10. Ay

Cuma, Aralık 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


10. ayı maalesef griple bitiriyorsun kızım. Üstelik şimdiye kadar olan en ağır hastalığın diyebilirim. Burnun tam bir musluk, çoğunlukla tıkalı, öksürüğün var, gözlerin kırmızı kırmızı ve halsizsin. Neyse ki ateş sorunu yaşamadık. Bense senin bu keyifsiz ve hasta halini gördükçe, içimden bi şeylerin koptuğunu hissediyorum. Minicik bedeninle nası bi savaş veriyosun belli değil. Tabii ki buna da şükür diyorum, dermansız dert değil sonuçta. Bi kaç gün daha çekip, göndereceğiz hastalığı bebeğim.

Bu son bi kaç günü saymazsak oldukça hareketli bir aydı(yine :D). 9 ayını doldurduğun günlerde anneannen ve deden geldiler İzmir'e ve 2.5 hafta kaldılar. Evin kalabalık olmasını tabii ki de çok sevdin. Sürekli seninle oynayan, konuşan, gülen, eğlenen birileri olmayagörsün zaten. Çok mutlu oluyorsun :) Anneannen de oyun oynamayı çok sevdiği için takılıp durdunuz karşılıklı. Ardından bir haftalığına İstanbul'a gittik. Ordaki herkes çok özlemiş seni. İkimiz için de iyi oldu. Hemen ardından da haftasonu için Denizli'ye gittik. Arya kuzenini gördün, bol bol oynadınız. Bu kadar seyahat sonrasında hasta olman kaçınılmazdı diye düşünmeden de edemiyorum :(

Bu ayın en büyük olayı seni 1 geceliğine anneanne ve dedenle bırakıp, Çeşme'ye şirketin etkinliğine gitmemiz oldu. Anneanen ısrarla günü ve geceyi idare edebileceklerini söyleyip beni ikna etti gece de kalmam için. Ben de ona güvenerek ama kafamda bi sürü soruyla tamam dedim. Sen normalde emerek uyuduğun için, etkinlikten önceki 10 gün falan gündüz uykularını anneannen uyutmaya başladı. Pışpış ve ninniyle uykuya geçebildin. Bazen hiç sesini çıkarmadan uyudun, bazen mızırdadın, bazen de biraz ağladın. Ama hep 10-15 dk içinde uyudun. Sonra bi gün babanla sinemaya gittik akşam. Bunu da not düşeyim de 9 aydan sonraki ilk sinemaya gidişimdi :) O akşam seni emzirip bıraktım evde. Gece uykusuna da anneannen geçirdi yine seni. Gece yarısı gibi döndüğümüzde uyandın, emip geri uyudun. Bu denemelerden sonra 1 gecelik ayrılığı ikimiz de kaldırabiliriz diye düşündüm ve içim daha rahat bi şekilde bıraktım seni. O gün tüm gün gayet güzel vakit geçirmişsiniz. Süt sağıp bırakmıştım ama sen donup çözülmüş sütün tadını beğenmeyip içmemişsin. E tabi kaynağından içmeyince ne anlamı var de mi :D Gündüz uykularını uyumuşsun. Gece de yemeğini yiyip yatmışsın her zamanki saatinde. Sonra gece bi kaç kez uyanmışsın. Su falan içip pışpışla geri uyumuşsun. Tüm gün zaten anneannen ve deden sürekli fotoğraf ve video yollayıp beni bilgilendirdiler. Aklım hep sendeydi ama içim de rahattı. Ertesi gün öğlene doğru döndük. Bizi gördüğünde o kadar sevindin ki çırpınıp sarılıp durdun. Biz de çok özlemişiz seni, o gün adeta yapışık ikiz gibiydik :)

Emekleme konusunda artık bir uzmansın. İyice hızlandın ve evin her yerine ulaşıyorsun. Sürekli senden bi şeyler kaçırır durumdayız evde. Gözümüzü üzerinden bi saniye ayıramıyoruz. Bu da demek oluyor ki uyumadığın zamanlarda hep seninleyim. Ya oyun oynuyoruz beraber, ya kitap okuyoruz ya da dışarı çıkıyoruz. Evde sen uyanıkken yapmam gereken şeyler olduğunda (yemek, çamaşır asmak gibi) seni kanguruyla sırtıma bağlıyorum ve o şekilde yapabiliyorum işlerimi. Eğer uykun geldiyse uyuyakalıyorsun zaten sen de orda :)

Baban eve geldiğinde "Baba geldiiiii" diyip seni yere bırakıyorum. Salonun ortasından emeklemeye başlayıp, kapının önüne kadar son hız gidiyorsun bi sevinçle. Sonra baban seni kucağına alıyor ve sevinçten çırpınmaya başlıyorsun :)

Artık orta sehpa diye bi şeyimiz yok :) Kaldırdık hepsini. Böyle bi ferahladı salonumuz sayende :) Çekmece ve kapakları açmayı öğrendin. Sürekli tv ünitesinin kapağını açmaya çalışıyorsun. Açıyorsun da. İçindekileri çekip çıkarmak ortalığa saçmak en güzel oyun senin için. Henüz kapak ve çekmeceleri açmaman için aparatlar takmadık. Bu konuda nasıl ilerleyeceğiz zaman gösterecek.

Perdeleri keşfettin! Gidip gidip saklanma oyunu oynuyorsun. Çok eğleniyorsun tabii ki :)

Top atmayı öğrendin. Topu atmayı gösterdikten sonra sana verince ve hadi at deyince attın. Çok çabuk öğreniyorsun gerçekten ve ben bu öğrenme hızına hayran kalıyorum.

Bi kaç gün önce ilk kez odandaki yatağının kenarına tutunup kendi başına ayağa kalkabildin. Sanırım bu ay içinde sıralamaya başlayacaksın. Kim bilir belki de yürürsün!

Bu ay çenen biraz düştü :) Sanırım dilini kullanmayı öğreniyorsun. Dedededede sesini çıkarmaya başladın. Ha bir de anlamlandıramadığım bi çok ses daha :)

Müzik duyduğunda ellerini çırpıyorsun ya da dizlerine vuruyorsun. Yaaştan oynaklaşmaya başladın :) Bakalım daha ne şebeklikler bekliyor bizi bu konuda.

Öpmeyi öğrendin gibi. Yani tam olarak öpücük vermiyorsun ama yanağımı uzattığımda, hadi öp dediğimde ağzını yanağıma doğru yaklaştırıyorsun. Sonra da bi sevindirik oluyorsun :) 

Üfleyince ses çıkaran oyuncaklara bayılıyorsun. Eline zurna versek onu da çalarsın eminim :) 

Artık bir şeyleri öğrenip, isimle ilişkilendirebiliyorsun iyice. Mesela dedeni öğrendin. Dede nerede diye sorduğumuzda hiç şaşırmadan onu gösteriyorsun. Hatta İstanbul'a gittiğimizde büyük dedeni de öğrendin. Dede nerede diye sorunca ona da bakmaya başladın. Bunun üzerine top nerede, kitap nerede diye sorduğumuzda hemen onların yanına gittin. Ben de bu aralar oyuncaklarını gösterip bak bu zürafa, bak bu dino, bak bu şu, bak bu bu diyerek sürekli tekrar yapıyorum sonra da sana soruyorum o nerede bu nerede diye. Sen de çoğunlukla hep doğru şeyleri gösteriyorsun. Bu yaptıklarının hepsi bana tabii ki mucizevi geliyor annecim. Her yeni yaptığın şey benim için çok özel ve gururlandırıcı. Bu hissi insan ancak ebeveyn olduğunda anlayabiliyormuş gerçekten.

Kitaplara ilgin gün geçtikçe artıyor ve ben buna çok seviniyorum. Sana yeni kitaplar aldım ve almaya devam edeceğim. Her gün bi kaç kez okuma zamanı yapıyoruz seninle ve sen gerçekten çok zevk alıyorsun bu zamanlardan. Hadi gel kitap okuyalım dediğimde heyecanlanıyorsun. Umarım ki bu ilgini hiç kaybetme kitaplara karşı.

Bu ayın yarısından sonra bana düşkünlüğün oldukça arttı. Benim kucağımdyken biri seni almak istediğinde hemen boynuma sarılıp gitmek istemiyorsun. Bunu baban dışındaki herkese yapıyorsun. Biraz gönlünü eğledikten sonra alabiliyor insanlar seni kucağımdan :) Ama itiraf etmeliyim ki o gitmek istemeyip boynuma sarıldığın an dünya duruyor sanki. O andaki hislerimi anlatmam hiç bir zaman mümkün olmayacak. 

Yemeklerle aran gayet iyi. Kahvaltı olayını çözdük gibi. Uyandıktan sonra emiyorsun, 1 saat sonra falan da kahvaltı yaptırmak istediğimde yiyorsun. Yalnız peyniri sevip yiyordun ama son 10 gündür yemek istemiyorsun. Her gün bi yumurta sarısını götürüyorsun kahvaltıda. Onun dışında genel olarak yaptığım şeyleri yiyorsun. Yeme konusunda problem çıkardığını söyleyemeyeceğim. Ama tabi bi kaç gündür şu hastalıktan dolayı hiç bi şey yemiyorsun azıcık muz dışında. Tamamen emerek devam ediyoruz. Umarım hastalığın bitince yeme durumun olumsuz etkilenmez. 

Gündüz 3 kere uyuduğun uykuyu sanki 2 kereye düşürmeye çalışıyorsun bu ara. Gerçi araya hastalık girdiği için normalden daha çok uyudun son günlerde ama öğleden sonra uykusunu yakın zamanda birleştireceksin gibi geliyor bana. 

11.12.16 - İlk kez dede dedin.

20.12.16 - İlk kez kendi kendine bi yerden tutunup ayağa kalktın.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

9.Ay

Perşembe, Aralık 01, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Eveeeet yine ilklerle dolu bi ayı daha geride bıraktık. Sanırım bu ilkler hiç bitmeyecek, her ay aynı şekilde başlayacağım yazılara :)

Bu ay oldukça mobil hale geçtin, emeklemeye başladın. Ama tam olarak emeklemeye başlamadan önce otura otura bi yerlere ulaşmaya başladın yuvarlanmanın dışında. Emekleme pozisyonu alıp, cesaret edemeyip hoop oturdun. Sonra yine aynı hareketi onlarca kez tekrarladın. İstediğin her yere bu şekilde ulaşmaya başladın. En sonunda bi gün ehhh yeter be emeklicem ben diye düşünmüş olmalısın ki birden emeklemeye başladın. Şimdilerde profesyonel olma yolunda ilerliyorsun. Artık evin her yeri keşfetmen için seni bekliyor. E sen de bu durumdan çok memnunsun zaten. Karıştıracak çok şeyin oldu.

