Kırmızı Ruj Makyajı

Pazartesi, Aralık 22, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments





Yılbaşı yaklaşıyorken kırmızı rujun başrolde olduğu bir makyaj yapayım dedim.

Gözleri kahve-altın ağırlıklı, biraz buğulu tuttum ama çok da koyulaştırmadım. Ne de olsa kırmızı ruja, hafif göz makyajı yakışır ;)

Ruju nude ya da bakır gibi tonlarda kullanıp, bu makyajı günlük olarak da taşıyabilirsiniz ;)




0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Aperatif Olarak Ne Alırdınız?

Çarşamba, Aralık 17, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments



Geçenlerde arkadaşlarımızla sözleştik. Bize geleceklerdi ve film izleyecektik. Ama noldu, film çok fazla sarmadı, muhabbet&yeme&içme daha cazip geldi ve gece öyle devam etti. İyi de oldu, özlemişiz zaten muhabbeti :) Ben de o gün yemek yerine atıştırmalık bi şeyler hazırladım. Böyle zamanlarda tarif bulmak oldukça zor oluyor. Hem sağlıklı hem aperatif olmasını tercih ediyoruz biz. O yüzden buna uygun bir kaç kolay tarif koyuyorum buraya. Hem bana, hem size not olsun bu :)


Peynir/Et Tabağı

Bunun bi tarifi yok :) Markete gidip tulum peyniri, pastırma, kuru et ve roka alıyosunuz. Peynirleri küp küp doğrayıp, tercihen ahşap bir sunum tahtasında servis ediyorsunuz.


Fırında Körili Mantar

Mantarları yıkayıp saplarını en dipten koparıyorsunuz. Fırın kabına ters şekilde dizip üzerine Biraz tuz ve köri ekiyorsunuz. 15 dakikada pişiyor.


Kıtır Lavaş ve Soslar

Her bir çeyrek lavaşı üçgen şekline 3 parçaya böldüğünüzde toplamda 1 lavaştan 12 adet üçgen elde ediyorsunuz. Oldukça bereketli :) Bu üçgen parçaları da fırın tepsisine dizip iyice kıtırlaşana kadar pişirirseniz alın size yağsız, sağlıklı cips :) İşi abartıp kepekli lavaş da kullanabilirsiniz.

Yanına da bu sosları koyarsanız, tadından yenmiyo valla :)

Domates sosu: Ben biraz salçayla karıştırdım,

Yoğurtlu sos: Yoğurt, çok az domates sosu, nane,

Guacamole(avokado sosu): İyice olgunlaşmış avokadoyu ezip, limon ve karabiberle karıştırıyorsunuz.



Ballı Hardal Soslu Fırında Tavuk Parçaları 

İşte bu tavuklar bizim en favori atıştırmalığımız. Her zaman ilk aklımıza geleni, keyifle yeneni.

400 gr civarı tavuk göğsü
1 yumurta
2 yemek kaşığı z.yağı
Galeta unu
Çöp şiş ya da mini şişler

Sos:
2 yemek kaşığı hardal
1 yemek kaşığı mayonez
1 tatlı kaşığı bal

- Tavuk göğsünü parmak eninde boyunda kes.
- Yumurta ve z.yağını karıştır. Bu sosta tavukları 1 saat kadar bekletirsen daha güzel olur, vaktin yoksa bekletmen şart değil.
- Sostan çıkardığın tavukları çöp şişlere geçir, galeta ununa batır, fırın tepsisine diz.
- Önceden 180 derecede ısıttığın fırında 20-25 dk kadar pişir.
- Mayonezi, hardalı ve balı karıştır. Tadına bak ona göre ayarla işte bi şeyler :)
- Söyle misafirlerine tavukları sosa banıp yesinler, kuru kuru gitmez!


Hadi bakalım afiyet olsun :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Gara Guzu

Pazartesi, Aralık 15, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments


Evde bira yapmaya başladığımızdan beri "craft beer" olayına iyice kafayı taktık. Nerde fabrikasyon olmayan bi bira duysak hemen nasıl, nerden satın alabiliriz diye araştırmalara giriyoruz.

İşte Gara Guzu da o biralardan biri. Muğla da üretiliyor. 2 çeşidi var: Amber ve Blonde. Ale olarak geçen İngiliz birası türünde.

