Bizim hikayemiz...

Çarşamba, Mayıs 25, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments


En son 40+4 'ü yazmışım buraya. Belki de yarın seninle buluşuruz demişim Çakıl'a. Çünkü 40+4'teki kontrolümüzde doktorum suyun biraz azalmış, yatışını yarın yapalım, suni sancı ile normal doğumu deneyelim dedi. Tabii hemen ertesi gün için böyle bi şey beklemediğimden biraz şaşkın, biraz panik, biraz endişeli, biraz mutlu yani karmakarışık şekilde ayrıldık doktordan.

Annem ve babamla gitmiştik o gün doktora. Tabii onlar da aynı duyguları paylaştılar benimle. Biraz sakinlemek için kendimizi sahile attık. Kafayı toplamaya çalıştık, ne kadar başarılı olduk orası tartışılır :)

Eve dönünce valizleri son kez kontrol ettik, eksikleri tamamladık. Akşam Aybars geldi. İçerdeki Çakıl'ın tekmelerini son kez hissetiğimizi bilerek bol bol sevdik. 

Ertesi gün sabah 6'da hastanedeydik. İşlemleri tamamlayıp odaya çıktık. Önlüğümü giydim, kanımı verdim. Lavman yapıldı. Ardından NST'ye bağlandım ve 7.15'te suni sancı için serumu taktılar. Geç yatıp erken kalktığım için oldukça uykusuzdum. Arada uyukladım. Suni sancı verildikten 1 saat sonra sancılarım başladı, yani 8.15 gibi. NST'deki her şey normal göründüğü için çıkardılar. Yürmeme ve pilates topuyla egzersiz yapmama izin verdiler. Ardından 9.50'de ilk açıklık kontrolüm için ebe geldi, 1.5 cm açılmıştım. Gayet iyi olduğunu söyledi ve gitti. Ben tekrar gezinmeye devam ettim, ara ara da pilates topunda zıplıyordum. 11'e kadar böyle devam etti. Sonra tekrar NST'ye bağlandım. Her şey normal dedi ebe. Zaten sürekli NST çıktılarını doktoruma gönderiyorlardı. Doktorum da aynı hastanede görev yaptığı için endişeli değildim. 11.30 gibi NST'yi çıkarmalarını yürümek istediğimi söyledim. Biraz daha durması gerekiyor dediler. Tamam dedim. Bu arada sancılarım artmıştı ve sıklaşmıştı. 3 dk'da 1'e düşmüştü. 12 gibi tekrar açıklığa bakmak için geldi ebe. Ben emindim 4-5 cm açıldığıma ama 1.5 cm hala dedi ebe. O an hah dedim, akşama kadar olmayacak bu doğum yandık :) Epidural fln da takılmamıştı zaten henüz. 1.5 cm'in neyine taksınlar zaten. Hala da NST'deyim, neden çıkarmıyorsunuz sıkıldım dedim. Bebeğin kalp atışları biraz düzensiz o yüzden kontrol altında tutuyoruz dediler. Zaten suni sancıyı da kesmişler bebek daha fazla strese girmesin diye. Tabi düzensiz lafını duyunca ben biraz panik oldum. Neyse ki 12.30'da doktorum geldi bu sefer. Açıklık kontrolü yaparken suyum geldi ve o sırada ebeye mukonyum da geldi dediğini duydum. Tabii mukonyumun bebeğin kakası olduğunu bildiğim için dedim sezeryan mi Vedat bey? Gözlerimin içine baktı ve riske atmayalım hemen alalım sezeryane dedi. Benim zaten o an düşündüğüm tek şey sağlıkla doğsun da nası doğarsa doğsun olduğu için tamam alalım hemen o zaman dedim.