Henüz sıralamaya başlamadın, ama yüksek bir yerlerden tutunup ayakta durmaya başladın bizim de desteğimizle. Ayaklarını düzgün basıyorsun artık. Hatta bi kaç kez sağdan soldan tutunup kendi başına ayaklarının üstüne kalktın. Bi de çekmece ve dolap kapaklarını açıp kapatmayı öğrendin. TV ünitesinin kapağını sürekli açıp kapatıp duruyorsun. Çekmeceleri açmaya henüz çok gücün yetmiyor :)

Yemeklerle aran oldukça düzeldi. Et, balık ve tavuk en sevdiğin yiyecekler. Sabah ilk kalktığında kahvaltı yaptırmak istediğimde hala çok istekli olmuyorsun. Bazen yiyorsun bazen yemiyorsun. Sabah uykusundan sonra yemeyi tercih ediyorsun daha çok. En iştahlı yediğin öğünse akşam yemekleri. Uykun da olsa yiyorsun yemeğini. Bu da bizi çok sevindiriyor tabii ki. Umarız böyle iştahlı devam et kızım. Bu arada meyveyi koşulsuz şartsız her zaman yiyebilirsin, o kadar çok seviyorsun. Üzüm ve muz favorin :)

Pipetle su içmeyi öğrendin. Bi gün misafirlikte oyalan diye eline piet tutuşturmuştuk. Sonra bi baktım çekmeye çalışıyorsun bi şeyler. Ben de bardağa su koyup içine pipeti koydum. Çektin ve suyu içtin. Her yeni şeyi başardığındaki mutluluk gibi bu da görülmeye değerdi. Sonrasında pipetli suluk aldım sana. Artık suyunu bu suluktan içiyorsun. Başlarda tutacaklarından tutmaya gücün yetmiyordu ama şimdi tek elinle bile tutup içebiliyorsun suyunu.

Bu ay oyuncaklarının yanında kitaplara çok ilgi duymaya başladın. Önceden kitaplar sürekli ağzında oluyordu ama artık sayfaları çevirmeyi öğrendin ve içindeki resimlere bakıp tepkiler veriyorsun. Özellikle hayvanlı bi kitabın var, tüylü falan ona bayılıyorsun. Özellikle kedi ve köpeği gösterip seslerini taklit ettiğimde çok mutlu oluyorsun. Denizli'den sallanan bi at getirdik Özgelerden, onu çok seviyorsun. Kulağına basınca ses çıkarttığını keşfetmişsin kendi kendine. Üstüne binince hemen basıp ayakları çırpmaya başlıyorsun. Jokey mi olacaksın nedir bu heyecan anlamadım :) Bir de kitapta at görünce dıgıdık diyorum, hemen sallanan atına bakıyorsun. Nesneleri eşleştirmeyi öğrenmeye başladın sanırım.

Gündüz hala çoğunlukla 3 uyku uyuyorsun. Sabahtan, öğleden sonra ve akşam üstü. Ama uykularının süresi her gün  değişiyor. Genelde gündüz toplamda 2-3 saat arası değişen saatler kadar uyuyorsun. Ama tek blok halinde uyuduğun süre 1.5 saati geçmiyor. Gece uykuların ise 11-12 saat oluyor toplamda. Bazı geceler saat başı uyanıyorsun, bazı geceler 3-4 saatte bir. O yüzden her gecem sürprizli oluyor sayende :D

Ce-e oyununu kendin oynamaya başladın. Altını ya da üstünü değiştirirken kıyafetlerini alıp yüzünü kapatıyorsun. Çakıl nerde diye sorduğumda gülerek yüzünü açıyorsun. Sonra tekrar kapatıyorsun. İkimiz de çok eğleniyoruz. Saklanmalı oyunları çok seviyor olmalısın ki koltuğun kenarına ya da duvarın dibine saklanıp ordan kafanı uzatıyorsun, kendi kendine oyun yaratıyorsun.

Baba nerde diye sorduğumda hemen dış kapıya bakıyorsun. E haklısın tabii, onu ilk gördüğün yer orası oluyor her gün. Onu kapıda görünce de sevindirik olup hızlı hızlı emeklemeye başlıyorsun ona doğru. Baba-kız aşkınız artarak devam ediyor. Ama senle benim aşkım da hiç yabana atılacak cinsten değil onu da ekleyim :)

Alkış, bay bay ve gel gel hareketlerini yapmaya başladın. Ama bunları her söylediğimde yapmıyorsun henüz. Canın ne zaman isterse o zaman yapıyorsun. Bunları yaparken de çok tatlı oluyorsun, ağzını yüzünü yiyesim geliyor :)

Sanırım artık bi uyku arkadaşın var. Geçtiğimiz aylarda baya uğraşmıştım çeşitli oyuncakları sana uyku arkadaşı yapmayı ama hiç birini benimsememiştin. Şimdiki ise tamamen doğaçlama olarak gelişti. Anneannen ve deden İzmir'e geldiler ve biz bi gün İKEA'ya gittik. Çocuk bölümünde peluş bi panda beğendiler senin için. Alıp sana uzattılar ve sen de öyle bi sarıldın ki ona hemen aldılar. Sonra evde onla oynarken sürekli sarıldın, uykun gelince de üstüne kafanı falan yasladın. Bunun üzerine anneannen seni uyuturken hep o pandayı da aldı yanınza, sen de böylece onu baya benimsemiş oldun. Onunla uyuyorsun çoğunlukla bu aralar, bakalım bu şekilde devam edecek mi.

Bu arada ikinci dişini de patlattın. Gece uykularını sürekli bölmesi dışında bi sıkıntı yaşamadık bu süreçte. Umarım tüm dişlerini maksimum bu şekilde atlatırsın annecim.

17.11.16 - Emeklemeye başladın.

21.11.16 - Alkış yapmaya başladın.

23.11.16 - İkinci dişini patlattın, tam da 9 ayı doldurduğun gün. Bu sefer alt ortanın solu, yani ilk çıkanın yanı.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

8.Ay

Pazar, Ekim 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments


Bu ay oldukça fazla "ilk" yaşadın, yaşadık kızım. Her "ilk"inde gözlerim doluyor, daha ne kadar çok ilk yaşayacağımızı düşündükçe heyecanlanıyorum. 

Artık emekleme pozisyonu alıyorsun. Dizlerinin ve ellerinin üzerinde durabiliyorsun. Poponu öne geriye sallıyorsun ve bunu yaparken çok mutlu oluyorsun. Zaten ilk kez başardığın şeyler sırasındaki mutluluğun görülmeye değer. Başardığın için seviniyorsun resmen. Henüz tam olarak emekledin diyemiyoruz. Ama çok yakın onu biliyorum. 

Yatma pozisyonundan oturma pozisyonuna geçmeye başladın. Zira yatağın kenarlarından tutunup dizlerinin üstüne de kalkabiliyorsun artık. Bi gayret daha ilerisi, ayaklarının üstüne kalkman ki işte o zaman yataktan sarkıp düşmemen için sebebin kalmıyor. Bu yüzden yatağını indirdik. 

İlk dişin patladı! Patlamadan önceki 10 günlük sürede uykularına bi hal oldu zaten. Saçmalamaya başladın geceleri. Bazı geceler 1.5-2 saatte bi uyanmalar, bazı geceler 3 saatte bi bazılarında 4 saatte bi falan gibi. Bu saçmalamaların sonunda bi gün dişinin iyice kabardığını gördüm ve dedim uykuların gel giti belli oldu, diş geliyor artık. Nitekim bu düşüncemden iki gün sonra ucu göründü dişinin. Alt ortanın bana göre sağı olan dişinden bahsediyorum. Ama sanırım patlatmakla bitmiyor sıkıntılar. Diş etini yarıp ortaya çıkana kadar daha sürecek sıkıntıların. Gerçi 2 yaşına kadar 20 tane diş çıkaracağını düşünürsek bu diş süreci hiç bitmeyecek :) Alttaki iki dişin tamamen görünür olduğu zaman tipin daha bi tatlılaşacak gibi geliyor bana. Sonuçta minik bi tavşancık olmak kolay değil :)

Sanırım artık hayvanları tanımaya başlıyorsun. Dışarıda gördüğün kedi, köpek ve kuşlara karşı heyecanlanma tepkisi veriyorsun, hatta konuşmaya çalışıyorsun. Senin görüş alanından çıkana kadar takip ediyorsun, çıktıktan sonra da nerede bu ya dercesine etrafına bakınıyorsun. Hatta geçen gün evdeki sineği takip ettin baya bi, oldukça şaşırdığımı söylemeliyim :)

Çok arkadaş canlısısın. Ortamda bebek, çocuk gördüğünde aşırı hareketlenip yanlarına gitmek istiyorsun. Resmen ortamdaki en küçüğü seçiyorsun ve izlemeye başlıyorsun. Yaklaşınca hemen ellerini tutmaya, yüzlerine dokunmaya çalışıyorsun, sürekli gülücükler saçıyorsun. Umarım hep böyle sev insanları kızım, yabani olma, girişken ol.

Oturup oyuncaklarınla çok güzel vakit geçirmeye başladın. Oyuncaklarını koymak için bi kutu aldım. Önünde koyuyorum o kutuyu, sen de yan devirip içinden oyuncaklarını seçe seçe oynuyorsun. Sen oynarken saatlerce izleyebilirim seni öylece. İşte annelik denen şey böyle saçma bi şey bazen. 

Ayna hala en favori şeylerinden biri. Ayna gördüğün an hemen gülüyorsun. Tabi salyalı ellerinle dokunup kirletmek de en sevdiğin şeyler arasında :D

Ek gıdayla aran fena değil. Ama uykun varsa gerçekten yemiyorsun bi şey. Bir de bizimle beraber sofraya oturduğun an ağzını şapırdatmaya başlıyorsun, çok gülüyorum o haline. Bi gün karşında oturmuş balık ekmek yiyordum. Sen öyle bi şapırdattın ki ağzını acıkmış olabileceğini düşündüm ve verdim balıktan. Öyle iştahla yedin ki hayret ettim. Sonrasında bi gün somon, bi gün de lüfer yedirdik. Her seferinde çok iştahla yedin. Sanırım balık seveceksin. 

Yumurtayla da aran düzeldi gibi. Neredeyse bir tam yumurta sarısı yiyorsun artık. Umarım böyle devam edersin.

Bakalım ilklerin ne zaman gerçekleşmiş.

10.10.16 - İlk kez yatağının kenarından tutunup dizlerinin üzerine kalktın.

10.10.16 - İlk kez ellerinin ve dizlerinin üzerinde durup, emekleme pozisyonu aldın.