Şişenin üstündeki bilgileri şu şekilde:

% 4 alkollü amber ale (kehribar renkli ve karamel tatlı, alman, amerikan ve ingiliz şerbetçiotu harmanıyla üretilmiş, portakallı ve baharatlı tadı ve kokusu olan, klasik british bitter)

% 5 alkollü blonde ale (% 100 ingiliz ve alman maltlarından koyu altın renkli, yoğun çifte kavrulmuş tadında, taze çiçek, narenciye tad ve kokusunda, klasik ingiliz golden summer ale'nin modern yorumu)




Biz de yaz başından beri peşini kovalıyorduk ama bir türlü denk gelememiştik. Sonunda İzmir'de bir kaç market-büfede satılmaya başlandı. Ayrıca bazı barlarda da satılıyor. Biz Penny Şarküteri'den tanesi 8 lira gibi bizce fahiş bir fiyata aldık. Çünkü Cin Atı Bar'a sorduğumuzda 9 lira dediler. Heralde henüz yaygın olarak satılmadığı için büfe kazıklamayı tercih ediyor :)

Tam listeyi El Yapımı Bira Facebook Sayfası şu şekilde paylaşmış:

İZMİR (Market/Büfe)
Alsancak, Penny Şarküteri (Altınkapı Döner'in sokak başı)
Kale Market (Altınkapı Döner'in sokak sonu)
Bostanlı Atakent, Derya Süpermarket (Sunay Pide'nin yanı)

İZMİR (Barlar)
Alsancak, Kalyon Pub
OC Murphy's
Varuna Gezgin Del Mundo
Drunken Duck
Cin Atı
1888
Bios Bar
Funky Bird
Nar Cafe
Bade Restaurant
Eski Usul Meyhane
Ara Sokak Meyhanesi
Kemeraltı, Mask Cafe

Şahsen ben blonde olanını daha çok beğendim. Ben biradaki o acılığı sevmiyorum. Blonde olanda  da yok o acılık. Amber'de var.

Türkiye'deki bira çeşitliliği izellikle son 1-2 yıldır oldukça arttı ve daha da artmasını ümit ediyoruz :) Ayrıca bu şekilde yerel üretim yapan her türlü girişim destenlenmeli diyenlerdeniz. Siz de denk gelirseniz Gara Guzu'ya bir yerlerde, denemeden geçmeyin. Pişman olmayacaksınız ;)

2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Dikkat dikenlidir!

Pazartesi, Aralık 08, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments

Son bir kaç aydır kaktüs ve sukulentlere karşı olan ilgi çooook arttı. Küçücük gövdeleriyle tek bir saksı içinde komün olarak yaşayıp, ortamın havasını birden değiştiriveriyorlar. Üstelik az suyla çok iş başarıyor veletler :)
Kaktüs-sukulent aranjmanları bir diğer adıyla teraryumlar için workshoplar düzenleniyor, internet üzerinden hazır aranjman almak isterseniz de bence uçuk sayılabilecek fiyatlar veriyorlar.

2 tane hediye edilen sukulent var bana önceden. Minicik saksılarında bekliyorlar. Yanına 2 tane de kaktüs alır, bi aranjman da ben yaparım diyorum. Koçtaş'ın yolunu tutup 2 minik kaktüs kapıyorum. Bir Paşabahçe  ziyaretimde, onların da kendi hazırladıkları aranjmanları görüyorum bu arada. Hemen küçük bir boş saksı satın alıyorum.

Yalnız küçük bir sorun oluyor bu noktada. Koçtaş'ta ve Kemeraltına bakmamıza rağmen kaktüs toprağı bulamıyoruz. Kaktüs toprağı öyle çiçekler için satılan torflar gibi olmuyormuş. Su geçirgenliği yüksek kumlu bir karışımdan oluşması gerekiyormuş.

Sonra kadim dostum Gittigidiyor yetişiyor imdadıma :) Yazıyorum oraya kaktüs toprağı diye. Zengarden isimli kullanıcıdan bu kaktüs toprağı karışımını alıyorum. 2 günde ulaşıyor elime toprak. Sonrası aşağıda ;)









2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

TAŞINDIM!!!

Çarşamba, Aralık 03, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Artık .com uzantılı bir bloga taşınma vaktim gelmişti. 

Bundan böyle hepinizi www.no9daire8.com a davet ediyorum cinconlarım. Hadi gelin bekliyorum :*

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

No9Daire8 Youtube'da!

