Saç kestirmelere doyamam

Pazartesi, Ağustos 13, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 34 Comments

Beni uzun süredir takip edenler bilir ki ben her türlü oynarım saçlarımla. Gerek rengi olsun, gerek kesimi olsun elimden geleni yaparım onlar için. Ha bi de uzun saç sevmem ben. Yani kendimde sevmem. Bakamıyorum kardeş, ne yapayım yani. Azcık toplanacak kıvama gelsin, hemen toplamaya başlarım. Böyle şeklisiz şimalsiz toplanmış şekilde gezinirim. Öyle ki etrafımdakiler zaman zaman azcık açık kullan kızım şu saçını söylemlerinde bulunur :) 

Malum düğün münasebetiyle saçlarımı çok uzun zamandır kestirmemiştim ki bu 9 ay gibi bi süreye denk geliyo. Sıcakların artmasıyla atar yapıp gidip kestircektim nerdeyse bi kaç kez. Neyse ki tuttular beni aklı başında arkadaşlarım :))

Ay yine çenem düştü benim. Uzun lafın kısası balayından döndükten hemen 1 hafta sonra kendimi kuaför koltuğuna atmamla kes kardeş şu saçları demem bi oldu. Bu sefer 2-3 yıldır sürekli kestirdiğim modeli istemedim. Bu da can bi yerde, sıkılıyo insan. Dedim kes kesebildiğin kadar, şöyle asimetrik bi şeyler olsun. O da kesti, ben de pek beğendim. Karşınızda kırpık pın:





Bunlar dalgalı halleri. Benim saçlar kendinden hafif dalgalı. Azcık köpükleyip elle şekil verince böyle oluyo :)



Bu da daha düz hali. Üstten kurutup, uzun tarafı fönle düzelttim biraz. Ama düzleştirici şart. Aldım bi tane bakalım çok pahalı olmayan bi şey. İzlenimlerimi yazarım onla da ilgili.

Hadi dağılın şimdi ama sorna görüşürüz yine ha!

34 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Cennetten bir köşe: Koh Samui

Çarşamba, Ağustos 08, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 18 Comments

Şimdi sıra fotolarla Samui'yi gezmekte :) Yalnız şimdiden uyarayım, fotoların yarısı yemekle ilgili. Aç olanlar akıl sağlıkları için gidip bi karnını doyursun, sonra gelip okusun. Hadi bakalım.




Bu gördüğünüz yer Samui Havaalanı. Hayatımda gördüğüm en güzel havaalanıydı. Öyle ki hiç açık hava havaalanı görmedim. Şu yukardaki sevimli araçlarla uçaktan terminale taşıyolar sizi, onların da etrafı açık. E tabi normal aslında soğuk olmayan bi memleket, açarlar her yeri :)

Onca saatten sonra otelin aracına ulaşmış ve mutlu ama şaftı kaymış bi pın var burda :)

Otelin resepsiyonunda böyle güzel bi salıncakvari koltukta ağırlandık. Biz işlemleri beklerken onlar da bize buz gibi bir içecek ikram ettiler ve ordayken en hoşuma giden şey olan "cool towel"dan verdiler ki serinleyelim. Bu "cool towel" kare bi havluyu güzel kokan bir suyla ıslatıp, özel bi rulo yapma yöntemiyle katlayıp, buzdolabına atmak suretiyle yapılıyor. Nerde olursanız olun(otel içinde) günde bi kaç kez getiriyolar bundan size. Maksat serinletmek.

Sen o kadar para ver, git yer yatağında yat. Olacak iş mi !!! :)) Şaka bi yana pek rahattı. Odanın içi de thai kültürüne göre döşenmişti. Çok beğendik şahsen.


İşte en sevdiğim yer: Açık hava banyosu :) Kolumu dayadığım yerdeki bitkilerin hemen arkası havuza giden yol. Ama merak etmeyin, bitkiler çok ve sık olduğu için hiiiiç bi şey görünmüyo. Ama tabi sesler için yapacak bi şey yok, dikkat etmek lazım :D

Ben fil oldum!

Kimonolarımızı giyip şebeklik de yaparız!!!