13.10.16 - İlk kez yatar pozisyondan oturur pozisyona geçtin.

15.10.16 - İlk dişini patlattın.

2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

7. Ay

Cuma, Eylül 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Yine çok gezdiğin bir ayı daha bitirdin kızım. Bu ayın 10 gününü İzmir'de evinde, 10 gününü  kurban bayramı için Avanos'ta, 5 gününü Yalıkavak'ta ve 5 gününü de Denizli'de geçirdin :) Doğduğundan beri kaç km yol yaptığını en kısa zamanda hesaplamayı düşünüyorum :)

Artık resmen sonbahar geldi, havalar biraz da olsa serinledi, yağmurlar başladı ve biz nihayet yaz koşturmacasından yerleşik düzene geçtik. Tüm yaz seni ordan oraya sürükledik, ona rağmen hiç sesini çıkarmadın. Hep uyumlu davrandın kızım, teşekkür ederiz. 

Bu ay senin ek gıda serüvenin tüm hızıyla başladı. Tadımlar bitti, öğünler geldi. Tadımlarda gösterdiğin istekli yeme durumunu öğünlere geçtiğimizde pek göstermedin başlarda. Yoğurdu bile zar zor yediriyordum. Sebzelere burun kıvırıyordun. En iştahlı yediğin şey meyveydi. Bu durum biraz şevkimi kırdı önce, dedim işte yemek yemeyi sevmeyecek bi çocuk geliyor. Ama o kadar çabuk karar vermemek biraz sabırlı davranmak gerekiyormuş. Günler geçtikçe yeni tatlara daha iyi tepkiler vermeye başladın. Yoğurdu yeniden iştahla yiyorsun mesela :)

Her yemek sonrası iyi bi temizlenmeye ihtiyacın oluyor, çünkü ağzına verdiğimiz her şeye elinle dokunuyorsun sonra elini yüzüne, saçına, her yere sürüyorsun. Ben bu hallerinin tadını çıkarıyorum, etraf batmış umrumda olmuyor. 

Yani bu ay sana bi şeyler yedirmeye çalışırken daha bi hızlı geçti gibi oldu. 

Bu ay öğrendiğin şeylerle bizi çok eğlendiriyorsun. Ellerinle sürekli bi yerlere vuruyorsun. Avcumuzu açık "çap çap" diyince, hemen vurmaya başlıyorsun ve bunu yaparken çok eğleniyorsun :) Elimizi tokalaşır gibi uzatıp "merhaba" dediğimizde sen de elini uzatıyorsun sanki tokalaşır gibi. Çok tatlısın. 

Eğer masa başında kucağımızda oturuyorsan sürekli masadaki şeylere saldırmak istiyorsun. Masa örtüsü varsa çekiştiriyorsun. Dokunabildiğin tabakları tutup çekiyorsun. O yüzden artık masada senin önünden her şeyi uzaklaştırıyoruz.

Meraklı halin gün geçtikçe artıyor. Her yeni girdiğin ortamı tüm ayrıntılarıyla inceliyorsun. İncelemen bitmedikçe bizim suratımıza bile bakmıyorsun :)

Sıkıştırılarak sevilmeye hala bayılıyorsun, hep bi gülücükler bi şeyler :) 

Artık tamamen desteksiz oturabiliyorsun. Otururken ayaklarına kadar eğilip sonra tekrar kalkabiliyorsun. Ellerinle sağa sola destek verip dengeni sağlıyorsun.

Emeklemen için her türlü yardımı sunuyorum sana ama senin emeklemekte hiç gözün yok. Bi adım atıp, sonra yuvarlanarak ulaşmak istediğin her şeye ulaşıyorsun. Sanırım emeklemeyeceksin, çünkü yuvarlanmak daha kolay geliyor sana :) Artık yerdeki yorgan sana yetmiyor, sürekli kendini onun sınırları dışına atıyorsun. Koltukların, sehpanın altına giriyorsun. Ev eşyaları senin için tehlike arz etmeye başladı anlayacağın :)

Yavaştan ayaklarının üstüne basmaya başladın. Koltuğun kenarından falan tutturup ayakta tutmaya çalışıyorum seni. Şimdilik kendi kendine ayağa kalkma girişimin olmuyor :)

Seni uyuttuktan sonra asla ilk halinle bulamıyorum yatakta. O kadar garip şekillerde uyuyorsun ki bazen o rahatsız pozisyonlarda nasıl hala uyumaya devam edebildiğine şaşırıyorum. Bir de yatağını boyuna değil enine kullanmak da favorilerin arasında :D O kadar hareketli uyuduğun için üstüne hiç bi şey örtemiyorum. Çünkü yüzünü kapatıp nefessiz kalmandan korkuyorum. Üstün açık uyumaya iyice alıştın yani :)

Belli bi uykuya dalma şeklin hala yok. Çoğunlukla memede, bazen göğsümde yatarak bazen de pışpışla uyuyorsun. Kendi kendine uyumayı elbet bi gün öğreneceksin. Sabırla bekliyorum.

Hala çıkan bi dişin yok kızım. Sanırım baban ve benim gibi geç çıkaracaksın sen de dişlerini. Diş yok ortada evet ama her bulduğun şeyle dişlerini tam gaz kaşımaya devam ediyorsun. Artık oyuncaklarını ağzınla değil de elinle oynamaya başlasan iyi olacak :D

6. ay aşılarını olduğun gün ateşlendin ve bu ateş iki gün sürdü. O iki gün çok huysuz, huzursuz, ağlak, uykulu ve uykucuydun. İki gün sonunda ateşin düştüğünde çok mutlu oldum. 

07.09.16 - İlk kez salıncağa bindin. Biraz korktun gibi. Ama sonraki seferlerde alıştın.

09.09.16 - İlk kez üç kişilik uçak yolculuğumuzu yaptık. Ama bu senin toplamda 4. uçak yolculuğundu.

18.09.16 - İlk kez yataktan düştün. Çok korktum annecim :(









0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

6 ay 25 gün

Pazartesi, Eylül 19, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 1 Comments

Maalesef dün akşam yataktan düşmene sebep oldum kızım. Senin yatağını hazırlıyordum ve sadece 2 saniye gözümü üzerinden ayırdım. Düşeceğini anlayıp hamle yaptığımda geç kalmıştım, sadece düşüşünü biraz hafifletmiş oldum. Hemen acile gittik. Çok şükür iyisin, bir şeyin yok. Evet düşe kalka büyüyeceksin, kim bilir daha ne kadar sert düşüşlerin olacak ama benim bu suçluluk duygum nası geçecek bilmiyorum. Özür dilerim canımın içi...

1 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

6. Ay - Yarı Yaşında Aklı Başında :)

Salı, Ağustos 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments


Resmen yarı yaşındasın. İnanamıyorum!

Bu ayki gelişimin gerçekten sıçrama şeklinde oldu kızım. Hangi birini yazsam bilemiyorum. Önce destekli oturmaya başlayıp ardından bi kaç dakika desteksiz oturmaya geçtin. Yuvarlanma konusunda artık uzmanlaştın, kesinlikle yüksek bi yerde bırakamıyorum seni. Sürekli yere serdiğimiz bi yorganın üstündesin :) Beni ve babanı iyice tanımaya başladın. Yabancı birinin kucağına gidince gözümün içine bakıp ağlayabiliyorsun al beni dercesine. Sonra ek gıda durumu var. Doktorumuz tadımlarla başlayalım dedi. Her gıdadan üç gün boyunca bi kaç kaşık tattın, alerjin olup olmadığını anladık hem. Yediğin hiç bi şeyi kusmadın. Bazılarını iştahla yedin bazılarına yüzünü buruşturdun ama yedin yine de. Zaten anan iştahlı baban iştahlı, senin çok iştahsız bi bebek olmanı beklemiyorum. Bu ay boyunca tadına baktığın şeyler şunlar oldu:

Su - baya baya seviyosun
Yoğurt - sevdin
Havuç suyu - sevdin
Kabak püresi - sevdin
Yumurta sarısı - sevdin
Lor - sevdin ama kıvamı değişik geldi :)
Nektarin(çünkü evde şeftali yoktu :D) - ekşi geldi sanırım biraz surat ekşittin
Armut - yine biraz ekşi geldi
Elma - sevdin
Salatalık - sevdin

Henüz bi mama sandalyen yok, kıçımızı kaldırıp gidemedik bi ikea'ya. Hoş evde durmuyoruz ki hiç bu ara gidecek zaman bulalım. Bu arada anneannen bardakla su içerken, eline saldırıp sen de içmek isteyince barakla su içirmeyi denedik ve şaka gibisin ki içiyorsun :) Yani yarısı üstüne dökülüyor ama olsun, büyük bi adım bu senin için. 

Bu ayın iki haftasını İzmir'de iki haftasını da Avanos'ta geçirdin. Yine seferiydik yani kızım. Önümüzdeki ay da pek evde durmayacağız, iyice gezgin oldun :)

Bu ay ilk kez hasta oldun. Sanırım Avanos'a giderken uçakta klima çarptı. Önce çok sıcaktı uçak çok terledik, sonra serinlettiler. Sanırım bu yüzden hasta oldun. Neyse ki öyle yüksek ateşli fln bi hastalık değildi. Bol burun akmalı, tıkanmalı ve öksürüklü bi hastalıktı. 1 haftada atlattın. Ama sonra bana bulaştırdın, sonra da anneannene :D Küçücük bacağınla bize neler yaptın görüyo musun :D

Artık banyonu oturarak yapıyorsun. Böyle olunca hem sen daha çok eğleniyorsun, ellerini suya falan vuruyorsun hem ben daha rahat yıkıyorum seni. Yani banyo zamanlarımız artık daha keyifli geçiyor, suyu iyice sevmeye başladın balık kızım benim.

Avanos'ta güzel bi rutin oturtmuştuk yatma vaktinle ilgili ama İzmir'e gelince yine değişti. Ne güzel 21-21.30 gibi uyuyordun ordayken. Ama sen de haklısın, kıçımızın üstünde oturup rutinle yaşamayı öğrenmene engel oluyoruz. Neyse ki çok uyumlu bi bebeksin de arıza çıkarmıyosun.

Algıların inanılmaz derecede açıldı. Her yeni girdiğin ortamı delicesine inceliyorsun. Her şeye elini atıyorsun. Sofrada otururken kucaktaysan masaya saldırıyorsun. Bi de biz bi şeyler yerken bize bakıp yalanmaya başlıyorsun. Geçen gün dondurma yerken öyle bi yalandın ki dayanamayıp dondurma tattıracaklardı sana zor engel oldum!

