14. Hafta

Pazartesi, Ağustos 24, 2015 Pınar Tatlısu Moralı 12 Comments

Sanırım artık bir şeyler yazmaya başlamanın vakti geldi de geçiyor bununla ilgili :)

Bundan tam 10 hafta önce, yani tatile çıkmadan 1 gün önce o iki çizgiyi görmemizle başladı her şey ve tüm hızıyla devam ediyor.

Sürpriz bir şey değildi bizim için aslında, zaten istediğimiz ve beklediğimiz bir sonuçtu bu "iki çizgi". Ama işte ne kadar beklenen bir şey olsa da, gördüğün anda ne yapacağını, ne hissedeceğini, bu durumun gerçekliğini falan kavrayamıyormuşsun. Bir de tabii bizim bu duruma oldukça temkinli yaklaşmamız da bu kavrama ve kabullenme sürecini biraz uzattı. Sonuçta testin pozitif çıkması, orda gerçek bir bebek oluştuğunu garantilemiyordu. Nitekim 7. haftada kalp atışını duyana kadar da kendimizi duygusal olarak frenledik diyebilirim.

Kalp atışı demişken, duyduğum ilk anda hissettiğim şey tam olarak hala gerçekliğine inanamamak oldu. Gerçi şu haftaya kadar ultrasona girip, kanlı canlı insan haline bürünmeye başlayan "bebeğim"i, hala gerçekten benimle aynı bedeni paylaşan biri olarak göremiyorum. Bir tekme, karnımda gerçek bir büyüme görene kadar da inanamayacağım sanırım :)

Evet bence, karnımda henüz gözle görülür bir değişim yok. Çünkü ben zaten normalde göbekli bir insanım. Normal zamanda bile o göbeğin şişkinlikten ne boyutlara geldiğini bildiğimden, onun hala göbek mi bebek mi olduğundan emin olamıyorum. Ama hala çok büyük bi kısmının göbek olduğundan eminim. Zavallı yavrucak, umarım içerde kendine yer bulabiliyordur :D

Bu arada şu ana kadar sadece 2 kilo almış olmam benim için bir mucize bence. "Umarım 15 kiloyu aşmam" şu anki tek temennim bu anlamda :)

İlk trimesterda(ilk 13 hafta) görünen klasik belirtilerin çoğunu yaşamadım. Yani mide bulantısı, baş dönmesi, aşerme ve bazı şeylerden tiksinti durumları olmadı bende. Bu yüzden kendimi şanslı kategorisine koyuyorum. Ama şu halsizlik ve sürekli uyuma isteği durumu ilk haftalarda resmen hayatımı zorlaştırdı. Serviste, evde, işte, dışarı çıktığımızda tek istediğim şey yatıp uyumaktan başka bir şey değildi. Neyse ki o günlere nazaran çok daha iyi durumdayım son zamanlarda. Ama kendimi yorunca hoooop yine uyku basıyor. Bu durum artık son bulsa çok iyi olur :)

Aşermedim dedim ki hakkaten canım hiç bir şey çekmedi. Hatta tatlı delisi olan ben, tatlıdan uzaklaştım. Her şeyi tahmin edebilirdim ama bunu cidden tahmin edemezdim. Yaz gelince her akşam dondurma yeme isteğiyle dolan ben, bu yaz o kadar az dondurma yedim ki hala inanamıyorum. Ayrıca neredeyse hafta 3-4 kez önünden geçtiğim ve bayıldığım cheseecakeciye de henüz uğramış değilim! Heralde şu süreçte başıma gelen en iyi şeylerden biri tatlıdan uzaklaşmam oldu :)

Yeme düzenimde aşırı bir değişim yok. Sadece et, balık yemeye daha çok dikkat ediyorum. Zararlı olacağını tahmin ettiğim şeylerden uzak duruyorum. Ama tabi haftada bir abur-cubura yönelebiliyorum. Mümkün olduğunca süt, yoğurt, kefir, meyve tüketmeye çalışıyorum. Hamileyim diye her şeye saldırmıyorum çok şükür :) Ara-sıra canım rakı ve şarap çekmiyor değil. Ama dayanılmayacak gibi olmuyor neyse ki.