Bu foto'da aybo'nun tipine değil etrafa dikkat ediyoruz :)

Şu gördüğünüz sabah kahvaltısı!!! Hadi pilavı geçtim de o omletin içinde sabah sabah karidesin işi ne??? Ama yiğidi öldürür, hakkını yemem, güzeldi, yedik :)

Havuz başındaki şemsiyelerin takılı olduğu ayaklar bu fillerdi, süper di mi :))


Ağaç çok güzeldi, çiçekleri süper kokuyodu. Türkçesi ne bu ağacın bilmiyoruz. Bi ara manolya olabilir mi dedik ama değil sanırım. Ağacın altındaki yazıya da dikkat bu arada :) Kulağıma taktıklarımı koparmadım tabi, havuzun içene düşenlerden bunlar :)


Her odanın önünde var bu sulardan. Denizden dönünce ayakalarını yıka diye. Adamlar düşünceli valla. Bi de o kepçe hindistan cevizi kabuğundan :)






Otelin bahçesinden türlü çeşit fotolar. Yareppim negzeldi yaaaaaa!!!!!

Otelin restoranı na böyle denize nazırdı. Öğleden sonra serinlemek için bi bira şart. Thai biralarından en ünlüsü Singha adındaydı. Bira olarak sadece Mariachi içen ben bile içtim. Hafif yani, içimi kolay.

İçi pilav dolu tavuk butu. Yenir!

Yengeçli sebzeli pilav. Kesinlikle yenir!

Kırmızı körili ananaslı et. Acı sevmeyen kesinlikle yiyemez, dikkat! Thailand'a gidince yemek söylerken sormanız gereken tek şey: "Is this spicy??"


Otelin sahili. Biz Samui'de 1 kez girdik denize, o da bu sahilde. Su bulanıktı ki biz sevmeyiz öyle suyu. O yüzden girdik ve 5 dk sonra çıktık. Bizim ege'nin denizi onbeşbin basar, o kadar söyleyim :) Ama bi turla Koh Tao denen bi adaya gittik bi gün. Şnorkelle dalınıyomuş falan. Oranın denizi muazzamdı. Zaten mercan kayalıkları ve balıklar çok güzeldi. Büyülendik. Samui'ye gidince kesinlikle böyle bi turla yakınlardaki adalara gitmelisiniz. Gerçi yakın dediğime bakmayın. Sürat teknesiyle 2 saat kadar sürdü. Bi de açık deniz tabi, hoplaya zıplaya içimiz dışımıza çıka çıka gittik :)

Bi dondurma nası sunulur???

Bizim otel Bo Phut denen bölgesindeydi adanın. Oranın da merkezi Fisherman Village denen bi yer. Böyle uzunca bi yol. Bi tarafı deniz ve ful restoran. Diğer tarafında da restoranlar ve alış-veriş yapabileceğiniz mağazalar var. İşte bu ıstakozlar da o restoranların önünde bu şekilde sunuluyo. Seçiyosun, alıp pişiriyolar. Afiyetle yiyosun.

Üstteki chicken satay, soldaki kıarmış karides, sağdaki de sebzeli börek gibi bi şey. Hepsi yenir!

Şerefinize efem :) Bu restoranın adı Happy Elephant. Biz sevdik, gidebilirsiniz bence.

Yemekten sonra dolanırken sahildeki bu süper barı gördük. Pofidik minderler çok rahattı. İçkiler ise çok iyiydi.

Sağdaki passion fruit mojito, soldaki de passion fruitlü bi içki.

Bir gün de ada turu yaptıran bi tura katıldık. Gelip alıyolar sizi otelden ve mekanlarına götürüyolar. Orda şu yukarda gördüğünüz fish spa denen şeyden yaptırıyolar önce. Sudaki balıklar ayaklarınızdaki ölü derileri yiyolar. Bi nevi doğal pedikür :) Benim gibi huylu biriyseniz biraz zor yaptırırsınız, söyleyim :) Sonra da maymun şovu, fil şovu ve file binme yapıyolar. Ardından da adada görülmesi gereken yerlere götürüp gezdiriyolar. Yapılası bi tur, zahmetsiz.


offnegiysem, #balayındamaymunsevmek hashtag'ine imza atmıştı. Aha da kanıtı :) 




Samui'de o kadar çok hindistan cevizi ağacı var ki, insanlar maymunları bu meyveleri toplamakta kullanıyolarmış en çok. Yukarıda da bunun simule edilmiş gösterisi var.