Bu ayın en büyük gelişmesi ise memede uyumak yerine pışpışlayarak uyuyabiliyo olduğunu keşfetmek oldu. Avanos'tayken bi gün sabah erken kalktın ve benim çok uykum vardı. Anneannen aldı seni oyalayayım diye, ben de biraz uyuyacaktım bu sırada. Baya bi oynamışsınız sonra senin uykun gelmiş. Anneannen de yanına yatmış yere ve pışpışlamaya başlamış. Sen de biraz mızırdanıp uyumuşsun. Bunu duyunca şoka girdim tabi ben :D Sonra o bi kaç kez daha uyuttu seni böyle. Ardından ben de denedim ve gerçekten uyudun! Sonra bi kez de Nevruz yengen uyuttu o şekilde seni. Hala ara ara o şekilde uyutmaya devam ediyorum seni. Bakalım böyle böyle devam edip kendi kendine uyumayı öğrenecek misin.

Bu ay yeni yeni şeyler söylemeye başladın. Babababab, memememem, mamamamam gibi :) Ama dişlerin hala çıkmadı o ayrı :D

Ve son olarak ücretili iznim dün bitti ve seni bu kadar küçük bakıcıya emanet etmek istemediğim için şimdilik bi 3 ay ücretsiz izin aldım. Ama bu süre uzayacak gibime geliyor çünkü seninle vakit geçirmek, her gün büyüdüğünü görmek her şeye değer canımın içisi.

26.07.16 - İlk kez süt dışındaa bi şey tattın: yoğurt.

30.07.16 - İlk kez babababa dedin.

03.08.16 - İlk kez oturarak banyo yaptın.

05.08.16 - İlk kez desteksiz oturabildin.

10.08.16 - İlk kez pışpışlayarak uyudun.

22.08.16 - İlk kez kolundan kan aldılar, kan değerlerine bakmak için. O kadar içli ağladın ki kıyamam sana annecim :(

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

5.Ay

Cumartesi, Temmuz 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments



Canım kızım, zeytin kızım, kıvırcık marulum. Saçların bildiğin kıvır kıvır artık. Hele banyodan sonra taramazsam o kadar kıvırcık oluyor ki ben bile şaşıyorum :) Ama çok tatlı oldun böyle, umarım bonus kıvamına gelmez iyice büyüdükçe. Çünkü o kadar kıvırcık saça bakmak çok zor, seni düşünüyorum yani :) Bu ayın 3 haftasını Yalıkavak'ta yazlıkta geçirdik. Ramazan bayramı için gelmiştik, İzmir çok sıcak olunca ve yazlıkta da rahat ettiğimiz için dönmedik sonrasında. Baban hafta sonları geldi gitti. Ortam değişikliğinden dolayı gündüz uykuların biraz şaştı yazlıkta. Nerde ne zaman uyumak istersen öyle uyudun. Ben de durumu böyle kabullenip ikimiz için de işkenceye çevirmedim. Yalnız gece uykularına daha erken dalmaya başladın, işte bu süper bi gelişme oldu. Umuyorum ki bu durumu İzmir'e dönünce de devam ettirebiliriz. Gerçi İzmir'de sadece 1 hafta kalıp 2 haftalığına Avanos'a gideceğiz seninle. Bu aralar göçebeyiz, kahrolsun İzmir sıcağı!!! 

4. ay kontrolünde doktorumuz havalar çok sıcak olduğu için biraz biraz su içirebilirsin demişti. O yüzden bu ay su ile tanıştın. Başlangıçta yutamadın, bu ne ya der gibi baktın ama içtikçe yutkunma olayına alıştın. Hala emdiğin için ben çok fazla vermiyorum sana su, her gün tadımlık içiyorsun biraz bazı günler vermeyi unutuyorum :D

Yine aynı kontrolde doktorumuz alt dişlerinin kabardığını 1-1.5 ay içinde büyük ihtimalle çıkaracağını söylemişti. Zaten o kadar çok kaşıyorsun ki, çıkmayacağı varsa da çıkaracaksın bu azimle :D Kaşımak için her şeyi ağzına götürüyorsun, salyalarının da maşallahı var zaten. En sevdiğin diş kaşıyıcıysa babanın bileği, benim de parmaklarım :D Her gün bakıyorum patlamış mı diş diye. ama henüz bi şey yok ortada. 

Yazlıkta olduğumuz için bol bol denize sokuyorum seni. Hatta bayram sırasında suyun o kadar soğuk olduğunu farketmeyip yine de sokmuşum. Sonraki hafta su ısınınca anladım soğuk olduğunu :) O kadar soğuk suya sokup seni titrettiğim için özür dilerim kızım. Ama ilk girişte yarım dakika ağladıktan sonra hemen alışıyorsun soğuk suya. Sonrasında da ayaklarını öyle güzel çırpıyorsun ki, bıraksak alıp başını gideceksin nerdeyse :) Neyse ki o soğuk suya sokmalarımda hasta falan etmedim seni.

Deniz kenarını ve açık havayı çok sevdiğini farkettik. Ağaçların dalları sallandıkça sen de coşup onlarla konuşmaya başlıyorsun. Denize girip çıkanları izliyorsun. Sanırım isminin hakkını verecek, tam bi deniz çocuğu olacaksın Çakıl'ım.

Bu ay iyiden iyiye çenen düştü. O kadar çok konuşuyorsun ki bazen ben yoruluyorum sana laf yetiştireceğim diye :D Gerçekten konuşmaya başladığında yandığımızın resmidir bu bence :D

Yattığın yerden sürekli doğrulmak istiyorsun. Yapamayınca sinirlenip çığlığı basıyorsun :) Artık iyice oturmaya başladın, tabii desteksiz oturamiyorsun o ayrı. Bazen abartıp ayaklarına kadar kapanıyorsun. Biz de gittiğimiz bi restoranda mama sandalyesine oturttuk seni bakalım ne yapacaksın diye, tabii hemen eğilip tepsisini yalamaya çalıştın :)

Ayaklarını birbirine o kadar çok sürtüyorsun ki iyice kızartıyorsun hem parmaklarını hem ayak kenarlarını. Bu yüzden bu sıcakta sana çorap giydirmek zorunda kalıyorum! 

24.06.16 - İlk kez tam anlamıyla bi arkadaşın oldu. Ayşegülün Aren'i. İkinizi oyun halısına yatırdık, çok komiktiniz. Biz şahsen çok eğlendik. Sen de Aren'in elini yakalayıp sürekli ağzına sokmaya çalıştın :D

26.06.16 - İlk kez saçını kestik. Ense kısmındakileri. Havalar o kadar sıcaktı ki, ense saçların çok isilik yaptı enseni. Biz de çareyi kesmekte bulduk. Saklıyorum o saçlarını.

28.06.16 - İlk kez yüz üstünden sırt üstüne döndün. Yani dönmüşsün. Yüz üstü uyuyordun, sonra bakmaya bi geldim yanına sırt üstü dönmüş boncuk boncuk bakıp gülüyorsun bana :)

01.07.16 - İlk kanguru deneyimini yaşadın. Başta pek bi tepindin içinde ama kullandıkça alıştın gibi. Seni giymek çok zevkli benim için :)

02.07.16 - Sonunda amcanla tanıştın. Bence sevdiniz birbirinizi :)

03.07.16 - İlk kez tam anlamıyla denize girdin, yüzdün. Çok mutlu görünüyordun.

07.07.16 - İlk kez ayak parmaklarını ağzına götürmeyi başardın. Yaklaşık bir haftadır zaten ayaklarını tutuyordun. Ama ilk kez emebildin :) 

15.07.16 - İlk darbe girişimini gördün, keza ben de öyle. Hoş gördün diyemeyiz pek. Olaylar başladığında uyuyordun, uyandığında ise bitmişti. Ah kızım bi bilsen nası bi ülkede yaşıyorsun. Bilsen böyle olduğunu belki dünyaya gelmek bile istemezdin diye düşünüyorum bazen...

21.07.16 - Ciddi anlamda emzik emdin. Arabada uykun gelmişti, hadi bi deneyim vermeyi dedim ve anında emmeye başladın. Tabii ben şok! Bakalım devam edecek misin emmeye. 

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

4. Ay

Perşembe, Haziran 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments


Bu ay benim gözümde iyiden iyiye büyüdün kızım. Yani resmen yenidoğandan çıkıp bebek oldun bence. Baya baya bizi anlayıp ona göre tepkiler verdiğini düşünüyorum. Mesela tanımadığın insanları yabancılıyorsan ve beni istiyorsan, hemen dudağını büküp ağlamaya başlıyorsun. Yabancılamadığındaysa hep bi gözünle ben ortalarda mıyım diye etrafa bakınıyorsun. Göz göze geldiğimizde beni gördüğüne sevinip gülüyorsun :) Sanki zaman geçtikçe başkalarının kucağında hiç durmayacakmışsın ve bana kol kası yaptırmaya devam edecekmişsin gibi duruyor :)

Yattığın yerde eğer seninle konuşup ilgilenirsek baya baya vakit geçiriyorsun. Bülbül gibi şakıyorsun hatta. Hep seninle konuşalım istiyorsun, ama unutma ki benim de bi konuşma ve saçma sapan hikayeler uydurma kapasitem var. Umarım yetebilirirm sana bu anlamda :) Ha bir de sana sürekli anne dedirtmeye çalışıyorum :) An-ne diye hecelediğimde sanki söylemeye çalışıyormuşsun gibi çığlıklar atıyorsun.

Çıkardığın seslerden bi an önce konuşmak istiyormuşsun sonucuna varıyorum. Konuşmaya başlayınca da hiç susmayacakmışsın gibi geliyor ki öyle olursan tam anasının kızı durumu olacak :D

Saçlarım iyice uzadı ve uzadıkça kıvırcıklaştı. Bonus bonus dolanıyorsun ortalıkta :) Sanırım baban gibi olacak saçların. Yalnız saçlarının uzaması bi açıdan iyi olmadı. İzmir'in cehennem sıcaklarında pişiriyor o saçlar seni :/

Geceleri yatmak bilmiyorsun, sabahları kalkmak bilmiyorsun bu ay. Genelde gece 1'i görüyorum seni uyutacağım diye :) Neyse ki gece sadece iki kez uyanıyorsun da ben de deli uykusuz kalmıyorum.

Artık tam mıncırmalık kıvama geldin. Nitekim seni kim görse mıncırmaya başlıyor :) Özellikle bacaklarını öpmelere doyamıyorum.