Salı, Kasım 25, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Evet baktım baktım el atmadığım bi Youtube kaldı, ondan da eksik kalacak değilim ya dedim ve Youtube kanalımı açtım. Güzellik ve makyaj ağırlıklı bi kanal olacak kendisi zannımca. Ama tabi gelecek her türlü öneriye de açığım. Hadi bismillah diyip, bol ıııııııııııııııılı ilk videomu huzurlarınıza çıkarıyorum.
Abone olalım, beğenmelerimizi ve yorumlarımızı esirgemeyelim canlarım :)


0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Souq Karaköy

Cumartesi, Kasım 22, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Yılda bi kaç kez İstanbul'umuz geliyor bizim. Kardeşler, arkadaşlar, aileden başka insanlar derken gitmemiz için sebebimiz çok anlayacağınız. 14-16 kasım arasında ordaydık bu sefer.

Cumartesi programımız çok yoğun olunca pazarı biraz keyif günü ilan ettik ve Cihangir'den Karaköy'e doğru uzandık. Karaköy'ün son bi kaç yıldaki yükselişini ben bile İzmir'den izliyorum ve keyif yapmak için ne kadar doğru bi muhit olduğunun çooook farkındayım :)

Bizim de şansımıza Nisan 2014'ten beri her ay bir haftasonu boyunca kurulu kalan Souq Karaköy vardı o haftasonu. Tabii meraklı taze Pın yerinde durmadı ve yanındakileri de bu renkli pazar yerine(!) sürükledi. Neyse ki yanındakiler de pek sevdi burayı :) Kasım ayının teması "Handmade" idi. Birbirinden güzel ve orijinal el yapımı şeyi bir arada bulmak çok güzeldi. Size söylüyorum İstanbul sakinleri, fırsatınız olursa kaçırmayın! Hem gözünüze ziyafet çektirin hem de her yerde bulamayacağınız şeyleri eve götürmenin mutluluğunu yaşayın ;)

 Facebook ve Instagram sayfalarından takip edip o ay ne zaman kurulacaklarını öğrenebilirsiniz.







Der-liebling‘in bu takılarında oldum olası gözüm var. Şu kuartz kolyelerden almam çok uzak değil bence. Doğumgünü hediyesi olarak da kabul edilir, öhöm öhöm :)






Giano diye de butik bir çikolatacının standı vardı. Oldukça ilginç çikolata çeşitleri olduğunu söylemeliyim. Çikolatada farklı tatlar arıyosanız deneyebilirsiniz.
Misal ben rokforluyu sevdim, ama vasabiliyi hiç sevmedim.




0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Dem

Cumartesi, Kasım 22, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatrı olur da, bir demlik çayın olamaz mı yani?

Valla bence eğer böyle güzel sunuluyorsa olur arkadaş! 63 farklı çay diyolar, daha da bi şey demiyolar.

Karaköy'e gidince içinizi ısıtmak için uğramalısınız Dem'e. Biz konsepti de, denediğimiz çayları da çok sevdik. Her ne kadar şu an hatırlamasam da neler denediğmizi, hangisini seçerseniz seçin pişman olmayacaksınız gibi bi his var içimde ;) Ayrıca yeni şubelerini de Bebek'e de açmışlar.

İzmir'e de istiyoruz böyle güzel mekanlar, haberiniz olsun :)



0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Mini(!) makyaj çantası

Perşembe, Kasım 20, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Geçenlerde hafta sonu için yani sadece 2 günlüğüne İstanbul'a gittik. Sürekli mobil halde olacağımızdan bizi ancak sırt çantası paklar deyip çıktık yola. Sırt çantası alınca yanımıza aldığımız her şeyi minimalde tutmaya çalıştık. Ama gelin görün ki bi kadının makyaj çantası hele benim gibi makyaj yapmayı gerçekten seviyorsa ne kadar minimal olabilir ki???

Siz bu sorunun cevabını düşünedurun, ben de o sırada çok düşünmenize gerek bırakmayacak şu aşağıdaki foto ile durumu özetleyeyim :)

Gördüğünüz gibi 2 günlüğüne bile en minimuma indirebildiğim hali bu. Artık makyaj konusunda bi bağımlılığım olduğunu kabul etme vakti geldi sanırım :) Hayır en azından farkındayım, bu da bi şey bence. İkinci adım olarak bu bağımlılığı kontrol altına almaya çalışmak gelebilir(yav hee hee).


