Alış-veriş falan işte

Çarşamba, Ekim 31, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 14 Comments


Evet canlar bugün size bi alış-veriş deneyimimi aktarmak isterim. Biliyorum siz de her kadın gibi alış-verişi delicesine seviyosunuz. Hele bi de fiziksel olarak ulaşamayacağımız şeyler bi tık kadar uzağımızdaysa tadından hiç yenmiyo be :)

Pinkfreud geçenlerde bi yazısında romwe diye bi siteden bahsetmişti, hem de kargo bedave!!

Şimdi burdan naçizane iki çift lafım olacak sevgili Türk alış-veriş sitelerine. Lan oğlum, adamın uzakdoğulusu teeee cehennemin dibinden kargoyu beleşe gönderiyo, sen iki adım öteden bi sürü para istiyon be kargoya. Az utan, az yüzün kızarsın, az bizim neyimiz eksik de!!!! Bu ne be!!! Neyse atarımı da yaptığıma göre konuya dönebilirim :)

Öncelikle sitede çok güzel, orijinal şeyler var. Aksesuarından çorabına kadar. Seç beğen al. Ha fiyatlar çok mu ucuz, hayır. Ama yine de aşırı pahalı değil. Gerçekten beğendiğin bi şeye veriyosun zaten hatrı sayılır bi para. Öyle düşün. Neyse benim bu siteden ilk, zaten yurtdışından da ikinci alış-verişim olduğu için öyle çok para vermedim. Şu yukardaki 3 güzelliği toplam 32 dolara aldım.

Taytı gördüğümde bayılmıştım zaten, çok sevimli bi şey :) Gözlük de çok hoşuma gitti, istiyodum bu tarz bi şey. Gerçi tahmin ettiğimden biraz büyük geldi ama olsun ben sevdim yine de :) Bıyık modası zaten malum, hem de çok seviyom. Hazır bi şeyler almışken atıverdim onu da sepete.

Gönderim süresi çok kısa değil tahmin edeceğiniz üzere. Benim elime tam 20 günde ulaştı. Ama bayram tatili girdi araya. Yoksa tatilden bi gün önce Türkiye'ye giriş yapmıştı kargo. Siz onu 15 gün olarak düşünün yani maksimum, zaten sitelerinde de öyle yazıyodu.

Paketlemeyi de gayet güzel yapmışlar. Havalı poşetlere sarmışlar falan, zarar ziyansız geldiler.

Ödemeyi paypal ile yaptım ben, gerçi başka neyle yapılıyo bakmadım bile :)

Hadi madem ben gideyim de siz de girin bi göz atın şu siteye. Öberim!

14 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Bazen şanslıyım

Cuma, Ekim 19, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 10 Comments

Şimdi malumunuz bi çok blogger türlü çeşit markalarla anlaşmalar yapıp, yarışmalar çekilişler düzenliyolar. Ben de kendimce hoşuma giden ve katılım şartlarında yok blogunda duyur, yok twitterında duyur, yok facebookda duvarına koy bilmem ne gibi şartları olmayanlara(tabii ki gerçekten çok hoşuma giden, bunlara değecek bi şey değilse) katılıyorum. Niye katılmayım ayol, şans benim zevk benim. Hıh.

İşte neyse geçenlerde yine benzer bi yarışma vardı Styleboom'un Zoopa'yla birlikte düzenlediği. Yapılacak şey de oldukça basitti: Zoopa'nın londra koleksiyonuna ithafen, o an için londra'da nerde ne yapmak istediğini belirten bi yorum yazmaktı. Ben de önce amaaaan benim yorumum seçilmez ki falan diyip sallamamıştım. Sonra dur ya belli olmaz bi deneyim şansımı diyip, yarışmanın bitmesine bi kaç gün kala şu yorumu bırakmıştım:

"Ahhh Londra, ne güzelsin... Şu an soğuk ama güneşli bir günde olduğumu ve Oxford'da sokak sanatçılarının o neşeli hallerine eşlik ettiğimi düşlüyorum. O kadar güzel çalıyorlar ki onlara ayak uydurmamak elde değil, koyveriyorum kendimi. Önümde uzuuuuun bir gün ve keşfedilecek o kadar çok yer var ki... Neyse ki ZA9FF-10431210 benimle beraber bunları yapacak güce sahip :)"

Zaten londra'ya daha önce gittiğim için gözümde bunların canlanması ve yazıya dökülmesi hiç zor olmadı :)

Sonra bi de ne duyayım, kazananlardan biri ben olmuşum. 500 liralık hediye çeki hediyeleri de!!! Aman yareppi, bi kadına verilebilecek en güzel hediyelerden biri değil de ne bu?? Ayakkabı diyom, çanta diyom heeeyyy!!!

 
Neyse sağolsun Zoopa ekibi çok profesyonel davranıp, maiiler ve telefon yoluyla siparişlerimi hiç bi sorun çıkmadan elime ulaştırdılar.

Tabi şöyle de bi şey var ortada. Şimdi ben açgözlü davranmayım, şurdan bi tane de anacığıma alayım dedim. Hazır doğumgünü de geldi. Tarzını biliyorum, ne alacağım çok belli. Ama yine de hadi bi açıp sorayım kendine beğendireyim dedim. Ayakkabının yanında bi de çanta istemesin mi :)) Tamam dedik anadır ne istiyosa al, üzme kadını. Derken anacım maşallah bana sadece 150 liralık bi şey bıraktı, e ben de gidip ona göre aldım bi şeyler :)

Leoparlarımı çok sevdim, bi de biker bot tarzı bi şey aldım. Havalar soğusa da giysem :P Anama da çok sevdiği topuklu oxford ve yukarıdaki çantayı aldım. Zevkli kadın vesselam :)

Neyse diyeceğim odur ki haydan gelen huya gider kardeş :)

10 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Tembel blogger'ın kurtuluşu!

Perşembe, Ekim 18, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Bence bu kolaj şeysi tamamen tembel bloggerlar düşünülerek icat edilmiştir. Hiç bi şey yazma yazma, sonra du bi kolaj yapayım da neler yapmışım bu yazmadığım dönemde diyip işin içinden çık. Ohhh ne ala memleket ya. Bi git, gözüm görmesin senin gibi bloggerı!!!!!

1. Biz bi Resident Evil sever aileyiz. Hatta bi gün oturduk başına sabahtan akşama kadar tüm filmlerini izledik, hem de bi gıdım bile sıkılmadan :) İşte efenim son filmi gelince de ilk günden kendimizi sinema salonunun rahat koltuklarında bulduk. Tabi ki filmi çok sevdik, Milla ablamızı daha çok ama :)

2. Bu seneki düğünlerin birinden bu kare. Kocamı da pek sarıp sarmalarım, yirim onu ben :)

3. İnci'nin yaz sezonu indirim ganimetidir kendisi. Rengine ba-yıl-dım! Üstelik rahat!!!!!

4.Ahhh gözdecim, vah gözdecim. Sadece 2 yıldır tanıyoruz birbirimizi ama kafalarımız öyle bi uydu ki birbirine farkında olmadan kani oluverdik. Aynı iş yerindeydik ama ayrıldı o şimdi başka şirketin kollarında. Neyse ki hala izmir'de de, bi avuntum oluyo. Sensiz buralar sıkıcı be bebeeemmm :(

5. Aybo'nun kuzenle eşi izmir'e geldiklerinde doğal yaşam parkına gittik beraberce. Hava da pek güzeldi, değişiklik oldu.

6. Zürafaları acayip seviyorum ben ya, yani nerden geliyo bu aşk da bilmiyorum ama hastasıyım bu hayvanların. Ha bi de fil var tabi ama zürafa başka :) Ne şeker ya baksana!! Bu kare de doğal yaşam parkından.