Ellerin hala en favori emziğin ve evet hala emzik almıyorsun. Sanırım ben de denemekten yoruldum, denemiyorum artık. Napalım senin hayatın senin tercihin :D

Son 15 gündür falan banyo yaparken ağlamıyorsun. Su, bu sıcaklarda seni rahatlatıyor o yüzden diye düşünüyorum. Ama bu sayede tekrar suyu sevmeye başladığını düşünüyorum. Çok şükür.

Ayna karşısında oyun oynamaya bayılıyorsun. Ne gülücükler, ne çığlıklar :) 

29.05.16 - İlk taşınman. Bostanlı'dan Narlıdere'ye taşındık. Umarım ki yıllarca bu evde seninle beraber çok güzel günler geçirelim.

04.06.16 - İlk düğün davetine katılışın. Tüm düğün boyunca kucaktan kucağa gezdin ve tabii ki bu durumdan çok memnundun :) Yalnız dönüş yolunda arabada hem kendi üstünü hem benim üstümü batıracak boyuttaki kakayı yapmayaydın iyiydi :D

09.06.16 - İlk kez kendi odanda yatağında uyudun. Gece iki kez uyandın. Benim kulağım hep sende olduğu için gece uyandığında duyup sesini hemen yanına koştum. 

11.06.16 - Kuzenin Arya ile tanıştın. Aranızda 3.5 ay olmasına rağmen Arya'nın yanında kocaman çocuk gibi kaldın kızım. Çok hızlı büyüyorsun ve zaman çok hızlı akıyor. Bense bu hız karşısında şaşkınım...

18.06.16 - İlk kez denize gittik, Çeşme'ye. Çok rügarlıydı, seni rüzgardan nası koruyacağımızı şaşırdık. Üstelik zaten soğuk olan Altınkum denizi, daha da soğuktu. Sadece ayaklarını soktuk. Ama sen soğuktan irkilip çektin ayaklarını :)

19.06.16 - İlk babalar gününü kutladın. Nicelerini kutla kızım.

2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Bizim hikayemiz...

Çarşamba, Mayıs 25, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments


En son 40+4 'ü yazmışım buraya. Belki de yarın seninle buluşuruz demişim Çakıl'a. Çünkü 40+4'teki kontrolümüzde doktorum suyun biraz azalmış, yatışını yarın yapalım, suni sancı ile normal doğumu deneyelim dedi. Tabii hemen ertesi gün için böyle bi şey beklemediğimden biraz şaşkın, biraz panik, biraz endişeli, biraz mutlu yani karmakarışık şekilde ayrıldık doktordan.

Annem ve babamla gitmiştik o gün doktora. Tabii onlar da aynı duyguları paylaştılar benimle. Biraz sakinlemek için kendimizi sahile attık. Kafayı toplamaya çalıştık, ne kadar başarılı olduk orası tartışılır :)

Eve dönünce valizleri son kez kontrol ettik, eksikleri tamamladık. Akşam Aybars geldi. İçerdeki Çakıl'ın tekmelerini son kez hissetiğimizi bilerek bol bol sevdik. 

Ertesi gün sabah 6'da hastanedeydik. İşlemleri tamamlayıp odaya çıktık. Önlüğümü giydim, kanımı verdim. Lavman yapıldı. Ardından NST'ye bağlandım ve 7.15'te suni sancı için serumu taktılar. Geç yatıp erken kalktığım için oldukça uykusuzdum. Arada uyukladım. Suni sancı verildikten 1 saat sonra sancılarım başladı, yani 8.15 gibi. NST'deki her şey normal göründüğü için çıkardılar. Yürmeme ve pilates topuyla egzersiz yapmama izin verdiler. Ardından 9.50'de ilk açıklık kontrolüm için ebe geldi, 1.5 cm açılmıştım. Gayet iyi olduğunu söyledi ve gitti. Ben tekrar gezinmeye devam ettim, ara ara da pilates topunda zıplıyordum. 11'e kadar böyle devam etti. Sonra tekrar NST'ye bağlandım. Her şey normal dedi ebe. Zaten sürekli NST çıktılarını doktoruma gönderiyorlardı. Doktorum da aynı hastanede görev yaptığı için endişeli değildim. 11.30 gibi NST'yi çıkarmalarını yürümek istediğimi söyledim. Biraz daha durması gerekiyor dediler. Tamam dedim. Bu arada sancılarım artmıştı ve sıklaşmıştı. 3 dk'da 1'e düşmüştü. 12 gibi tekrar açıklığa bakmak için geldi ebe. Ben emindim 4-5 cm açıldığıma ama 1.5 cm hala dedi ebe. O an hah dedim, akşama kadar olmayacak bu doğum yandık :) Epidural fln da takılmamıştı zaten henüz. 1.5 cm'in neyine taksınlar zaten. Hala da NST'deyim, neden çıkarmıyorsunuz sıkıldım dedim. Bebeğin kalp atışları biraz düzensiz o yüzden kontrol altında tutuyoruz dediler. Zaten suni sancıyı da kesmişler bebek daha fazla strese girmesin diye. Tabi düzensiz lafını duyunca ben biraz panik oldum. Neyse ki 12.30'da doktorum geldi bu sefer. Açıklık kontrolü yaparken suyum geldi ve o sırada ebeye mukonyum da geldi dediğini duydum. Tabii mukonyumun bebeğin kakası olduğunu bildiğim için dedim sezeryan mi Vedat bey? Gözlerimin içine baktı ve riske atmayalım hemen alalım sezeryane dedi. Benim zaten o an düşündüğüm tek şey sağlıkla doğsun da nası doğarsa doğsun olduğu için tamam alalım hemen o zaman dedim.

İşte o andan sonra bi koşturma başladı. Ameliyathane kontrol edildi. 15 dk içinde ameliyathanedeydim. İnerken çok korkuyordum, bunu çok net hatırlıyorum. Normal doğumu beklerken aniden sezeryane dönmüş olmasının şoku da bi yandan derken ağlayarak girdim ameliyathaneye. Hemen önlüğümü giydirdiler. Belime epidurali takıp spinal anesteziyi yaptılar ve belden aşağım yavaş yavaş uyuştu. Bu arada başımdaki asistanlardan biri sürekli benimle konuşup şimdi şu yapılıyor şimdi bu yapılıyor diye bilgi verdi. Sonra doktorum geldi ve direkt amelitaya başlamış. Ben sanıyorum hala bekliyolar. Sordum başladınız mı diye, evet 5-6 dk sonra çıkacak bebeğiniz dediler. İşte o andan itibaren onun sesini duymayı bekledim. En son asistan şimdi karnınıza biraz güç uygulanacak ve bebeğiniz çıkacak dedi ve Çakıl'ın sesini duydum. O an yaşadığım duyguları kelimelerle anlatabilmemin imkanı yok. Sadece kızım kızım diye sayıkladığımı ve böğürerek ağladığımı hatırlıyorum. Sonra hemen yanağıma getirdiler. Onun o mis tenini tenimde hissetmek ne muhteşemdi, ne gerçek üstü bi şeydi. İşte sonunda doğmuştu, benim bebeğim doğmuştu. İnanamıyordum! Saat 13.41'di.

Sonra Çakıl'ı ameliyathaneden doğum katına çıkardılar ve benim de sabırsız bekleyişim başladı. Çakıl doğduktan tam 1 saat sonra odadaydım ben de. Odaya girdiğimde herkes Çakıl'ın beşiğinin başındaydı, herkesin yüzü gülüyordu. Sonra hemen benim koynuma verdiler, birbirimizin sıcaklığını hissettik. Ne muhteşem duygu Allahım, yeniden doğmuş gibi hissediyormuş gerçekten insan.

Ardından emzirme denemeleri falan derken akşamına sütüm geldi ve o gece Aybarsla hayatımızın ilk 3 kişilik gecesini geçirdik. Çok yorgun, çok uykusuz, çok şaşkın ama çoook mutluyduk. Çakıl'a bakıp bakıp bu bizim mi şimdi diyorduk.

O güne dönüp baktığımda tek keşke dediğim şey doğum sırasında Aybars da yanımda olabilseydi oldu. Keşke yanmda olabilseydi de, o perdenin arkasında tek başıma beklerken elimi tutabilseydi.

Evet çok normal gelişen bir doğum olmadı benimkisi. Ama normal doğumu beklediğim için hiç pişman olmadım. Hiç korkmadım normal doğumdan. Olması gerekeni böyle bunun diye motive ettim kendimi hep. Ben en azından denedim. Olamadı orası ayrı. Doğum yaklaştıkça hep ikimiz de sağlıkla atlatalım da gerisi boş dedim hep. Çok şükür öyle de oldu.

Umarım bebeğini merakla bekleyen herkes sağlıkla kucağına aldığı günü görür... Keşkesiz doğumlar yaşar...

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

3. Ay

Salı, Mayıs 24, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bu zaman denen şey gerçekten çok hızlı akıp gidiyor. Sanırım bunu sen ay ay büyüdükçe daha iyi anlıyorum kızım. Zaman geçtikçe de seninle geçirdiğimiz vakitler daha da anlamlı ve eğlenceli olmaya başladı. Artık iyiden iyiye, bilerek ve isteyerek gülüyorsun. Hele de sabah uyandığında, tepende dikilip sana "Günaydın" dediğimde attığın gülücüklere hastayım. Uyandığında çok keyifli oluyorsun, hiç ağlayarak uyanmıyorsun sabahları. 

Bu ay itibariyle oyuncaklar daha da anlam kazandı senin gözünde. Eline yaklaştırdığımızda tutuyorsun, tutmakla kalmayıp hemen ağzına götürüyorsun :) Ağzına götürmek demişken, eline geçirdiğin her şeyi ağzına götürüyorsun evet, özelikle ellerin favorilerin :)

Agulamıyorsun artık çok fazla. Onun yerine çok değişik sesler çıkarıyorsun. Seninle karşılıklı konuştuğumuzda sen coşuyorsun, çok heyecanlanıp keyifleniyorsun. Konuşmaya başladığında bence bi daha susmayacaksın :D

Arabayla ilgili huyun değişti bu ay biraz. Eskiden arabaya binince hemen uyurdun, şimdi hemen uyumadığın gibi araba ışıkta ya da trafikte durunca huysuzlanmaya, hala hareket etmezse ağlamaya başlıyorsun. Bu konuda özellikle beni oldukça yoruyorsun. Umarım geçici bi durumdur bu :) Bebek arabana bindiğinde de etrafı daha çok incelemeye başladın. Her şey çok ilgini çekiyor.

Banyo yaparken ağlamaya başladın. Nerde o keyifle banyo yapan bebek! Ayakların suya değdiği an mızırdanmaya başlıyorsun. Vücuduna su değdiğinde de ağlamaya. Banyo yaptırmak seni de beni de çok yorar, üzer oldu. Neden böyle oldu bilmiyorum. Sanki bi kere su yuttun gibi geldi, ondan sonra mı oldu ki diye düşünmeden edemiyorum. Dileğim bi an önce banyo keyiflerimizin eskiye dönmesi. Banyon bitip masaja başladığımda eskisi gibi keyifleniyorsun neyse ki. 

