıramasan da yiyeceklere, ben batırıp eline verdiğimde afiyetle yiyorsun. Kaşık ile henüz tanışmadın :)

Daha önce bahsetmedim sanırım ama merdiven çıkmaya bayılıyorsun. Önceleri emekleyerek pıtı pıtı çıkıyordun, şimdi elinden tuttuğumuzda bizi hemen merdivenlere götürüp yürüyerek çıkarıyorsun kendini.


Parkı çok sevmeye başladın. Ordaki çocukların varlığı, koşturması çok hoşuna gidiyor. Sürekli aralarına katılmak istiyorsun. Zaten kendi yaşıtların ve senden küçükler hiç ilgini çekmiyor. Hep senden büyük çocukların peşindesin :) Hangi ortamda olursak olalım, gidip çocukları seçiyorsun.

Nisan başında işe başlayacağım için bu ayki en önemli olayımız sana bi bakıcı bulmak oldu. 1 haftadır geliyor bakıcın ve gayet iyi anlaştınız gibi. Umarım böyle devam eder.

18.03.17 - Çimlerde ilk piknik. İnciraltı Kent Ormanı.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Çakıl 1 Yaşında!

Salı, Mart 28, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Artık 1 yaşındasın annecim. Bu 1 sene nasıl geçti inan anlamadım. Seninle günler o kadar hızlı geçiyor ki şaşırıp kalıyorum. Bi de bakmışsın üniversiteyi bitirmiş diyenler gerçekten haklı galiba. Bence zaman biraz daha yavaşlayabilir... Yeni yaşın kutlu olsun bebeğim. Bundan sonraki tüm yaşlarını sağlık ve mutlulukla kutlayalım canımın içisi...

1. yaş gününü evimizde yakınlarımızla kutlamayı tercih ettik. Hem senin, hem arkadaşlarının hem de misafirlerimizin daha rahat edeceğini düşündük. Pastan hariç tüm her şeyi ellerimizle hazırladık. Doğumgünündeki en sevdiğim detay da pastan oldu. Hem görünüşü hem tadı çok güzeldi. Narlıdere Mia Bakery elinden çıktı bu güzel pasta. Biraz yorulduk günün sonunda ama çok güzel ve özel bi gündü hepimiz için, yorulduğumuza değdi. 

Bu ay yeni dişin çıkmadı ve hala yürümüyorsun. Ordan burdan tutunarak kalkmak ve sıralamak senin işin o ayrı :) Ellerinden tutunca pıtı pıtı o odadan bu odaya gidip gelip duruyorsun. Özellkile deden seni uygun adım marş şeklinde yürütüyor ve bunu çok seviyorsun. Adımlarını aynı asker gibi pat pat atıyorsun :) Ellerini bırakıp dengede duramıyorsun henüz. Ona da sıra gelecek elbet :)

Artık her şeyi ama her şeyi anlıyorsun ve anlatmak istediğin bi şey olduğunda işaretlerle bi şekilde derdini anlatıyorsun. 

Yemeklerle aran her günkü ruh haline göre değişiyor :) Bazen çok iştahlı yiyorsun bazen de çileden çıkarıyorsun yemeyerek. Biz de akışına bıraktık. Önüne kaşık, çatal, tabak koyuyoruz, itinayla yere fırlatıyorsun. Sen de haklısın ama, sonuçta onlar senin için keşfedilecek oyuncak gibi şeyler şu anda. Biraz oynamak hakkın. Nasılsa öğreneceksin onları kullanmayı da. Elle yemek en zevklisi en nihayetinde :) Daha önce cibezi çok sevdiğini söylemiştim, ama onunla aşkınız ayrı bi noktaya taşındı. Sofrada cibezi gördüğün anda başka her şeyi unutup onu yemek istiyorsun. Artık bazen yemeğini yiyince ortaya çıkarıyoruz :)