Maymunların türlü şebeklikleri :)

Fiiiiil :)


Filin üstünde çok mutluyuz :)



Bi sepet muz satın alıyosun, sonra filciği besliyosun :)


Filin üstünde çok güvendeydik!! :))

Burda göstermeye çalıştığım şey bi yüzük aslında. Fili süren adam turun başında eline hindistan cevizi yaprakları aldı, sonra başladı bi şeyler yapmaya. 15 dklık turun sonunda 2 yüzük 2 de kolye yapmıştı, çok ilginç değil mi??

Acıkmış gariban :)




Bu da Samui hatırası :)







İşte bizi şaşkınlığa uğratan fil şovu. Koca filsin, nası 2 ayağının üstünde durabilirsin arkadaş???

Fil Thai masajı yapıyo :)


Bu masajın adı da "honeymoon massage" imiş. Filin masajda odaklandığı yere dikkat :D

Tepede görünen Big Buddha heykeli.

Diiiiiiilll :P

:)

Bu içtiğimiz bildiğiniz hindistan cevizi suyu. "Young coconut" diyolar. Henüz olmamış Hindistan cevizlerinin kalın kabuklarını soyup buzdolabına atıyolar. İçeceğiniz zaman da tepesini kırıp içine pipet daldırıyolar. Al sana mis gibi soğuk içecek.


Ama ben sadece suyunu içmekle yetinemezdim. Kırdırıp içini de afiyetle yedim. Offff olsa da içsem, yesem ya..


Bu kayaların olduğu yerin adı Hin Ta & Hin Yai yani "Grandfather & Grandmother Rock". Neden böyle koymuşlar ismini diyenleri aşağıdaki iki fotoya alayım :)

Arkamdaki hafif sol üstköşedeki kaya neye benziyo??? (cevap: grandfather)

peki bu neye benziyo?? (cevap: grandmother)




Bu arkadaşı da Samuililer "holly" olarak niteliyolar. Sebebi de şu, adam ölmüş ve hiç bi mumyalama yapılmaksızın günümüze kadar bu şekilde çürümeden ulaşmış. Valla bence de "holly" yani! He gözündeki gözlük de, oyuk gözlerini saklamak içinmiş!


Şelaleler çoktu adada. Bizi de birine götürdüler.

Pad Thai bu yemeğin adı. Noodle'ımsı bi şeyi deniz ürünleriyle pişiriyolar. Yummy. Yenir!!!

İşte size dünyanın en gereksiz tatlısı. Böyle tatlı olur len??? Adı Mango with Sticky Rice. Pirinci haşla, üzerine hindistan cevizi sütü dök, mangoları da soy koy yanına, bi de utanmadan buna tatlı de!!! Gözünü seveyim kaymaklı ekmemk kadayıfının, baklavanın be!! :) Eh denemek için yenir.



Bu restoranın adını unuttum ama yemekler çok başarılıydı. Istakoz da küçücük bi şeymiş, her yeri kabuk. Ama çok lezzetliydi.

Yine otelimizdeki kahvaltıdan inciler. Haşlanmış yumurtaları böyle sunmak aklınıza gelmiş miydi hiç?

French toast.

Bildiğin omlet.



Size bahsettiğim adalar.





Otelde bi de düğün oldu. Bizim için ilginç bi deneyimdi. Düğün 6 kişiden oluşuyodu yalnız. Gelin-damat ve 4 tane de davetli. Çok minimal bee! :)

Sol üst yengeç, alt sarmamsı bi şeyler, sağdaki de hindistan cevizi sütlü çorbamsı bi şeydi. Hepsi yenilebilir.

Otelin restoranının spesyaliymiş bu: Cappuccinolu Istakoz Çorbası. Çok değişik bi lezzetti, çok sevdik. Kesinlikle yenir!


O akşam Thai Dance gösterisi vardı restoranda.

Bunlar da yenir :)


Arada ikram olarak gelen frambuazlı sorbe.

İşte bunlar yenmez, acı çünkü :)

Ay bu noodle da süperdi. İçinde anlayamadığımız bi deniz canlısı vardı, ahtapota benziyodu tadı :)


Minnoş sunumlu tatlılar.

Otelin bahçesindeki ağaçlar gece böyle oluyo.