Hala kendi kendine uykuya dalamıyorsun. Hoş biz bu konuda bi şey yapmıyoruz henüz. Memede uyumak en büyük hobin. Bu konuya bi kaç ay sonra el atarız diye düşünüyorum. 

Gece uykun daha düzene girdi. Yattığın saat her gün değişse de yattıktan 5-6 saat sonra uyanıp, emip tekrar yatıyorsun. Bu konuda sana minnettarım canım kızım. Teşekkür ederim. Gündüzki öğlen uykun istikrarlı devam ediyor. Onun dışında gündüz pek uyumuyorsun. 

Emzik emmemede ısrarcısın. Ama emziği tutabildiğin için elinle, ağzında gevelemek suretiyle oyalanabiliyorsun :) Bu da bi şeydir diye avunuyorum ben de.

Emerken beni konuşturmuyosun artık. Konuştuğum an emmeyi bırakıp boncuk gözlerini gözlerime dikiyosun ve sırıtmaya başlıyorsun. Ben konuşmasam bile etraftan gelen sesler dikkatini dağıtıyor, yine emmiyorsun. Öyle böyle bi şekilde emişiyoruz işte :)  

Bu ayki ilklerin nelermiş bakalım.

26.04.16 - İlk kez Denizli'ye gittin. İlk kez uzun araba yolculuğu yaptın. Öğle uykuna denk getirdiğimiz için çıkış saatini, yol gayet rahat geçti. 

07.05.16 - İlk kez arkadaşının doğumgününe katıldın, Demir'in. 

08.05.16 - İlk anneler günümüzü kutladık seninle. Bana bu eşsiz duyguyu yaşattığın için binlerce teşekkürler ve binlerce şükürler.

09.05.16 - İlk kez oyuncağını tuttun ve salladın.

13.05.16 - İlk kez oyun halısıyla tanıştın ve çok sevdin.

17.05.16 - İlk kez İstanbul'a gittin. Bu senin ikinci uçak yolculuğun oldu. Yine hiç arıza çıkarmadın benim akıllı kızım. Sanırım seyahat etmeyi seveceksin :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Anne...

Pazartesi, Mayıs 09, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Bugün benim ilk anneler günüm. Tarifi imkansız duygularla geçirdim bugünü, şükürlerle geçirdim. Anneler gününü kutlayabildiğim için, anneler günüm kutlanabildiği için... Ama bi tarafım hep buruktu. Çocuğunu kaybeden anneleri, annelerini kaybeden çocukları düşündü hep bi yanım. Kim bilir gördükleri her fotoğraf, okudukları her anneler günü mesajı ne kadar canlarını yaktı. Önceden bunun farkına bu kadar derinden varamamışım. Anne olunca anladım... 

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

2.Ay

Cumartesi, Nisan 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

"Aşk Yeniden" benim en sevdiğim Yeni Türkü şarkılardan biridir. Orda öyle bi dize var ki, şimdiye kadar bana hiç bu kadar anlamlı gelmemişti ve beni bu kadar iyi anlatmamıştı.

"Gözlerim doluyor aşkının şiddetinden, ağlamak istiyorum."

Nitekim bunu çoğu zaman yaşıyorum, hatta gözlerim sadece dolmakla kalmıyor ağlıyorum da. Özellikle en savunmasız halinle omzumda yatarken yaşadığım duyguları kelimelere dökebilmem mümkün değil. Anne olunca anlarsın sözünü o kadar iyi anlıyorum ki artık ve bunun için yıllardan beridir anne olmama gerek yokmuş, onu da çok iyi anlıyorum. Gün geçtikçe seni daha da çok seviyorum kızım...

Artık bize bilerek ve isteyerek gülmeye başladın. Aguluyorsun, bizim çıkardığımız a-e li sesleri taklit ediyorsun ve çok daha anlamlı bakıyorsun karşında biz seninle konuşurken. Yalnız tam bi babacı olacağın şimdiden belli, o seninle konuşurken hep çok daha mutlu ve coşkulusun. Bense sizin bu keyifli anlarınızı izleyip zevkten dört köşe oluyorum.

Seni koyduğum yerde kendi kendine biraz daha fazla vakit geçirmeye başladın, mesela bulaşık makinası yerleştirme zamanı kadar :) O sırada bol bol kendi kendine konuşuyorsun :)

Akşam saatlerinde huysuzluk yapmaya başladın. Seni uyutana kadar babanla bana kol kası yaptırıyorsun. Bu saatlerde omuzda değil, yüzün dışarı bakar şekilde ve gezinerek taşıtıyorsun kendini. Akşamları biraz pert oluyoruz bu yüzden, üstelik sen cin gibi bakınırken :)

Geceleri 23-24 gibi yattığında sabah 6-7ye kadar deliksiz uyuyup, bizi çok sevindirdiğin ve şaşırttığın günler oldu. Keşke bu istikrarını korusan. Hala gündüzleri 2-4 saat sürebilen blok bi uykun var. Saatleri çok değişken olsa da dileğim hep böyle devam etmen :)

Son zamanlarda seni bana daha çok benzetmeye başladılar. Bakalım önümüzdeki aylarda nası bi değişim göstereceksin. Şu anda o kadar tatlı ve tontiksin ki her gün o yanaklara bi kaç kez dalıyorum kafa göz evet, ha bi de çoraplarını çıkarıp ayaklarını öpüyorum :)

Bu ayki önemli tarihler nelermiş bakalım:

25.03.16 - Hastanedeki ilk gününde yapılan aşılarını saymazsak ilk aşını oldun, Hepatit B. Ateş yapmadı ama gece öyle bi huzursuzluk yaptı ki sen de, tüm gece babanla nöbetleşe seninle ilgilendik. Neredeyse hiç uyumadık, tabi sen de uyumadın :) Sabah olunca üçümüz aynı yatakta iki saat kadar sızmışız :D

28.03.16 - Tuniko.com un yeni ürünlerinin fotoğraf çekimi için Fuar'a gittik. Hava inanılmaz soğuktu ama seni slinge sarıp sarmaladım. Sen de hiç sorun çıkarmadan koynumda uyudun durdun. Böylece meşhur olma yolunda ilk adımını attın :D :D Bak bi kaç tane de foto koyayım aşağıya.

01.04.16 - İlk kez güneşte ellerini ayaklarını güneşlendirdik. Çıplak olmak zaten pek hoşuna gidiyo, o yüzden çok sevdin.

02.04.16 - Babanla beraber merdivenden düştünüz. Çok şükür ki ikinize de bir şey olmadı. Sol bacağında morluk gördüğümüz için hemen hastaneye gittik. Bacağının röntgenini çektiler. Çok hafif bi çatlak olduğunu, ama bi şey yapmaya gerek olmadığını söylediler. Çok korktuk kızım, tüm gün yaşadığımız bu talihsiz olayın şokunu atlatamadık. Ama çok çok şükür baban da sen de iyisiniz. Ama sen o kadar uslu bi kızsın ki bu olay çerçevesinde hiç ağlayıp huysuzluk çıkarmadın. Tüm gün ağladığın iki an vardı. Birincisi ilk düştüğünüzde korkudan(hatta belki o an canın da yandığından), ikincisi hastanede çok acıktığından.

03.04.16 - 40'ımız çıktı. Ben 40 uçurmasını yanlış anlamış olacağım ki o gün seninle baş başa ilk uçak yolculuğumuzu yaptık. Avanos'a anneanne ve dedeni ziyarete gittik. Ayrıca aynı gün bize ilk kez bilinçli bi şekilde gülücükler saçtın.

09.04.16 - Babanın ilk doğumgününü kutladın. Akşam yemeğe gittik ve sen tüm akşam uyudun canım kızım. Ayrıca gündüz seninle ilk kez beraber kuaföre gittik. Sonlara doğru mızmızlansan da günler sonra ben manikür yaptırıp, kaşlarımı aldırabildim :) Teşekkürler meleğim.

15.04.16 - İlk kez agu dedin. O ağzını yerim ben senin!!!

16.04.16 - İlk kez sabaha kadar deliksiz uyudun. Gece 23'te yatıp, sabah 6'da kalktın.

17.04.16 - İlk bira buluşmana gittin :) Ortamın maskotu oldun. Ardından ilk kez Alsancak çimlerde yayılma zevkini tattın. Senin için yorucu bi gündü :)

18.04.16 - Elini emmeyi keşfettin! Ne zaman oyalanmak istesen o eli ağızda görüyorum artık. Elin yerine şu emziklerden birini kabul edeydin daha iyi olabilirdi kızım. O konuda da henüz yılmadım, bakalım sonuç ne olacak :)








4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

40 Günlük Bebekle Uçak Yolculuğu

Çarşamba, Nisan 13, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Evet gözümü karartıp Çakıl 40 günlükken kısa bi anneanne-dede ziyareti için Avanos'a gitmeye karar verdim, üstelik tek başıma. Bu kararı alırken biraz tedirgindim. Tek başıma Cakıl, bebek arabası ve valiz olayıyla başa çıkabilecek miydim emin değildim. Ama sonuçta deneyimlemem gereken bi şey olduğuna karar verdim ve biletlerimizi aldım :)

İzmir-Nevşehir direkt olarak Anadolu Jet uçuyor. Yalnız ben 0-2 yaş bebeklere ücret alınmıyor diye biliyordum, Anadolu Jet aldı :) Ha çok bi miktar değil ama kucakta giden bebek için bilet kesmelerini biraz yadırgadım açıkçası. 

Havaalanında ilk kontrolden geçmek daha kolay oldu bizim için zira Aybo yanımızdaydı. İkinci kontrol biraz daha zor oldu tabi ama sağolsun güvenlik görevlileri oldukça yardımcılardı. Bu arada bebek arabasını da x-ray cihaza sokuyolarmış, o yüzden iki parçalı olursa araba biraz daha çetrefilli oluyo güvenlikten geçme işi. Arabayı x-ray'e verdikten sonra metal dedektörden bebek kucağınızda geçiyorsunuz. 

Check-in yaparken görevliye rica ettim en öndeki önü geniş olan koltuklar boşsa ordakilerden vermesini. Boşmuş ve o şekilde ayarladı koltuğumuzu. Cidden çok rahat ettim. Hem hosteslere, wc'ye yakın hem de önü geniş olduğu için sıkışmıyosunuz.