Bu süre içinde internetten olur-olmaz her şeyi araştırmadım, okumadım. Telefonuma Baby Center My Pregnancy App'i yükledim öncelikle. Ordan hafta hafta olan değişimleri takip edebiliyorum. Bir de Türkçe bir kaynaktan online takip için Gebelik.org hafta hafta gebelik kısmına bakıyorum arada. Bir tane de kitap aldım. Ara ara onu okuyorum evde. Ek olarak da severek takip ettiğim ve kendi süreçlerini yazan pozitif blogger arkadaşlarımın yazılarını okuyorum. İnsan bu süreci yaşamış arkadaşları neler hissetmiş, neler yapmış merak ediyor :)

13.Haftadan bi foto. Elbise bol mol ama pek bi göbek yok işte yine de görünürde :)[/caption]
Geçtiğimiz 13 hafta içinde bir kenara not etmezsem olmaz dediğim bazı özel günler zamanlar oldu. İşte onlardan bi demet:

5.Hafta: İki çizgi. İlk heyecan. İlk ne yapacağını bilememezlik. İlk tatil. İlk kez gidilen yerler. Dolaşırken sürekli dikkatli adımlar atmak. Tatil öncesi planlanan yamaç paraşütü yapmaktan vazgeçmek. Tatilde içki içememek. Tatilde her akşam erken yatmak istemek, çok yorulmak :)

7.Hafta: İlk düğün. Henüz ailelere bile söylemediğimiz için düğünün başında eline bir kadeh blush alıp, tüm gece onla dolaşmak :) Salata yiyememek.

8.Hafta: Evlilik yıldönümümüzün 3. senesini iki değil, üç kişi kutlamak <3

10.Hafta: Ramazan bayramı hediyesi olarak, anne-baba-kardeşlerle durumu paylaşmak, herkesin çok sevinmesi ve ürkütücü şekilde kısa zaman önce herkesin bebeği rüyasında görmesi, içine doğması!

12.Hafta: İkili tarama testi. Cinsiyeti öğrenememek. Ama zaten çok da merak etmemek. Tek istediğinin ve düşündüğünün sağlıklı bir bebek olması. Ardından sonuçların normal çıkması. Bunun üzerine yakın arkadaş ve akrabalarla durumu paylaşmak. Yine mutluluk patlamaları, yine sevinçler :)

13.Hafta: Uzun süreden sonra tekrar spora dönmek. Haftada iki kez kişisel antrenörle çalışmalara başlamak, bunun çok iyi hissettirdiğini görmek. Daha büyük bir eve çıkmaya karar vermek. Aramalara başlamak.

Oldukça uzun bir yazı oldu. Ama işte üşenmenin sonucu bu, buraya kadar da okuyoan varsa gözüne sağlık :D  Bundan sonra hafta hafta güncellemeler yapmak istiyorum. Bir cümle de olsa bir şeyler yazmam gerekiyor, çünkü yazmazsam uzun süre sonra unutacağım çoğu şeyi. Böyle bir süreci unutmak istemez bi insan diye düşünüyorum.

En kısa sürede bebek göbeği fotosu koymak ümidiyle :) :)

p.s. Bu yazıyı blog dışında bir yerde paylaşmıyorum. Şimdilik sadece takip edenler haberdar olsun istedim :) Bakalım kimlerden ses çıkacak :)

12 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Kumlubük - Hollandalı Ahmet'in yeri

Çarşamba, Ağustos 12, 2015 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

6 gün tatil yapıp 2 aydır yazılarını bitiremeyen kızdan hepinize selamlar! Neyse sona geldik artık. Bi süre gezi yazısı yazmak istemiyorum ki bence siz de istemiyorsunuz yazmamı :D Üstelik daha sırada Cesky Krumlov, Viyana, Milano ve çevresi, Varşova, Londra ve Doha var! Hayat çok zor :P

Neyse biz Kumlubük'e dönelim şimdi. Burayı keşfetmem çok garip oldu. Google Maps'i açmış, Marmaris civarında neler var diye bakarken Turunç'u gördüm. Sonra nereymiş bura diye internette biraz arayınca bir kaç yerde Kumlubük'ten bahsedildiğini okudum. Araştırmalarımı derinleştirince de Hollandalı Ahmet'in Yeri'ni gözüme kestirdim.

Marmaris'ten çıkıp İçmeler tarafına doğru yol aldıktan sonra devam ettiğinizde önce Turunç çıkıyor karşınıza. Ardından iyice daralan, virajları keskinleşip çoğalan, saatte 30 km hızı geçemediğiniz yoldan ya sabır diye diye gidiyorsunuz. Ama sonunda ulaştığınız yer bu işkenceli yolculuğu unutturuyor size.

Hollandalı Ahmet'in Yeri Kumlubük koyunun en sonunda yer alan bir işletme, daha doğrusu butik bi yat kulübü. Özellikle Türk ve Çin mutfağının öne çıktığı restoranıyla oldukça iddialı. Biz de yediğimiz şeyleri oldukça beğendik.

Giriş ücreti kişi başı 25 lira (evet bence de çok uygun!). Ha ama ben zaten bir şeyler yiyip içeceğim diyorsanız da giriş ücreti yok, yeme içme ne tuttuysa o.