İşte o andan sonra bi koşturma başladı. Ameliyathane kontrol edildi. 15 dk içinde ameliyathanedeydim. İnerken çok korkuyordum, bunu çok net hatırlıyorum. Normal doğumu beklerken aniden sezeryane dönmüş olmasının şoku da bi yandan derken ağlayarak girdim ameliyathaneye. Hemen önlüğümü giydirdiler. Belime epidurali takıp spinal anesteziyi yaptılar ve belden aşağım yavaş yavaş uyuştu. Bu arada başımdaki asistanlardan biri sürekli benimle konuşup şimdi şu yapılıyor şimdi bu yapılıyor diye bilgi verdi. Sonra doktorum geldi ve direkt amelitaya başlamış. Ben sanıyorum hala bekliyolar. Sordum başladınız mı diye, evet 5-6 dk sonra çıkacak bebeğiniz dediler. İşte o andan itibaren onun sesini duymayı bekledim. En son asistan şimdi karnınıza biraz güç uygulanacak ve bebeğiniz çıkacak dedi ve Çakıl'ın sesini duydum. O an yaşadığım duyguları kelimelerle anlatabilmemin imkanı yok. Sadece kızım kızım diye sayıkladığımı ve böğürerek ağladığımı hatırlıyorum. Sonra hemen yanağıma getirdiler. Onun o mis tenini tenimde hissetmek ne muhteşemdi, ne gerçek üstü bi şeydi. İşte sonunda doğmuştu, benim bebeğim doğmuştu. İnanamıyordum! Saat 13.41'di.

Sonra Çakıl'ı ameliyathaneden doğum katına çıkardılar ve benim de sabırsız bekleyişim başladı. Çakıl doğduktan tam 1 saat sonra odadaydım ben de. Odaya girdiğimde herkes Çakıl'ın beşiğinin başındaydı, herkesin yüzü gülüyordu. Sonra hemen benim koynuma verdiler, birbirimizin sıcaklığını hissettik. Ne muhteşem duygu Allahım, yeniden doğmuş gibi hissediyormuş gerçekten insan.

Ardından emzirme denemeleri falan derken akşamına sütüm geldi ve o gece Aybarsla hayatımızın ilk 3 kişilik gecesini geçirdik. Çok yorgun, çok uykusuz, çok şaşkın ama çoook mutluyduk. Çakıl'a bakıp bakıp bu bizim mi şimdi diyorduk.

O güne dönüp baktığımda tek keşke dediğim şey doğum sırasında Aybars da yanımda olabilseydi oldu. Keşke yanmda olabilseydi de, o perdenin arkasında tek başıma beklerken elimi tutabilseydi.

Evet çok normal gelişen bir doğum olmadı benimkisi. Ama normal doğumu beklediğim için hiç pişman olmadım. Hiç korkmadım normal doğumdan. Olması gerekeni böyle bunun diye motive ettim kendimi hep. Ben en azından denedim. Olamadı orası ayrı. Doğum yaklaştıkça hep ikimiz de sağlıkla atlatalım da gerisi boş dedim hep. Çok şükür öyle de oldu.

Umarım bebeğini merakla bekleyen herkes sağlıkla kucağına aldığı günü görür... Keşkesiz doğumlar yaşar...

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

3. Ay

Salı, Mayıs 24, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bu zaman denen şey gerçekten çok hızlı akıp gidiyor. Sanırım bunu sen ay ay büyüdükçe daha iyi anlıyorum kızım. Zaman geçtikçe de seninle geçirdiğimiz vakitler daha da anlamlı ve eğlenceli olmaya başladı. Artık iyiden iyiye, bilerek ve isteyerek gülüyorsun. Hele de sabah uyandığında, tepende dikilip sana "Günaydın" dediğimde attığın gülücüklere hastayım. Uyandığında çok keyifli oluyorsun, hiç ağlayarak uyanmıyorsun sabahları. 