Ben bebek arabasını uçağa binerken vermek istedim. O yüzden check-in sırasında görevliden araba için poşet rica ettim. İki parça olduğu için bizim bebek arabası(ana kucağı+kasası) iki tane poşet verdiler. Her iki poşet için de ayrı ayrı bagaj etiketi de verdiler. Neyse ki körükten bindik de uçağa, otobüse bin-in uğraşmadık. Uçağa binmeden hemen önce aldım Çakıl'ı kucağıma, ordaki görevliye de tarif ettim nası katlandığını arabanın halletti.

Doktorumuza uçak yolculuğuna mani olup olmadığınn sorduğumda uçabilirsiniz bi sıkıntı yok ama kalkış ve inişte muhakkak emzir dedi. Kendiliğinden yutma refleksi olmadığından kalkış ve inişteki kulak basıncını dengeleyemiyorlarmış minnoşlar. Kulakları ağrımasın diye de mutlaka emzirmemi söyledi. Tabii bu bnim kafama baya takıldı. Çünkü bizimki toksa nah emzirirdim. Ayrıca emzik de emmediği için bizimki o opsiyon da ortadan kalkıyor. O yüzden o gün bi şekilde kalkışta emecek zamanı ayarlamaya çalıştım kendimce. Uçağa binene kadar her şey iyiydi. Uçağa bindiğimiz anda acıkma ağlamasına başladı. Dedim aha yandık, meme vermezsem hayatta susmaz. E versem kalkışa kadar çoktan emip bitirir. Tabii ağlatacak halim yoktu küçük sevgilimi, dayadım memeyi. İlginç bi şekilde kalkışa kadar emdi hatta kalktıktan sonra da emmeye devam etti. Tabi öyle çok çok bi emme değil bu, arada az az çekiyor. Ama o bile işe yaradı kanımca çünkü sonra uykuya daldı ve bi huzursuzluk duymadı. Hatta öyle bi daldı ki uykuya inene kadar uyanmadı. İnişte de emzireyim istedim ama uyanmadığı için bi türlü veremedim memeyi :D Neyse ki sorun olmadı inerken emmemesi. 

Nevşehir havvaalnı çok küçük olduğu için ne otobüs ne de körük var. İnip yürüyerek terminale gidiyorsunuz. Uçaktan inmek için acele etmedim, hatta en son indim. Zaten Çakıl'ı giydir, çantayı al falan derken de sona kaldım :D İndiğimde bebek arabamız bekliyodu bizi, yine görevliye tarif ettim açtı ve ana kucağını taktı. Böylece sorunsuz bi şekilde vardık. Annemle babam bekliyodu zaten havaalanında beni, atlayıp arabaya evin yolunu tuttuk. 

Dönüşte de aynı yollardan geçtim. Sadece bu defer tüm yol boyunca uyumadı Çakıl. Kalkıştan sonra biraz uyuduktan sonra uyandı. Biraz mızırdandı. Omuz, kucak derken inişe geçtik. Sonra da dayadım memeyi inene kadar emdi. Hatta inerken küp gibi uyuyodu :D

İşte böyle sevgili okur. El kadar bebeyle tek başıma uçak yolculuğunu sağ salim atlatmış olmanın verdiği gururla yazımı sonlandırıyorum. Maalesef yolculuğa dair bi foto yok, o yüzden alakasız bi Çakıl fotosuyla veda ediyorum :D


0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

1.Ay

Çarşamba, Mart 23, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 8 Comments


Sanki 1 aydır değil de yıllardır hayatımızda gibisin kızım. İnsanlar böyle dediğinde abartıyolar diye düşünürdüm, düşünmemek lazımmış. Önce bi deneyimleyip sonra yorum yapmak gerekmiş :)

Gün geçtikçe büyüyorsun, buna an ve an şahit oluyorum. Yanakların tombikleşti, gıdın çıktı, bacaklarını artık sıkıştırabiliyorum, sesimi tanıyorsun sanki :) Tam bi meme manyağısın. Acıktığın anda çığlığı basıyorsun, memeyle buluşana kadar seni başka hiç bi şey susturamıyor. Üstelik acıkıncaki ağlaman o kadar spesifik ki, başka hiç bi şeye yormuyoruz o ağlamayı :) Tam bi kucakçısın. Yattığın yerde kendi kendine mızırdanmadan durma süren maksimum 3-4 dakika. Kucağa çıktığın anda sesin kesiliyor, huzura eriyorsun. Gündüz öğlen civarı yaklaşık 3-4 saat uyuyorsun. Bunun için sana teşekkür ederim kızım, evde yapılacak tüm işlerimi o arada yapıyorum ve hatta bak bu yazıyı bile yazıyorum. Akşamüstü canın isterse bi 2 saat kadar daha uyuyorsun. Sonra sabahlar olmasın :) En erken 23.00'te uyuyorsun, 1.30'a kadar bizi süründürmüşlüğün de var :) Ama hakkını yiyemem şimdi gece genelde 1 kez uyanıyorsun. Bi de sabah erken saatte. Sabah emzirdikten sonra tekrar uyuyup 10 gibi uyandığın gün çok oldu. Şu 1 ayda bize neredeyse hiç eziyet etmedin. Durduk yere huzursuzluk çıkarmadın. Gelen misafirlerimizin kucağında hiç ağlamadın. Herkese bilmiş bilmiş baktın bol bol :) Seni her görenin verdiği ilk tepki "Ne kadar saçlı bi bebek" oldu. Yeni evimizin tadilatı sürdüğünden ve bizim evin ihtiyaçlarını almamız gerektiğinden babaannen ve benimle birlikte inşaatçılar çarşısında gezmediğin mi kaldı, o seramikçi senin bu seramikçi benim dolaşmadığın mı. Büyüyünce mimar olursan hiç şaşırmayacağım :) 

Bunlar da bazı önemli gördüğüm tarihler.

28.02.16 - 5 günlükken bebek arabanla ilk kez dışarı çıktın. Çünkü hava çok güzeldi, çünkü Bostanlı sahil bizi bekliyordu :)

02.03.16 - Yeni evimizi görüp, hangi tadilatlar yapılacağına karar vermek için Narlıdere'ye gittik. Evimizi gezdin, arabanda bol bol uyudun, bilardo masası üstünde altın değiştirdik, taburede emzirdim. Biraz sefil oldun ama hiç arıza çıkarmadın akıllı bıdığım ♥ 

07.03.16 - Aylin ve Kadir geldiler seni ziyarete, bu vesileyle de Aylin çok güzel fotolarını çekti. Yine bize çok güzel hatıralar bıraktı 

08.03.16 - İlk kadınlar gününü kutladın, Denizpark'ta kahvaltıya gittik :)

10.03.16 - Baban iş için İstanbul'a gitti, 4 gün yoktu. Onu çok özledik beraber.

14.03.16 - 20 gün sonra ilk kez baş başa kaldık seninle. Çok güzel vakit geçirdik, tadını çıkarttım bu zamanın :)

17.03.16 - İlk kez slingle tanıştık ikimiz de. Görünen o ki ikimiz de oldukça sevdik.

21.03.16 - Ana-kız ilk alış-verişimizi yaptık. Bana bi bot beğendik :)

23.03.16 - Suratıma sıçtın kızım, evet yaptın bunu :D Tam eğilmiş poponu son kez siliyordum ki o sırada hapşurup suratımın ortasına ve yere 1.5 metre uzağa, kaka fırlattın. Zamanlaman süper :D Ama babanla ,y, güldük o ayrı :D 




8 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

23.gün

Perşembe, Mart 17, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

A video posted by Pınar Tatlısu Moralı (@pinosh_) on

Bugün tam 23 gün oldu Çakıl geleli, beni anne yapalı.
23 gündür lohusalığın belirtilerini göstermemiş olan ben bugün hayli sulu gözüm.
Sabah sokaktan geçip birbirinden güzel şeyler çalan akordeoncuya ağladım,
Mışıl mışıl uyuyan kızımı gittim seyrettim ağladım,
Bebekle uçak yolculuğu yapan bi annenin hüzünlü olmayan yazısını okudum ağladım.

Mutsuzluktan değil bu ağlamalar, saçmalıktan neyse ki.
En azından lohusa olduğumun farkına vardırdı bu durum beni :) 
Bu da böyle bi anımdır.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Çakıl ❤

Pazartesi, Şubat 29, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments


40+5'te 23.02.16 saat 13.41'de bize hayatımızın en önemli, güzel ve anlamlı gününü hediye ettin kızım. Ellerimiz hiç ayrılmasın, her geçen gün birbirine daha da sıkı tutunsun. 
Ben bu ara günlerimi senin her halinle sarhoş, uykusuzluğu sanki hayatımın her evresinde varmışçasına kabullenmiş ve sana doyamayarak geçiriyorum. 
İyi ki geldin, iyi ki mislere boğdun bizi miniğim. Seni tarif edemediğim duygularla seviyorum canımın taaa canı ❤

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

40+4

Pazartesi, Şubat 22, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Belki de seninle yarın artık yüz yüze tanışacağız kızım.
Belki de o tahmin bile edemediğim duyguların içinde kaybolmuşken kokunla kendime geleceğim ya da daha fazla kendimi kaybedeceğim.
Şu anda tarif edemediğim duygular içindeyim. Merak, endişe, korku, sevinç... Hepsini aynı anda yaşıyor gibiyim.
Hayatımıza sağlıkla gel ve bizi daha da iyi insanlar yap.

Bu video da burda dursun ve her izlediğimde bana bu mükemmel ötesi 9 ayı hatırlatsın. Gerçi hiç bi zaman aklımdan çıkmayacak, eminim...


0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Brownie Kurabiye

Pazartesi, Şubat 22, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Bu tarifi youtube kanalını çok severek takip ettiğim İdil Tatari'de gördüm. İzler izlemez ağzımın suları aktı ve hemen denemem lazım diye düşündüm. 

Tarifine şu adresten ulaşabilirsiniz. Ama ben blogumda da bulunsun istiyorum o yüzden buraya da ekliyorum.

Malzemeler: 
350 gr bitter çikolata
150 gr şeker
40 gr margarin (ben 30 gr tereyağı kullandım, margarin yoktu evde)
35 gr un
2 yumurta
1/4 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay kaşığı vanilya özütü (ben evde vanilya aroması varmış onu kullandım)


Yapılışı:
- 200 gr çikolata ve tereyağını benmari usulü erittim.

- Bir kapta yumurta, şeker ve vanilya aromasını 15 dk iyice çırptım. Bu kısım oldukça önemliymiş. Az un kullanıldığı için iyice krema kıvamına gelmesi gerekiyormuş.