7. Levent marina yenilendikten sonra sevdiğimiz ve ara ara gittiğimiz bi mekan olmaya başladı. Bu minnoşlar da orda ayaküstü bi şeyler yemek isteyenler için düşünülmüş. Pek şekerler :)

8. Şimdi bostanlı'da yaşamaya başlayınca bizim de kendimize göre bazı favori mekanlarımız oldu. Bunların en birincisi "la vie". Biz ortamını seviyoruz, size de tavsiye ederiz :) Ama bu suflesini her şeyden çok tavsiye ederiz. Devasa bi şey, 2 kişi bi sufleyi bitiremedik!

9. Bu da saçımın 2 hafta önce kestirdiğim hali. Şimdi biraz uzadı yine ama durduramıyoruz usuyo arkadaş!!! Bu sefer daha kısa kestirdim, nolacağıdı ya 2 ayda bigidip saç mı kestircez aaaaa!!!

İşte bu da böyle bi anımdır. Bunun gibi bi kaç post daha bekleyin benden. Ne de olsa bunlar bile eskidi. Kahrolsun tembellik der gözlerinizden öperim.

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

İlk yemekli misafir başarıyla ağırlandı!

Salı, Ekim 16, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 21 Comments

Selam cicişkolar! Nabıyonuz ya görüşmeyeli?? Valla ben işte yemek yap, misafir ağırla falan derken saldım gitti burayı :P Duyanda her akşam misafirim geliyo sancak, topu topu bi kaç bi kaç arkadaşımız geldi :D Neyse yeni evli olmanın getirdiği bazı sorumluluklar var, onları yerine getirmeyip buralarda mı fink atcam yani, mehh..

Cumartesi akşam 2 çift yakın arkadaşımız yemeğe geldiler. Bu durumda tabi ki tüm gün yemek yaptık aybocumla :) Ne o şaşırdın bakıyorum, tabi aybocumla beraber yaptık. E adam seviyo yemek yapmayı, git yardım etme mi diyim, elleh elleh. 

3 yeni evli çift evcilik oynadık valla, eylemlerimiz de devam edecek gibi duruyo :) O zaman hadi yemek menüsünde neler varmış bakalım bi :)


Genel masa düzeni bu şekildeydi, sadelikten yanayız kanka!

Hadi kısa kısa tariflerini de vereyim ki hem bana hem size faydası dokunsun sonra ;)


Salatalıklı-mayonezli kanepe: 2 tane salatalık
                                                  2 diş sarımsak
                                                  1 avuç dövülmüş ceviz içi
                                                  İstediğiniz miktarda yoğurt ve mayonez
                                                  İnce kıyılmış dereotu
                                                  Tuz
                                                  Tost ekmeği
                                                  Kürdan

- Salatalıkları rondodan geçir, sulandıysa suyunu dök.
- İçine diğer bütün malzemeleri koy, karıştır iyice.
- Tost ekmeklerinin kenarlarını al, dört eşit barçaya böl, aralarına karışımı sür, kürdanla tuttur. Bitti :)
not: Tost ekmeğinin artan kenarlarını na yukarıdaki gibi süs için kullanabilin :)

Mozarella kulesi: Domat
                              Mozarella (biz maxi tansaşta bulamadık, 3M migrosta bulduk. Hatta son 2 paketi aldık.)
                              Balzamik sirke
                              Zeytinyağı
                              Fesleğen ya da reyhan

- Domates ve mozarellaları dilimleyip sırayla üst üste koy. Aralara da otları yerleştir.
- Üzerine de balzamik ve zeytinyağını karıştırıp gezdir, oh mis. Pek kolay :)
not: Bi arkadaşım aralara pesto sosu sürünce tadından yenmiyo dedi, haberiniz ola.

Yoğurtlu pancar turşusu: Pancar turşusunu küp küp kesip yoğurtla karıştır. Önce rengine sonra tadına hayran kal :)

Nar ekşili köz patlıcan: Bunu kendim yapmadım. Kayınvalideciğim yazın dondurup vermişti sağolsun, ben de üstüne biraz zeytinyağı biraz nar ekşisi gezdirdim. Oldu mu sana bi çeşit daha?