0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Kış yaklaşırken bloga sokulmak istemek

Salı, Kasım 04, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 3 Comments

Ahhh ahhhh eskiden buralar cıvıl cıvıldı. Yazı yazayım diye dolanıp dururdum. Ama hep o Instagram rahatlığından bunlar. O kadar kolay ki. Çek, düzenle, paylaş, anlık tepkileri gör. Ama işte arşiv şart. Sevdiklerini biriktirmek, dönüp dönüp okumak şart.

Aklımda blogla ilgili yapmak istediğim çok şey var. Artık harekete geçme vaktidir diyip ilk adımı atayım aylar sonra. Kışı pek sevmem ama nedense kararlar alışım hep de kış aylarında oluyo. Yaz ayları, kararlar almak için fazla güzeller bence :)



Bu güzel kurabiyeyi 29 ekim tatilindeyken yaptım. Tarif canım Cafe Fernando'nun kitabından, Cenk'in Ev Kurabiyesi. Abartısız söylüyorum ki hayatımda yediğim en güzel kurabiye!

 Henüz kitabı almadıysan vakit kaybediyorsun demektir. Hem 15 Kasım Cumartesi günü İstanbul TUYAP'ta imza günü de olacakmış. Bence bu fırsatı kaçırma ;)

Mis kokulu bi gün diledim gitti :)

3 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Ne şirin yersin sen Kaş!

Cuma, Temmuz 25, 2014 Pınar Tatlısu Moralı 1 Comments

Bu sene yaz tatilimiz için Kaş'ı tercih ettik. Yıllardır gitmek istediğimiz bir yerdi ve iyi ki de gitmişiz. Biz Kaş'ı çok sevdik, belki sana da fikir olur ve gidersin, çok seversin :)

Kaş'a arabayla Denizli üzerinden gittik. Direkt İzmir'den çıkıp gitmek yorucu olacaktı ve bizim de zaten topu topu 4 günümüz vardı Kaş için. O yüzden cuma akşamı iş çıkışı Denizli'ye gittik, o gece kayınvalidemlerde konakladık, ertesi gün de erkenden yola koyulduk. Denizli'den 4 saat sürdü yol.

Amaç: Erken yola çıkıp yolda kahvaltı etmek.
Sonuç: Kaş'a ulaşmamıza 45 dakika kala kahvaltıyı yapabilmek :)

Şu yukarıda gördüğünüz yerde yaptık kahvaltımızı. Patara antik kenti öncesinde Gelemiş diye bir köy var, minnacık bir yer. İşte orda bulabildiğimiz tek kahvaltıcı bura oldu. Köyün hemen girişinde, solda. Adı da Selçuklu Köy Sofrası. Beklentilerimizin çok üstündeydi kahvaltı. Ne bulduysak yemişiz o açlıkla :)




Kahvaltıdan sonra Patara'yı görelim diyerek antik kente girdik. Müze kartınız yoksa giriş 5 lira. Çok sıcak bir zamanda orda olduğumuz için gezemedik antik kenti, ama meşhur tiyatrosunu gördük uzaktan.

Yukarıdaki fotoğraf da Patara Sahili'ne ait. Sahil çok güzel gördüğün gibi, carettaların da yumurtlama bölgesiymiş. O yüzden koruma altında. Ama ben denizini sevmedim. Dalgalı deniz bana göre değil. O kadar gitmişken bi girelim dedik ama bence ıslanmaya değmez :)





Öğleden sonra sonunda Kaş'a varıyoruz. Otelimiz çok çok tatlı bir dizayn otel: Upperhouse Boutique Hotel. Upper house dediğine bakma sen, gayet düz ayak şehrin merkezinde bi otel. Otel seçimini yaparken dikkat et, çünkü çok yokuşlu Kaş. Tepede bir yer olursa zorlanabilirsin o sıcakta :)



Akşam yemeği öncesi odadaki bu vintage görünümlü aynada pozumu da veririm, acımam!

Nerde Denize Girsek??