- Bu krema kıvamlı hamura oda sıcaklığına gelen erimiş çikolatayı, kalan 150 gr küp küp kesilmiş çikolatayı, unu ve kabartma tozunu ekledim. Malzemeler iyice karışana kadar düşük devirde çırptım.
- Kurabiye karışımını 1 saat buzdolabında dinlendirdim.

- Bir saatin sonunda tatlı kaşığıyla eşit porsiyonlar şekilde alıp yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine aralarında boşluklar olacak şekilde dizdim.
- Daha önce 180 dereceye ısıttığım fırında 10 dk kadar pişirdim ve sonuç:

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

9ay10gün

Perşembe, Şubat 18, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

40 haftanın bittiği bu günü göreceğimi hiç tahmin etmiyordum. Ama işte burdayım. Çakıl karnımda ve türlü akrobasi hareketleri yapıyo hala :) Bugünkü kontrole göre de bi kaç gün içinde gelecek gibi görünmüyor. Annemle kemeraltı turu bile yaptık, bana mısın demedi :) 
O ne zaman geleceğini bilir diyip bugünü de bitirelim o zaman. 

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

39+2

Cumartesi, Şubat 13, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Daha önce de bi kaç kez bahsettim sanırım normal doğum için beklediğimizi. Ben hamileliğin en başından beri normal doğum yapmak istiyordum zaten. Doğumun doğal yollarla gerçekleşmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Neyse ki doktorum da benimle aynı kafada da zıt düşmedik hiç. Ama tabi sezaryenin de bi kurtarma operasyonu olduğunun bilincideyim, nolursa olsun normal doğurcam ben ille de normal doğurcam kafasında değilim. İkimiz için de en sağlıklısı neyse o olsun diye dua ettim şimdiye kadar. 

Şu anki tabloda normal doğumu engelleyecek bi sorunla karşılaşmadık. Suyun azalması, çatı darlığı, bebeğin büyüklüğü gibi. Haliyle günlerimiz beklemekle geçiyor :) Bu bekleyiş sonlara doğru geçmek bilmez günlere dönse de, içerde büyüsün mis gibi diye düşünüce sabırsızlığım az da olsa geçiyor.

Bu arada annemler de geldi de son hazırlıkları tamamladık. Artık Çakıl'ın yatağı ve dolabı da hazır bi kendisi eksik :)

Benim tarafımda da işler yolunda. Tabi uzun zaman ayakta kalırsam belim falan ağrıyor artık ama genel olarak rahatım. Aşırı ödem sorunu yaşamıyorum henüz. Kilo olarak da hala +14'teyim. Aman dikkat et son 3-4 hafta çok alınıyor diyenleri biraz yalancı çıkarmış olabilirirm. Çünkü yemek yeme düzenimde ekstra bi dikkat etmeye gitmediğim halde son 1 ayda 2 kilo bile almadım. Sanırım artık zaten zirveye yaklaştığım için daha fazla alamıyorum, bu vücudun da bi kapasitesi var nitekim :D Tabi hamilelik henüz bitmedi, o yüzden toplamda kaç ile bitircem hepimiz görcez :D Ama son zamanlar beklediğim gibi ağır geçmediği için mutluyum. Az önce sinemadan geldik misal :)

Yarın doğuracak mıyım acaba? sorusunu bugün de kafamdan geçirerek esenlikler diliyorum hepimize :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Moka Pot ile Kahve Demleme

Pazartesi, Şubat 08, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Hiç bi zaman çaycı bi insan olmadım. Kahvaltıda bile çay aramam o derece :) Kahveciyim ben. Günde 3-4 tane içsem içerim. Gerçi şu hamilelik çok bozdu beni. Günde en fazla bi taneyle yetinmek zorunda kalıyorum! Neyse bu günlerde geçecek az kaldı :)

Geçen seneki Milano seyahatimizden dönerken moka pot satın almıştık. Bi ara nasıl kahve demlenir bu arkadaşla diye bi video çekmiştim. Geçenlerde editleyip yükledim. Bakın bakalım beğenecek misiniz?


0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

38.Hafta - Hastane Çantamda Ne var???

Cuma, Şubat 05, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 10 Comments

40'ın dolması için tam olarak son 15 gün! Ay resmen "It is happenning!!!" Tabi artık her an gelebileceği için Çakıl hanım, ben de hastane çantamı tamamlayım bi zahmet diye düşündüm :D Yalnız öyle ha deyince hazırlanmıyomuş bu hastane çantası denen, sürekli yıka-kurut-ütüle döngüsü oluyormuş. O yüzden siz benim gibi her bi şeyinizi bölük pörçük almayın. Tek seferde alın, yıkayın ve hazır edin :)

Ben iki ayrı çanta hazırladım. Çakıl için ayrı, kendim için ayrı. Bu şekilde daha organize olacağını düşündüm.

Öncelikle Çakıl'ın çantasına bi bakalım:


1. Kıyafet olarak 3 adet hastane çıkışı seti aldım yanıma. 1 tanesi arkadaşımın hediyesi olan 10'lu parça şeklinde satılanlardan. Andywawa markası. 2 tane de daha minimal olan hastane çıkış setlerinden. Toplamda 2 tulum, 3 kolsuz body, 3 zıbın, 3 patikli alt, 5-6 tane önlük, 4 başlık, 2 çift eldiven, 3 çift çorap gibi özetleyebilirim. Ben fazla fazla koydum, biraz garanticiyimdir bu tarszkonularda :)

2. 1 tane içi polar, dışı yün battaniye ve 2 tane de penye battaniye koydum. Özellikle kalın olan hastane çıkışında lazım olur diye düşünüyorum. Neticede kışın ortasındayız.

3. Yaklaşık 10 tane ağız bezi koydum. Arkadaşlarımın dediğine göre en çok kullanılan şey bu oluyomuş. Bebeği kucağına almak isteyenlerin omuzlarına yerleştirmek için ideal dediler. 

4. 10-12 tane Prima Premimum Care marka yenidoğan boyutunda bebek bezi. Hastanede de verirler büyük ihtimalle ama kullanmaya devam edeceğim bi marka olmasını tercih ettim ben.

5. Mustela'nın bi kaç kullanımlık pişik kremi geçmişti elime, onu da koydum çantaya nolur nolmaz diye.

6. Tek kullanımlık alt açma bezlerinden 2 tane koydum.

7. 2 tane de müslin örtülerden koydum. Kundak falan yapmak gerekir belki diye bulunsun istedim.

Kendim için de şunları hazırladım:


1. 2 tane gecelik, 1 tane sabahlık ve 2 tane de önü tamamen düğmeli pijama. 

2. İç çamaşırı paketi hazırladım. İçinde 2 tane emzirme atleti, 1 tane emzirme sutyeni ve 3 tane de hamile külodu var. Normal doğumu bekliyorum ben ama bu doğum işleri hiç belli olmaz, sezeryan falan olursa diye yüksek belli külotlar daha rahat oluyormuş.

3. Hijyenik gece pedi. Kanama çok olabileceğinden oldukça gerekliymiş. Hatta hasta bezleri daha kullanışlı diyolar, fırsat bulursam onlarda da alacağım.

4. Lansinoh marka göğüs pedleri. Sanırım biraz abartmışım sayısını, biraz azaltacağım :D

5. Islak mendil. Bi şekilde lazım olur bence.

6. Bakım çantası. Ben içine; diş fırçası-macunu, kokusuz roll-on, makyaj temizleme suyu-pamuğu, tarak, gögüs ucu kremi, yüz-dudak nemlendiricisi, el kremi, küçük boy şampuan-saç kremi(hastanede duş almam gerekebilir diye) gibi temel bakım ürünlerimi koydum.

7. Makyaj çantası. Fotoğraf çekimi olacak sonuçta Hiç kimse ağzı yüzü kaymış bi şekilde çıkmak istemiyordur diye düşünüyorum :D

8. Terlik.

9. 4 çift çorap.

10. Enerji versin diye atıştırmalık bi şeyler. Ben çiğ badem, kuru kayısı ve karışık çiğ çerezlerden aldım. Ben yiyemezsem bile kocacım afiyetle götürür nasılsa :)

12. Lohusa tacı. Bunları bi arkadaşım hediye aldı ve ben çok beğendim. Üstelik Çakıl için de yaptırmış bi taç ♥  https://www.minilola.com/ isimli siteden almış, çok güzel modeller var.

13. Son olarak da hastaneden çıkarken giymek için temiz kıyafet. Ben tabii ki rahat olsun diye tayt-tunik ikilisini seçtim :)

İşte benim hazırlıklarım bu şekilde. Var mı sizin aklınıza gelen ekstra bi şeyler. İşte şunu da koy mutlaka ya da şu çok gereksiz çıkar onu dediğiniz? 

Son olarak bu iki çanta için birer de video çektim. İzlemek isteseniz buyrun :)



10 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Benzade Konak Cafe

Çarşamba, Şubat 03, 2016 Pınar Tatlısu Moralı 8 Comments

Ben kendimi bildim bileli annemin hayali küçük bi cafe açıp, o leziz yemeklerini insanlarla buluşturmaktı. Her zaman açsan ne güzel olur, çok severek yaparsın bu işi derdim. Nihayet tam bir sene önce bunu gerçekleştirdi annem bi arkadaşıyla beraber. 

Tam da hayalindeki gibi ufak ama sevimli bi mekan haline getirdiler. Üstelik kiraladıkları yer, Avanos'taki eski konaklardan birinin alt katı. Tam eski Avanos evleri mimarisinde, insanın içini ısıtan bi ev. Konağın ismi Benzade Konak olduğu için o şekilde açmayı uygun gördüler cafeyi. 

Yemekler ise oldukça geleneksel ev yemekleri. Yani kebap arıyorsanız, eliniz boş dönersiniz. Ama kebap yok diye et yemeği yok sanıyorsanız da büyük yanılgıya düşersiniz. Öyle bi mumbar, öyle bi mantı yapıyolar ki yeme de yanında yat! Ayrıca annemin cheesecake ve su böreği tüm Avanos'ta meşhurdur, o yüzden bulunca gömmek adettendir :)

Sizin de yolunuz Kapadokya'ya düşerse ki bence düşmediyse hala kesin yakın zamanda düşecek, Avanos'a uğradığınızda annemin cafesine uğramayı da unutmayın. Annem diye demiyorum, cidden çok lezzetli yemek yapar. Benden söylemesi ;)

Eklemeden geçmeyeyim. Trip Advisor'da önerilen restoranlar arasına girdi Benzade Konak Cafe. Puanı da oldukça yüksek ;) Ayrıca Facebook sayfalarından da takip edebilirsiniz.

Adres: Yukarı Mahalle, edip Akbayram Sokak, No: 7 Avanos/Nevşehir

























8 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)