Zeytinyağlı ıspanak kökü: Yarım kilo ıspanak
                                             1 orta boy soğan
                                             Ev yapımı domates sosu ya da 1 orta boy soyulmuş domates
                                             1 limon
                                             Tuz, karabiber
                                             2 yemek kaşığı z.yağı
- Ispanakları iyiceeee yıka, saplarını ve yapraklarını ayır.
- Sapları küçük küçük doğra, yaprakların da yarısını doğra.
- Soğanı da yemeklik doğra.
- Tüm malzemeleri düdüklüye koy. Acticook kullanıyosan 1. programda 13 dk'ya ayarla, kullanmıyosan o senin bileceğin şey :D
- Piştikten sonra limonun suyunu sık yemeğe karıştır.
- Ay daha ne olsun, bu kadar işte :)

Ballı-hardal soslu çıtır tavuk: 400 gr civarı tavuk göğsü
                                                 1 yumurta
                                                 2 yemek kaşığı z.yağı
                                                 2 yemek kaşığı hardal
                                                 1 yemek kaşığı mayonez
                                                 1 tatlı kaşığı bal
                                                 Galeta unu
                                                 Çöp şiş

- Tavuk göğsünü parmak eninde boyunda kes.
- Çöp şişlere geçir.
- Yumurta ve z.yağını karıştır. Bu sosta tavukları 1 saat kadar bekletirsen daha güzel olur, vaktin yoksa bekletmen şart değil.
- Sostan çıkardığın tavukları galeta ununa batır, fırın tepsisine diz.
- Önceden 180 derecede ısıttığın fırında 20-25 dk kadar pişir.
- Mayonezi, hardalı ve balı karıştır. Tadına bak ona göre ayarla işte bi şeyler :)
- Sunarken de bizim yaptığımız gibi derin bi şeyin içinde sunarsan güzel olur ;)
- Söyle misafirlerine tavukları sosa banıp yesinler, kuru kuru gitmez!

 Biz bu arkadaşı haşlanmış sebze ve sade makarna ile sunduk, siz ne isterseniz onu yapabilirsiniz ama makarna baya güzel gitti ;)
Biftek sarma: 6 kişi için 1 kilo biftek (biftekleri dövdürmeyin, sert oluyor)
                        100 gr ıspanak
                        1 orta boy soğan
                        4 yemek kaşığı bezelyeli garnitür
                        Tuz, karabiber
                        1 yemek kaşığı salça
- Yukarıdaki tariften kalan ıspanakları burda kullan, israf yapma! İnce ince kıymıştın zaten. Onları garnitür, tuz, karabiber ve yine ince ince kıydığın soğanla karıştır. Çiğ olarak kalcak, pişirme.
- Biftekleri 2-3 parmak kalınlığında 10 cm boyunda kes.
- Ispanaklı karışımdan biraz alıp rulo şeklinde sar her bir kestiğin bifteği.
- Açılmasın diye kürdanla tuttur tepesinden. Fırın tepsisine diz.
- Salça ve suyu karıştır, üzerlerine gezdir.
- Yine 180 derece ısıttığın (niye 180 lan, niye 200 değil!!!) fırında 25-30 dk kadar pişir.
- Afiyetle ye ;)
 
Tatlı olarak ağır bi şey yapmak istemedik biz. Zaten yemek faslı uzun sürüyo, et de doyuruyo baya bi. O yüzden meyve salatası en uygunu gibi geldi.

Meyve salatası: :İstediğiniz kadar meyve(muz, pembe üzüm, kivi, ananas). Küp küp doğra, karıştır. Biz yemekten önce yaptık, içine biraz votka koyup buzdolabında beklettik. Servis ederken de, kaselere aldıktan sonra üzerine Xuxu çilek liköründen gezdirdik. Bi güzel oldu allah seni inandırsın :)

Valla blogu da yemek bloguna çevirdim son zamanlarda, ama bu da geçecek inanın canlarım :)

Hadi sulu sulu öptüm, görüşelim yine bi ara diyip kaçayım ben :)

21 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

E biz balona binmiştik ki

Perşembe, Ekim 04, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 12 Comments

Çok kaçamak bir yazıyla karşınızdayım :) Yazacak bi şey bulamayınca az eskileri karıştırayım dedim ve size balon maceramızdan bahsetmediğimin farkına vardım.