Deniz için çok fazla seçeneğin var. O yüzden bence kafan nerde eserse orda gir. Ama ben yine de biz nerelere gitmişiz yazayım, gitmek istersen aklının köşesinde durur :)




Bizim açık ara favorimiz şu yukarıda gördüğün Nuri's Beach denilen yer oldu. Kaş merkezden motorlu teknelere binip 10-15 dk sonra Limanağzı koyuna ulaşıyorsun. Kara yolu yok o yüzden denizden ulaşım var böyle. Gidiş - dönüş alırsan bileti 15 lira, tek yön 10 lira. Son dönüş 18.30 gibi oluyor. Ama akşam yemeği için de kalabilirsin, çok güzel bi restoranı var. Onlar seni yemekten sonra istediğin saatte geçiriyolar Kaş'a. Nuri's Beach'in yan koylarında bir kaç mekan daha var bu şekilde. Ama biz 2 gün de burayı tercih ettik. Bir de Kaş'ın en büyük özelliği beachlere parayla girmiyorsun! Evet Çeşme'de yediğimiz kazıklardan sonra bize inanılmaz geldi bu. Yediğin içtiğin neyse onu ödüyorsun ki illa bi şeyler içiyorsun zaten. Bazı yerler atıyorum 20 liralık harcama yapmanı istiyor. Ama onu da 2 bira içsen yapıyosun :) Yani hiç bi şey!

4sq: Nuri's Beach


İşte bu kolaj da neden tercih ettiğimizin kanıtı :) Barman ve işletmecisi olduğunu düşündüğümüz Okan'ın kokteylleri bi harika dostum! Caipirinha'yı Cachaça ile yaptığını öğrenince elinden kötü bir şey çıkacağını düşünmedik zaten! Bi de narlı mojito MUST! Fiyatlar da uçuk değil. Kokteylin içeriğine göre max 30 lira ödüyosun ki değiyo ;) Bu paraya ben ne kokteyller içtim ki zaten yoktular, öyle diyim sen anla :D


Günü batırırken...

Biz bir gün de Kaş'ın direkt içinde olan Küçük Çakıl plajına gittik. Plaj dediğime bakma, yukarıdaki köpişin olduğu minicik oluşum diyeyim :) Bu küçücük plajdan direkt denize girebilirsin. Bir de çevredeki otellerin hepsinin iskelesi ve beachi var burda. Yukarıda anlattığım beachlere ücretsiz girme durumu burda da geçerli. Seç birini gir. Biz Çınarlar Beach'te girdik misal.



Kaş'a kadar gidip Kaputaş'a uğramamak olmaz! Tam bir bakir cennet koy. Şemsiye kiralayabilirsiniz ama şezlong yok :) Bir de acıkırsanız gözleme yapan bi teyze var. Bizim asıl yaptığımız aktivite, Mavi Mağara denen bir mağaraya tek kişilik botlarla kürek çekerek gitmemiz oldu. Aşağı inince ordaki görevliden detayları öğrenebilirsin. Kişi başı 25 lira. Bence kesinlikle yapmalısın bu aktiviteyi. Zaten mağara o kadar değişik ki gerçekten. Pişman olmazsın ;)

Ne Atraksiyon Yapsak??

Kaş bu konuda bi dolu seçenek sunuyor sana. Biz tüplü dalış ve Kekova batık şehir tekne turunu yaptık.

Tüplü dalış için Kaş Uzun Çarşı'da ofisi bulunan Dragoman'ı tercih ettik. Bir gün öncesinden konuşup ayarlayabiliyorsun. Kişi başı 60 lira. Dalıştan önce yarım saatlik bir tanıtım videosu izliyorsun. Sonra seni tekneye götürüyorlar ve orada da eğitmenlerden dalış öncesi bi brifing alıyorsun. Bu bir deneme dalışı. Max. 6 metreye kadar iniliyor ve 20 dk. suyun altında kalınıyor. Benim çok çok hoşuma giden bi deneyim oldu. Suyun altında o kadar zaman nefes almada hiç bi zorluk çekmeden kalabilmek inanılmaz bi şey bence. E tabii bi de türlü mahlukatlara yaklaşıyorsun :) 




Ah Kekova, canım Kekova! Sen güzel bi doğasın, sen ne berrak denizsin!!!
Buraların muhteşemliğini kelimelerle anlatamayacağım maalsef. Gidip bizzat görmelisin ve bayılmalısın! Gittiğin koylarda gözünü dört aç, zira Caretta Carettaların suya dalıp çıkmaları an meselesi!!


Tekne turuna Üçağız Köyü'nden çıktık. Önce Kaş'tan oraya 45 dakikalık bol virajlı yollardan kara yoluyla ulaştık. Sonra ver elini tekne. Tekne Turlarının fiyatı 65-100 lira arası değişiyor.