Artık bilinçli bi şekilde anne ve baba diyorsun. Özellikle beni yanında istediğinde "anneee" diye sesleniyorsun. Ben tabi eriyip bitiyorum, hemen koşuyorum yanına :) Baba zaten artık senin için sıradan bi kelime, sürekli söylüyorsun. Onun dışında hala sürekli kendi kendine söyleniyorsun :)

Bu ay ilk kez bi hayvana dokundun, Elvis'i sevdin. Dokunmak için çok heyecanlandın, dokununca tüyleri garip geldi sanırım çektin elini. Sonra sürekli dokunup dokunup heyecanlı sesler çıkarıp çektin elini. Çok tatlıydın. Sonraki hafta da ilk kez köpeğe dokundun, aynı şekilde davrandın ona da.

Doğumgünün için baban sana bisiklet aldı ve sen bayıldın. Bi süre evin içinde kullandık, ordan oraya götürtüp durdun kendini. Kuruluyosun içine beni şuraya götür buraya götür diye komut veriyosun bi de bücürüm benim.

15.02.17 - İlk kez kediye dokundun, Elvis'i sevdin. 

22.02.17 - İlk bisikletine sahip oldun.

23. 02.17 - İlk yaşını doldurdun.













0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

11. Ay

Perşembe, Ocak 26, 2017 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


1 yaşında olmana son 1 ay kızım! Bu zaman nasıl da hızla akıp gidiyor hala anlayabilmiş değilim. Bu ay yine 15 gün evden uzakta, Denizli'deydik. Yılbaşını kutlamaya gittik, 15 gün kaldık :) Denizli'deyken 10 gün arayla iki diş daha çıkardın, üst ortalar. Bu sefer gündüz uykuların oldukça şaştı. 1.5-2 saate kadar uzamıştı gündüz uykuların ancak yarım saate falan düştü bu süreçte. Hala da tekrar düzene girmiş değil. Sanırım sırada alt yanlar var. Oldukça kabarmışlar gibi geldi bana.

Ek gıdayla aran hala fena değil. Yumurta beyazını da yemeye başladın. Kahvaltıda en sevdiğin şey omlet. Bazen sade, bazen peynirli cevizli yapıyorum. Severek yiyorsun. Tamamını çoğu zaman bitiremesen de neredeyse 3/4 ünü yiyorsun. Avokado'yu hiç sevmiyorsun mesela. Bi gün omletine koydum tadına bile bakmadın, arkasından sade omlet yaptım löplöp yedin. Başka bi gün muzla karıştırıp vereyim dedim, yine lokma yemedin. Ama muzu sade olarak çok seviyorsun. Sanırım avokado sevmediğini kabul etmem gerek :) Bizim yediğimiz çoğu şeyi yiyorsun. Kendi yemeklerimizi tuzsuz yapıyorum. Bu şekilde çok sorun yaşamadan yiyoruz yemeklerimizi. Yemek konusunda bizi şaşırttığın bazı şeyler de yok değil. Şevket-i bostan ve cibeze bayılıyorsun mesela. Gerçekten değişik bi çocuksun annecim :) Hala tuz ve şeker vermiyoruz sana. 1 yaşından sonra biraz tuza başlarız sanırım.

Bu ay bi yerlerden tutunup ayağa kalkma konusunda kendini iyice geliştirdin. Henüz tam sıralıyorsun diyemem ama 1-2 adım atıyorsun. Bakalım yaşında yürüyecek misin. 

Artık her şeyi anlıyorsun. Sana bir şeyleri bir kaç kez söylemek-anlatmak yeterli oluyor öğrenmen için. Al, ver, getir, bak, yat, kalk, gel gibi komutları yerine getiriyorsun rahatlıkla. Denizli'de yemek yerken sana yemeğini yiyeceksin, sonra bu kadaaaar olacaksın diye ellerini yukarı kaldırarak gösteriyordu babaannen. Bunu öğrenmişsin, şimdi yemeğini yiyince ne olacak diyoruz ellerini tavana doğru kaldırıyorsun mesela :) Çok tatlısın.

