Tire

Çarşamba, Eylül 25, 2013 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments

Yine çooook geç kalmış bir yazı daha. Ama yazmayıp da arşivimde olmadığına üzüleceğim bir gezi olduğunu düşündüğüm için yazacağım. Hem o gün çok da eğlenmiştik :)

2 sene önce bir arkadaşımdan öğrenip, bu süre içinde hiç bir turuna katılmaya fırsat bulamadığımız Ebruli Turizm ile tanıştırayım ben sizi önce. İzmirli bir turizm şirketi. Yurtiçi-yurtdışı bir çok turları oluyor ancak bizi en çok ilgilendiren kısmı İzmir çevresinde ve içinde yaptıkları tarihi, arkeolojik, botanik ve gurme gezileri. Ayrıca zaman zaman seminerleri de oluyor ama onlardan birine henüz katılamadık biz. Katılan arkadaşlarımızın geri dönüşleri ise oldukça olumlu. 

Bütün gezilerinde konuya her yönüyle hakim profesyonel kişiler oluyor. Arkeologlar, tarihçiler, botanikçiler gibi. Onlarla gezmekse gerçekten bulunduğunuz yeri daha iyi anlamanızı sağlıyor. Bir kaç aylık tur programları sitelerinde mevcut, ordan takip edebilirsiniz. 

Biz de geçtiğimiz mart ayında yine kurtlanmış olacağız ki gözümüze Tire turunu kestirdik. Ben ki 10 yıldır İzmir'de yaşıyorum ama utanarak söylüyorum ki ilk kez gittim Tire'ye :/ Hatta daha gitmediğim o kadar çok yer var ki civarda, şimdi saysam hepsini yerin dibine geçerim :) O yüzden gezdikçe anlatırsam belki daha iyi hissederim :D

Tire diyince tabi ki ilk akla gelen Tire köftesi :) Ama meğer keçeciliğiyle, karambol oyunuyla, arkeolojik kalıntılarıyla ve tarihiyle de gidilesi görülesi bir yermiş.

















 










 Tire'ye gelmeden önce yol üstünde Değirmen Şelale isimli süper bir yerde durup kahvaltı yaptık. Resmen huzur dolduk, nası dolmayalım ama ha nası????



 Bu bisiklete benzeyen taşta eskiden zeytinleri ezip zeytinyağı çıkarıyolarmış. Bu da böyle bi bilgi benden size, hadi yine iyisiniz!




Tire'nin tepeden görünüşü


 



Burası da Derekahve denen, içinden dere geçen tarihi bir mesire yeri. İçinde çay-kahve içip soluklanacağınız bir cafe de mevcut. Hıdrellez'i burda kutluyormuş Tireliler. Bir de içinde Şemsimescid ve Ayazma adı verilen, biri müslümanlara diğeri de hıristiyanlara ait olan ibadet yerleri mevcut. İki farklı dinin ibadethanelerinin aynı bina içinde yer alması, günümüzü düşününce ne kadar da imkansız geliyor değil mi? Her yerde her zaman hoşgörünün şart olması böyle bir şey işte...





Biraz da çarşı içine inip ara sokakları ve tarihi önemi olan mekanları geziyoruz. Rehberimiz Şükrü Tül o kadar bilgili ki, bizi resmen aydınlatıyor.




Tire'nin keçeciliği de çok meşhurmuş meğer, mesela ben hiç bilmiyordum. Bu yukarıdaki keçe ustası da dededen toruna geçen mesleklerini sürdürüyor. 2 dk içinde o yukardaki kuş figürünü yapıverdi valla, biz de napalım ağzımız açık izledik. Bu dükkanda çok güzel ve farklı şekillerde işlenmiş keçe ürünleri var. Ama ben şu yukardaki cekete hasta oldum o ayrı!!!





Heralde Tire gezimiz boyunca bize en ilginç gelen şey: Karambol Oyunu. Bu oyunu Osmanlı zamanında İspanya'dan tecir edilen Museviler getirmiş Tire'ye, ve hala çok az da olsa bir kaç kahvede yukarıdaki gibi bir sahada erkekler tarafından çok sevilerek oynanıyor. Bizi buraya götürdüğünde rehberimiz, şanslıyız ki izleyebileceğiz oynayanlar var dedi. Bilardo gibi, bilye oynamak gibi sanki. Öyle ciddiyetle oynuyordu ki amcalar, onları izlememiz hiç de umurlarında olmadı :) Bak yine çok şanslısınız ha, yeni bi şey daha öğrendiniz! :D



Hahaaaa, Tire köftesi yemeden döndüğümüzü düşündünüz ama yanıldınız dostum!!!! Muazzam bi lezzet kanka, yemelisin!!! Hacıoğlu'nda yedik biz, tavsiye ederiz ;)






Tarihi bir cami, şimdi detaylarını çok hatırlamıyorum ama önemli bir yeri olduğunu hatırlıyorum yine. İşte böyle şeyleri zamanında yazmamanın zararlarını görmüş oluyoruz burda!








Dönüş yolunda arkeolojik kalıntıları olan bir yere uğradık. Elimde yabani ve mis gibi kokan kekikle mutlu ve huzurluyum.


2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Serralves Müzesi ve Parkı

Pazartesi, Eylül 23, 2013 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Tembel bloggerlığın kitabını yaz deseler yazarım tamam ama ona da üşenmekten korkuyorum valla :)

Portekiz seyahatimizin son yazısıyla şanlı bi nokta koyacağıma inanıyorum. 

Serralves müzesine Portekizli bir arkadaşımız şiddetle gitmemizi önerdi. Özellikle bahçesini çok seveceğimizi belirtmişti, nitekim öyle de oldu. 

Ben ki modern sanatı severim ama onu anlamak konusunda zaman zaman sıkıntı yaşamıyor değilim :) Ama umudumu yitirmiyorum, anlamaya çalışmaya devam ediyorum :) Hayır Londra'da Tate Modern'e bile gittim daha ne yapayım! Tamam New York'taki MoMA'yı ziyaret etmeden bu işi tamamlanmış saymayacağım ama o da olacak bi gün inanıyorum :D

Neyse bu kadar derin(!) sanat sohbeti yeter. Şimdi anlatma şeklini en çok sevdiğim yöntem olan foto altına açıklamalarla tura başlayalım.

 Sessiz olabilir miyiz lüffeeeen!!!










İnanılmaz güzel bir bahçesi var müzenin. Yemyeşil ve huzur dolu. Temiz hava almak için birebir. Müzeyi gezmek istemezseniz bile bence bahçesini kesinlikle es geçmemelisiniz!



Müzenin bahçesinde de modern sanattan eserler sergileniyordu. Bunun için yorumum "Batağa saplansan da dik durmayı bileceksin" olmuştu misal Instagram'da :)) Siz düşünün artık :)






Ben en çok bu aynaları sevdim ama. Bahçeye bir sürü değişik açıyla yerleştirilmiş aynalarla oldukça eğlenceli
vakit geçirdim. Böyle tasarımları seviyorum dostum!


Porto'daki son karemle bu yazı dizisine bir son veriyorum artık. Sonunda! dediğinizi duyar gibiyim.

Hepinize Porto şarabı gibi tatlı bir hafta diliyorum canconlarım :) Gelcem ben yine bi ara buralara ;)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)