Teknemizdeki abla öğle yemeği hazırlığında. Şimdiye kadar gittiğim en huzurlu tekne turuydu bu. Yüksek müzik yok, max. 30 kişi ve 5-6 çeşit zeytinyağlıyla tavuk ızdaranın mükemmel lezzeti.



İşte burası da aşık olduğum, pılımı pırtımı toplayıp yerleşesim gelen Simena, diğer adıyla Kaleköy. Bu köy bi ada ve çooook şirin!!! Kaleye kadar çıkmaya üşenme, manzara enfes çünkü ;)

Likya mezarları, minicik okulu, kim bilir kaç yaşındaki ağaçları ve eşsiz manzarasıyla kalbimi çaldın Simena!

Bak bak doyamıyorum valla!


Simena seni çok sevdim, yine görüşelim şekerim.

Ne Yesek, Nerelere Gitsek??

4 gün boyunca yiyip içtiğimiz her şeyi mi beğeniriz arkadaş! Kaş bu işi çözmüş koymuş bi kenara. Yani nereye gidersen git yemeklerinden servisine kadar her şeyden memnum kalacağına eminim. Fiyatlar da bi Çeşme, bi Bodrum değil ;)

Kaş öyle bi yer ki insanın her akşam rakı-balık yapası geliyo :) Zaten balık restoranı oldukça fazla, balıklar taze, mezeler mükemmel. E napalım yani şimdi?? :)

Bu yukarıdaki muhteşem manzaraya sahip restoranın adı Dolphin Restoran. Bu manzaraya karşı demlenmek paha biçilemez. Ne keyif, ne keyif offff...



İşte Kaş'ta hasta olduğumuz mekan: Memed'in Yeri. Büyük çakıl plajında yer alan salaş mı salaş, ama nası bu kadar lezzetli olduğunu bilmediğimiz mezeleriyle bizi bizden aldı. Sahibi Memed abiye o akşam denk gelemedik ama denk gelirsen, sohbeti çok iyiymiş diye duyduk, kaçırma ;)


Bi önerim de vejeteryansan ya da öğlen yemeğinde hafif bi şeyler yemek istiyosan diye geliyo: Mama's Kitchen Bi Lokma. Şu yukarıdaki fotonun sol alt köşesindeki leziz mi leziz meze tabağı, yeme de yanında yatlık bi şey. Humusu çok meşhur, kesin dene çok güzel. Allaaaahhhhh olsa da yesemmm!!! Aybo da mantısından yedi, ben de tattım ve annemin mantılarına benzemesi beni çok şaşırttı. yiyin gari!


Sağ alttaki dondurmayı ise Simena Kaleköy'de yedik. Hayatımda yediğim en en en meyve gibi dondurma. Ha muz yemişsin, ha burda muzlu dondurma!

4sq: Ankh Cafe 



Kaş'ın merkezi küçücük, ama sokaklarında dolaşmak ve 1 günde bile her yeri öğrenmek o kadar güzel hissettiriyo ki. Sanki hemen oralı oluyosun. Şu yukarıdaki yerlerin hepsinin önünden geçeceğine emin olabilirsin :)



Küçücük Uzun Çarşısı!



Biri bana mı seslendi gençler???!!! :)

Geceleri de çok güzel bu Kaş'ın. Mekanların hepsi kendine özgü, orijinal ve tabii ki sevimlilikten ölüyolar. Ben şuraya nerelere gitmişiz yazayım en iyisi.

Mavi Bar - Kaş meydanda rengarenk sandalyelerinde bi bira hüplet.

Deja Vu - Mojito'yu dene.

Hideaway Bar - Saklı bi cennet, bahçesi muazzam, kokteylleri güzel. Chessecake'i çok övülüyor ama geç saat olduğu için deneyemedik biz :) Bi de dart var, yanındakiyle kapışabilirsin :)

Cafe Barcelona - Sangriaaaaaaaaaa diyorum başka bi şey demiyorum!

Deli Bakkal - Kendi yaptıkları likörlerden denemeden gelmiyosun ;)


Biraz uykulu, biraz kafası güzel ama çok mutlu bi pın!


Ayol yaz demek #armparty demek! Kaş'tan bu partiye eşlik edecek yenilerini ekle ;)

1 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)