Her şeyi anladğın yetmiyormuş gibi her istediğini de yaptırıyorsun. Bi yere mi gitmek istedin. Önce kendini kucağa aldırıyorsun, sonra da nereye gitmek istiyorsan elinle orayı işaret edip götürüyorsun. Biz de napalım paşa paşa yapıyoruz senin istediğin her şeyi :)

Üflemeli şeyleri seviyordun zaten. Denizli'de babanın flütünü verdik eline üfleyip çaldın, çok hoşuna gitti :) 

İngilizce "head, shoulders, knees and toes" diye bi şarkı var. Şarkıyı söylerken ne nerde gösteriyorum. Ordan "head"i öğrenmişsin, "head" diyince kafanı gösteriyorsun :) Yerim seni.

Bence artık bildiğin "anne" diyosun. Yani bana seslenmek istediğinde anne kelimesi çıkıyo ağzından çoğunlukla. Önceleri yok ya öylesine tesadüfi çıkıyor diye düşünmüştüm ama son zamanlarda baban da anne diyor resmen diyince bi kaç kez emin oldum. Anne diyen dillerini de yirim ayrıca.

Onun dışında sürekli bıdı bıdı konuşmaya devam ediyorsun ama henüz çözemedik neler demek istediğini :)

Bu ay ilk kez karla tanıştın! Elini dokundurduk, soğuk hissini alınca geri çektin. Tekrar dokundun tekrar geri çektin. Doğal olarak çok garip geldi sana. Bir de etrafın bembeyaz olması garip geldi. İnceleyip, anlamaya çalışıp durdun :)

Yılbaşı gecesi uyumama konusunda rekor kırdın. Tam 1'e kadar uyumadın. Bi kaç kez seni uyutma girişimim oldu ama başarısızlıkla sonuçlandı. E tabi sana da hak veriyorum. Onca kalabalığı eğlenceyi bırakıp uyuyacak halin yoktu :D 

Elini dudaklarına götürüp öpücük atmayı öğrendin :) Minnoş musun acaba? Bir de çok garip ama dudaklarını balık gibi yapmayı öğrendin. Ben sana göstermiştim bunu bi kaç kez ama yapabileceğini hiç tahmin etmiyordum. Bi gün yaptın ve biz şok. Hadi izledin, öğrendin de nası yapabiliyosun hala şaşkınız :)

Kedi, köpek, kuş, balık hepsine çıldırıyorsun. Hatta gittiğimiz bi mekanda çok evcil ve cana yakın bi köpek vardı. Onu sevdin ilk defa. Elini dokundurup çekiyorsun sonra da gülüyorsun, çok hoşuna gitti köpeğe dokunmak.

Kitaplarla vakit geçirmeyi hala çok seviyorsun. Oyuncaklarınla geçirdiğin vakit kadar da kitaplarla vakit geçiriyorsun. Çok çok mutlu oluyorum bu duruma. 

Hala TV izlemiyorsun. Ama artık akşama doğru iyice sıkıldıysan bi 15-20 dakika bebek kanalı ya da çizgi filmli çocuk müzikleri açıyorum onları izliyorsun. 

Gündüz uykularını ikiye düşürdün ama maalesef çok istikrarsızsın zamanları konusunda. Bazen yarım saat, bazen 2 saat uyuyorsun. Niye böyle oluyor henüz çözebilmiş değilim. Geceleri hala 21-21.30 civarı uyuyup, sabah 8-9 civarı uyanıyorsun. Yalnız geceleri 2-2.5 saatte bir emmek için kesin uyanıyorsun. Bu da beni artık çok yoruyor. Bir de bu aralar memeye iyice düşkünlüğün arttı. Yani bıraksam tüm gün memede kalabilirsin. Hakkımızda hayırlısı demekten başka bi şey diyemiyorum bu konuda :/

31.12.16 - İlk kez kara dokundun.
05.01.17 - Üçüncü dişini patlattın. Üst ortanın sağı.
15.01.17 - Dördüncü dişini patlattın. Üst ortanın solu.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)