Bu ay itibariyle oyuncaklar daha da anlam kazandı senin gözünde. Eline yaklaştırdığımızda tutuyorsun, tutmakla kalmayıp hemen ağzına götürüyorsun :) Ağzına götürmek demişken, eline geçirdiğin her şeyi ağzına götürüyorsun evet, özelikle ellerin favorilerin :)

Agulamıyorsun artık çok fazla. Onun yerine çok değişik sesler çıkarıyorsun. Seninle karşılıklı konuştuğumuzda sen coşuyorsun, çok heyecanlanıp keyifleniyorsun. Konuşmaya başladığında bence bi daha susmayacaksın :D

Arabayla ilgili huyun değişti bu ay biraz. Eskiden arabaya binince hemen uyurdun, şimdi hemen uyumadığın gibi araba ışıkta ya da trafikte durunca huysuzlanmaya, hala hareket etmezse ağlamaya başlıyorsun. Bu konuda özellikle beni oldukça yoruyorsun. Umarım geçici bi durumdur bu :) Bebek arabana bindiğinde de etrafı daha çok incelemeye başladın. Her şey çok ilgini çekiyor.

Banyo yaparken ağlamaya başladın. Nerde o keyifle banyo yapan bebek! Ayakların suya değdiği an mızırdanmaya başlıyorsun. Vücuduna su değdiğinde de ağlamaya. Banyo yaptırmak seni de beni de çok yorar, üzer oldu. Neden böyle oldu bilmiyorum. Sanki bi kere su yuttun gibi geldi, ondan sonra mı oldu ki diye düşünmeden edemiyorum. Dileğim bi an önce banyo keyiflerimizin eskiye dönmesi. Banyon bitip masaja başladığımda eskisi gibi keyifleniyorsun neyse ki. 

Hala kendi kendine uykuya dalamıyorsun. Hoş biz bu konuda bi şey yapmıyoruz henüz. Memede uyumak en büyük hobin. Bu konuya bi kaç ay sonra el atarız diye düşünüyorum. 

Gece uykun daha düzene girdi. Yattığın saat her gün değişse de yattıktan 5-6 saat sonra uyanıp, emip tekrar yatıyorsun. Bu konuda sana minnettarım canım kızım. Teşekkür ederim. Gündüzki öğlen uykun istikrarlı devam ediyor. Onun dışında gündüz pek uyumuyorsun. 

Emzik emmemede ısrarcısın. Ama emziği tutabildiğin için elinle, ağzında gevelemek suretiyle oyalanabiliyorsun :) Bu da bi şeydir diye avunuyorum ben de.

Emerken beni konuşturmuyosun artık. Konuştuğum an emmeyi bırakıp boncuk gözlerini gözlerime dikiyosun ve sırıtmaya başlıyorsun. Ben konuşmasam bile etraftan gelen sesler dikkatini dağıtıyor, yine emmiyorsun. Öyle böyle bi şekilde emişiyoruz işte :)  

Bu ayki ilklerin nelermiş bakalım.

26.04.16 - İlk kez Denizli'ye gittin. İlk kez uzun araba yolculuğu yaptın. Öğle uykuna denk getirdiğimiz için çıkış saatini, yol gayet rahat geçti. 

07.05.16 - İlk kez arkadaşının doğumgününe katıldın, Demir'in. 

08.05.16 - İlk anneler günümüzü kutladık seninle. Bana bu eşsiz duyguyu yaşattığın için binlerce teşekkürler ve binlerce şükürler.

09.05.16 - İlk kez oyuncağını tuttun ve salladın.

13.05.16 - İlk kez oyun halısıyla tanıştın ve çok sevdin.

17.05.16 - İlk kez İstanbul'a gittin. Bu senin ikinci uçak yolculuğun oldu. Yine hiç arıza çıkarmadın benim akıllı kızım. Sanırım seyahat etmeyi seveceksin :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Anne...

Pazartesi, Mayıs 09, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bugün benim ilk anneler günüm. Tarifi imkansız duygularla geçirdim bugünü, şükürlerle geçirdim. Anneler gününü kutlayabildiğim için, anneler günüm kutlanabildiği için... Ama bi tarafım hep buruktu. Çocuğunu kaybeden anneleri, annelerini kaybeden çocukları düşündü hep bi yanım. Kim bilir gördükleri her fotoğraf, okudukları her anneler günü mesajı ne kadar canlarını yaktı. Önceden bunun farkına bu kadar derinden varamamışım. Anne olunca anladım... 

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)