2.Ay

Cumartesi, Nisan 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

"Aşk Yeniden" benim en sevdiğim Yeni Türkü şarkılardan biridir. Orda öyle bi dize var ki, şimdiye kadar bana hiç bu kadar anlamlı gelmemişti ve beni bu kadar iyi anlatmamıştı.

"Gözlerim doluyor aşkının şiddetinden, ağlamak istiyorum."

Nitekim bunu çoğu zaman yaşıyorum, hatta gözlerim sadece dolmakla kalmıyor ağlıyorum da. Özellikle en savunmasız halinle omzumda yatarken yaşadığım duyguları kelimelere dökebilmem mümkün değil. Anne olunca anlarsın sözünü o kadar iyi anlıyorum ki artık ve bunun için yıllardan beridir anne olmama gerek yokmuş, onu da çok iyi anlıyorum. Gün geçtikçe seni daha da çok seviyorum kızım...

Artık bize bilerek ve isteyerek gülmeye başladın. Aguluyorsun, bizim çıkardığımız a-e li sesleri taklit ediyorsun ve çok daha anlamlı bakıyorsun karşında biz seninle konuşurken. Yalnız tam bi babacı olacağın şimdiden belli, o seninle konuşurken hep çok daha mutlu ve coşkulusun. Bense sizin bu keyifli anlarınızı izleyip zevkten dört köşe oluyorum.

Seni koyduğum yerde kendi kendine biraz daha fazla vakit geçirmeye başladın, mesela bulaşık makinası yerleştirme zamanı kadar :) O sırada bol bol kendi kendine konuşuyorsun :)

Akşam saatlerinde huysuzluk yapmaya başladın. Seni uyutana kadar babanla bana kol kası yaptırıyorsun. Bu saatlerde omuzda değil, yüzün dışarı bakar şekilde ve gezinerek taşıtıyorsun kendini. Akşamları biraz pert oluyoruz bu yüzden, üstelik sen cin gibi bakınırken :)

Geceleri 23-24 gibi yattığında sabah 6-7ye kadar deliksiz uyuyup, bizi çok sevindirdiğin ve şaşırttığın günler oldu. Keşke bu istikrarını korusan. Hala gündüzleri 2-4 saat sürebilen blok bi uykun var. Saatleri çok değişken olsa da dileğim hep böyle devam etmen :)

Son zamanlarda seni bana daha çok benzetmeye başladılar. Bakalım önümüzdeki aylarda nası bi değişim göstereceksin. Şu anda o kadar tatlı ve tontiksin ki her gün o yanaklara bi kaç kez dalıyorum kafa göz evet, ha bi de çoraplarını çıkarıp ayaklarını öpüyorum :)

Bu ayki önemli tarihler nelermiş bakalım:

25.03.16 - Hastanedeki ilk gününde yapılan aşılarını saymazsak ilk aşını oldun, Hepatit B. Ateş yapmadı ama gece öyle bi huzursuzluk yaptı ki sen de, tüm gece babanla nöbetleşe seninle ilgilendik. Neredeyse hiç uyumadık, tabi sen de uyumadın :) Sabah olunca üçümüz aynı yatakta iki saat kadar sızmışız :D

28.03.16 - Tuniko.com un yeni ürünlerinin fotoğraf çekimi için Fuar'a gittik. Hava inanılmaz soğuktu ama seni slinge sarıp sarmaladım. Sen de hiç sorun çıkarmadan koynumda uyudun durdun. Böylece meşhur olma yolunda ilk adımını attın :D :D Bak bi kaç tane de foto koyayım aşağıya.

01.04.16 - İlk kez güneşte ellerini ayaklarını güneşlendirdik. Çıplak olmak zaten pek hoşuna gidiyo, o yüzden çok sevdin.

02.04.16 - Babanla beraber merdivenden düştünüz. Çok şükür ki ikinize de bir şey olmadı. Sol bacağında morluk gördüğümüz için hemen hastaneye gittik. Bacağının röntgenini çektiler. Çok hafif bi çatlak olduğunu, ama bi şey yapmaya gerek olmadığını söylediler. Çok korktuk kızım, tüm gün yaşadığımız bu talihsiz olayın şokunu atlatamadık. Ama çok çok şükür baban da sen de iyisiniz. Ama sen o kadar uslu bi kızsın ki bu olay çerçevesinde hiç ağlayıp huysuzluk çıkarmadın. Tüm gün ağladığın iki an vardı. Birincisi ilk düştüğünüzde korkudan(hatta belki o an canın da yandığından), ikincisi hastanede çok acıktığından.

03.04.16 - 40'ımız çıktı. Ben 40 uçurmasını yanlış anlamış olacağım ki o gün seninle baş başa ilk uçak yolculuğumuzu yaptık. Avanos'a anneanne ve dedeni ziyarete gittik. Ayrıca aynı gün bize ilk kez bilinçli bi şekilde gülücükler saçtın.

09.04.16 - Babanın ilk doğumgününü kutladın. Akşam yemeğe gittik ve sen tüm akşam uyudun canım kızım. Ayrıca gündüz seninle ilk kez beraber kuaföre gittik. Sonlara doğru mızmızlansan da günler sonra ben manikür yaptırıp, kaşlarımı aldırabildim :) Teşekkürler meleğim.

15.04.16 - İlk kez agu dedin. O ağzını yerim ben senin!!!

16.04.16 - İlk kez sabaha kadar deliksiz uyudun. Gece 23'te yatıp, sabah 6'da kalktın.