Mekan oldukça şık ve zevkli döşenmiş. Ben detayları çok sevdim. Üstelik gittiğimiz tarih itibariyle de çok sakindi. Tam kitabını al, tüm gün yayıl moduna uygun.
IMG_3128IMG_3113 IMG_3115 IMG_3116 IMG_3118 IMG_3120IMG_3124 IMG_3125 IMG_3126 IMG_3129 IMG_3133IMG_3140 IMG_3141

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Selimiye

Cuma, Ağustos 07, 2015 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Gelelim tüm tatil boyunca favorim olan yere. Selimiye'yi artık duymayanınız kalmamıştır sanıyorum. Bundan 4-5 sene öncesine kadar kendi halinde bir Ege köyü olan Selimiye, son yıllarda tam bir yeni keşfedilen cennet olarak herkesin radarında. Gidip o tatlılığı görünce ben de diğer herkese hak verdim. Alaçatı'nın daha miniğini ve deniz olanını düşünün. Tüm mekanlar nev-i şahsına münhasır. Hepsi zevkle dekore edilmiş, menüleri orijinal. Bizim gittiğimiz tarihte (haziran ortası) oldukça sakindi ki ben bu sakinliğe bayıldım. Diğer tarihlerde vıcık vıcık kalabalık olur mu bilemiyorum ama bence eylülde şahane olur ;)

Deniz kıyısı boyunca butik otel ya da restoran olarak işletilen her mekanın kendine ait küçük bir beach'i var. Çoğunda yeme-içme karşılığında beach'e girebiliyorsunuz. Açıkçası çok mantıklı bir uygulama. Çeşme'deki beach'lere en az 40 liraya girip çoğunda bir içecek bile vermedikleri için, bize oldukça makul geldi bu şekil. Biz de gözümüze S.U.P. Selimiye'yi kestirip şezlonglara yayıldık.

Selimiye'nin denizi dümdüz, suyu çok sıcak değil ve çok yumuşak. Tende bıraktığı o ipeksi hissi, başka bir denizde görmedim ben.

Siz gittiniz mi Selimiye'ye, gittiyseniz ne düşünüyorsunuz? Yok canım abartmışlar mı diyorsunuz, yoksa popüler olduğu kadar var diyenlerden misiniz?

IMG_2967 IMG_2974 IMG_2979 IMG_2981 IMG_2982 IMG_2996 IMG_3002 IMG_3005 IMG_3007 IMG_3009 IMG_3010 IMG_3012 IMG_3016 IMG_3020 IMG_3021 IMG_3023 IMG_3075 IMG_3081 IMG_3082 IMG_3093 IMG_3097 IMG_3101 IMG_3102 IMG_3103 IMG_3104 IMG_3109

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Marmaris

Pazartesi, Ağustos 03, 2015 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Tatil yazıları tabii ki bitmiş değil. Aynen devam ediyorum :)

Tatilin dördüncü günü Marmaris'e doğru yola çıkıyoruz. Yolda Dalyan'a uğruyoruz şöyle bi. Deniz kaplumbağası görme ümidiyle gözlerimizi nehre dikiyoruz ama gelen giden yok. Biz de birer mavi yengeç yiyip yola devam ediyoruz.

Otele akşamüstü varıyoruz. Otelimiz tam Netsel Marina'da, Marmaris Kalesi'nin surları dibinde, tatlı ötesi bir butik otel. Adı 8oda. Küçük bir avlusu var, her yer mavi-beyaz. Ben tabii ki bayılıyorum. Kaldığımız oda (ya da ev mi demeliyim) dubleks. Girişte mutfak ve oturma odası, üst katta da banyo ve yatak odası var. Mutfağın oldukça donanımlı olduğunu görünce diyorum ki hadi markete gidip kahvaltılık ne istiyosak alalım, üç gün kendi kahvaltımızı kendimiz hazırlayalım. Sonuçta dışarıdaki en güzel kahvaltı bile kendi hazırladığımın yerini tutamaz!!!!(kendini ödüllü şef sanıyor yazar burda. halbuki az sonra görülecek ki hazırladığı kahvaltılar gayet standart :D )

20150803_165431-kdcollage

20150803_165851-kdcollage


IMG_2948


IMG_3145 IMG_3149

IMG_2941


Otele yerleştikten sonra deniz için çok geç olduğundan şöyle bi marinayı gezelim, kaldığımız civarı biraz keşfedelim diyoruz.

IMG_2912 IMG_2917 IMG_2918 IMG_2919 IMG_2920 IMG_2927

Yol yorgunları olarak ve tarih itibariyle henüz Marmaris'in çok hareketlenmemesinden dolayı geç saate kadar takılmayıp otele dönüyoruz. Sonuçta yarın yorucu bir gün olacak. Selimiye bizi bekler ;)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)