Bildiğiniz üzere ben Anadolu'nun bağrından kopup teee İzmir'lere okumaya gelen ve buraya demirleyip pek de başka bi yere hareket etmeyi düşünmeyen bi kızçeyim. He Anadolu'nun da tam kalbindenim, bi Kapadokya insanıyım :)

Son 10-15 senedir bizim o tarafların eeeennnn popüler olayı balondur. Gel gör ki bi şey insanın elinin altında olmayagörsün, ertelemeyi nasılsa yaparız ederiz demeyi pek iyi biliyor. İşte ben de gel zaman git zaman bineriz bineriz dediğim balon olayını mükemmel bi zamanda gerçekleştirdim: Kına gecesinin hemen ertesi sabahı!!!!

Zaten kalabalığız, arkadaş ortamını coşturmuşuz, bi de balon şirketi tanıdık olduğu için güzel bi indirim kapmışız hiç kaçırır mıyız bu fırsatı!!! Ne uykusuzluk, ne yorgunluk vız geldi valla :) Nitekim balon için oldukça erken bi saatte kalmak gerekiyo, mesela sabahın 4'ü gibi :) Gece zaten 2'de mi ne yatmışız, hooooop 4'te pörtlek gözlerle ve full makyajla uyandık. Ne yani 2 saat sonra için bi ton makyajı mı çıkarmaya uğraşacaktım, pehhh.

Hadi biraz da uçtğumuz şirket ve uçuş öncesiyle ilgili de bilgi vereyim de, sizi nelerin beklediğini bilin. Amme hizmeti şart!

Biz Atmosfer Balon ile uçtuk. Ama bi araştırırsanız görürsünüz zibilyon tane şirket var. Sonuçta hangisiyle uçtuğunuz önemli değil aslında, hepsi aynı standartlarda. Belki karar vermenizde fiyatlar çeşitlilik gösterirse o farkeder. Şimdi fiyatları da merak ediyosunuzdur siz. Benim bildiğim kişi başı 160 Euro, ama dediğim gibi bizim tanıdık indirimimiz oldu bi de tabi 2 gün içinde toplam 35-40 kişi(insanlar düğüne değil geziye gelmiş arkadaş!!! :D) bindik biz. İndirimi almamızdaki temel nedenlerden de biriydi bu :) Pilotumuz kadındı ve inanılmaz karizmatikti valla, ben de mi bu işe bi el atsam diye düşünmedim değil :) 

Sabah anlaştığınız balon şirketi sizi evinizden ya da otelinizden 4-4.30 gibi servisle alıyo ve önce kahvaltı yapılacak tesislerine götürüyolar. Kahvaltı çok matah değil, ama idare eder o saatte :) Ardından tekrar servislere binip balonun kalkacağı yere gidiyosunuz. Az sonra fotolarda da göreceksiniz, o kadar çok balon kalkıyo ki artık sizinki nerden kalkarsa. 5.30 gibi falan havalanmaya başlıyosunuz. Uçuş 1 saat sürüyo. İnişten sonra şampanya ve kekle bi kutlama yapılıyo, sertifikalar dağıtılıyo ve servislerle tekrar otellerinize bırakılıyorsunuz.

Hadi çok lak lak yaptım, az da fotolara bakın :)

 kalp kalp <3 p="p">
 
 koca kişisi çok haşarı :)



 














 sağ salim indik, kutlayalım madem :)

 



p.s. Tüm fotolar Zeki Çelik tarafından çekilmiştir ki kendisi şurdaki fotolarımızın da sahibidir!!!!

12 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)