17.04.16 - İlk bira buluşmana gittin :) Ortamın maskotu oldun. Ardından ilk kez Alsancak çimlerde yayılma zevkini tattın. Senin için yorucu bi gündü :)

18.04.16 - Elini emmeyi keşfettin! Ne zaman oyalanmak istesen o eli ağızda görüyorum artık. Elin yerine şu emziklerden birini kabul edeydin daha iyi olabilirdi kızım. O konuda da henüz yılmadım, bakalım sonuç ne olacak :)








4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

40 Günlük Bebekle Uçak Yolculuğu

Çarşamba, Nisan 13, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Evet gözümü karartıp Çakıl 40 günlükken kısa bi anneanne-dede ziyareti için Avanos'a gitmeye karar verdim, üstelik tek başıma. Bu kararı alırken biraz tedirgindim. Tek başıma Cakıl, bebek arabası ve valiz olayıyla başa çıkabilecek miydim emin değildim. Ama sonuçta deneyimlemem gereken bi şey olduğuna karar verdim ve biletlerimizi aldım :)

İzmir-Nevşehir direkt olarak Anadolu Jet uçuyor. Yalnız ben 0-2 yaş bebeklere ücret alınmıyor diye biliyordum, Anadolu Jet aldı :) Ha çok bi miktar değil ama kucakta giden bebek için bilet kesmelerini biraz yadırgadım açıkçası. 

Havaalanında ilk kontrolden geçmek daha kolay oldu bizim için zira Aybo yanımızdaydı. İkinci kontrol biraz daha zor oldu tabi ama sağolsun güvenlik görevlileri oldukça yardımcılardı. Bu arada bebek arabasını da x-ray cihaza sokuyolarmış, o yüzden iki parçalı olursa araba biraz daha çetrefilli oluyo güvenlikten geçme işi. Arabayı x-ray'e verdikten sonra metal dedektörden bebek kucağınızda geçiyorsunuz. 

Check-in yaparken görevliye rica ettim en öndeki önü geniş olan koltuklar boşsa ordakilerden vermesini. Boşmuş ve o şekilde ayarladı koltuğumuzu. Cidden çok rahat ettim. Hem hosteslere, wc'ye yakın hem de önü geniş olduğu için sıkışmıyosunuz.

Ben bebek arabasını uçağa binerken vermek istedim. O yüzden check-in sırasında görevliden araba için poşet rica ettim. İki parça olduğu için bizim bebek arabası(ana kucağı+kasası) iki tane poşet verdiler. Her iki poşet için de ayrı ayrı bagaj etiketi de verdiler. Neyse ki körükten bindik de uçağa, otobüse bin-in uğraşmadık. Uçağa binmeden hemen önce aldım Çakıl'ı kucağıma, ordaki görevliye de tarif ettim nası katlandığını arabanın halletti.

Doktorumuza uçak yolculuğuna mani olup olmadığınn sorduğumda uçabilirsiniz bi sıkıntı yok ama kalkış ve inişte muhakkak emzir dedi. Kendiliğinden yutma refleksi olmadığından kalkış ve inişteki kulak basıncını dengeleyemiyorlarmış minnoşlar. Kulakları ağrımasın diye de mutlaka emzirmemi söyledi. Tabii bu bnim kafama baya takıldı. Çünkü bizimki toksa nah emzirirdim. Ayrıca emzik de emmediği için bizimki o opsiyon da ortadan kalkıyor. O yüzden o gün bi şekilde kalkışta emecek zamanı ayarlamaya çalıştım kendimce. Uçağa binene kadar her şey iyiydi. Uçağa bindiğimiz anda acıkma ağlamasına başladı. Dedim aha yandık, meme vermezsem hayatta susmaz. E versem kalkışa kadar çoktan emip bitirir. Tabii ağlatacak halim yoktu küçük sevgilimi, dayadım memeyi. İlginç bi şekilde kalkışa kadar emdi hatta kalktıktan sonra da emmeye devam etti. Tabi öyle çok çok bi emme değil bu, arada az az çekiyor. Ama o bile işe yaradı kanımca çünkü sonra uykuya daldı ve bi huzursuzluk duymadı. Hatta öyle bi daldı ki uykuya inene kadar uyanmadı. İnişte de emzireyim istedim ama uyanmadığı için bi türlü veremedim memeyi :D Neyse ki sorun olmadı inerken emmemesi. 

Nevşehir havvaalnı çok küçük olduğu için ne otobüs ne de körük var. İnip yürüyerek terminale gidiyorsunuz. Uçaktan inmek için acele etmedim, hatta en son indim. Zaten Çakıl'ı giydir, çantayı al falan derken de sona kaldım :D İndiğimde bebek arabamız bekliyodu bizi, yine görevliye tarif ettim açtı ve ana kucağını taktı. Böylece sorunsuz bi şekilde vardık. Annemle babam bekliyodu zaten havaalanında beni, atlayıp arabaya evin yolunu tuttuk. 

Dönüşte de aynı yollardan geçtim. Sadece bu defer tüm yol boyunca uyumadı Çakıl. Kalkıştan sonra biraz uyuduktan sonra uyandı. Biraz mızırdandı. Omuz, kucak derken inişe geçtik. Sonra da dayadım memeyi inene kadar emdi. Hatta inerken küp gibi uyuyodu :D

İşte böyle sevgili okur. El kadar bebeyle tek başıma uçak yolculuğunu sağ salim atlatmış olmanın verdiği gururla yazımı sonlandırıyorum. Maalesef yolculuğa dair bi foto yok, o yüzden alakasız bi Çakıl fotosuyla veda ediyorum :D


0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)