Bi cheesburger nası sunulur konulu foto!


Hani demiştim ya merkez Fisherman Village diye bi yer diye, işte orda cuma günleri "Walking Street" dedikleri bi şey oluyo.Yani o anlattığım caddede böyle bi sürü yeme-içme, hediyelik eşya, kıyafet tezgahları kuruluyo. İşte bundan sonraki kısımda ordan görüntüler var.

Mesela böyle ayaküstü kokteyl yapanlar var. 50 baht dediği yaklaşık 3 lira, şaka gibi!! üstelik alkol oranı da oldukça yüksek yaptıkları kokteyllerin.





Bu da yine tatlı niyetine sattıkları pirinçli bi şeyler.








Bu arkadaş ahtapotun küçüğü gibi bi şey. Aslında çok severim ahtapot, kalamar tarzı ama bunu iyi pişirmemişler sanırım. İlk ısırıktan sonra yiyemedim :/


Yengeç!!!



Karideeessss, yummyyy :)

İşte her gün yediğimiz tatlı.





Bu da yine tatlı niyetine, pilavın üstüne dondurma koy. Al sana tatlı!


Bu meyvelerin hepsinden birer tane alıp yedik. Hepsi de güzeldi valla, her türlü yenir!

İşte en iğrenci, böcükler! Bildiğin sinek, çekirge falanlardı. Yakından düzgün çekemedik, çünkü foto çekmek yasaktı!




4gözler :)




İşte günün bombası, sushiler. Tanesi 50 kuruşa geliyodu ya, şaka gibi. Sonra gel Türkiye'de bi sürü parayı bayıl bayılabilirsen. Ay çok da güzeldi valla.

Dönersiz olmaz :D


Paella bu. Madrid'de de çoktu bundan. Çok seviyom :)

Gelelim balayının en rahatlatıcı kısmına: Masaj. Biz 2 kez yaptırdık. Birincisini otelimizin spa'sında yaptırdık. Hediyeleriydi bize. Aromatik yağlarla yapılan klasik bi masajdı o. Çok rahatlatıcıydı. 2.sini de bu gördüğünüz otelin spa'sında yaptırdık: Eranda Herbal Spa. Biz 1.5 saatlik thai masaj seçeneğini seçtik. Thai masajını ilk kez yaptıracaklara şunu söyleyim ki biraz sert bi masaj. Ben daha önce bi kaç kez İsveç masajı yaptırmıştım çok sert gelmemişti o bana. Ama sert masaj seviyorum ben, o yüzden çok da şikayetçi olmadım. O yüzden size sertlik derecesini sorarlarsa çok demeyin, yamulur kalırsınız ki biz ortayı seçmiştik :) Bu da böyle bi anımızdır.



Gördüğünüz gibi buranın bahçesi de süper!



Bu da yazının başında bahsettiğim Samui havaalanının giden yolcu kısmı. Ya şu tatlılığa bakın, yok böyle bi şey!!!

Aha bura da Atatürk Havalimanı, bu ne be. Pehhh :P Bi maceranın daha sonuna geldik. Artık benden bi süre post beklemeyin. İflahım kesildi be yazcam diye. 3 gündür yaz yaz bitmedi!

Dipnot: Bi de şöyle genel olarak fiyatlardan bahsedeyim. Yeme içme eğer pahalı restoranlara gitmezseniz oldukça ucuz. Biz mesela bi öğlen 2 ana yemek, 2 pilav, tatlı ve 2 biraya 12 lira gibi bi şey vermiştik lokal bi cafede. Şaka gibi yani. Gerçi o yukarda gördüğünüz restoranlardaki fiyatlarda abartı değildi. 2 kişi 100-150 lira arası bi fiyata tıkabasa doyup kalkıyosunuz. Yani burdaki fix menü fiyatlarıyla aynı nerdeyse. Oteller de çok pahalı değil zaten. Tek para tutan uçak biletleri. Onları da kampanyaya falan denk getirirseniz bence gitmemek için hiç bi bahaneniz yok. Kesin gidin görün hatta bence. Çok farklı bi kültür her açıdan. Pişmaz olmazsınız, garanti ettim gitti!!!

Hadi hadi üzülmeyin bi kaç gün sora yine gelir yazarım bi şeyler :))


18 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)