Mirini mim miri mim :)

Perşembe, Nisan 19, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Ekin kuşu mimlemiş beni, çooook uzun zaman olmuştu mim yapmayalı. Yapalım bakalım :) 
1) Mesleğin seni mutlu ediyor mu? Dilediğin meslek miydi?
Hep dilediğim meslekti evet, ama dileyip hayata geçirmek mutlu olmana yetmiyor. Mutsuz da değilim ama çok da severek yapmıyorum. Ben daha aktif, konuşmalı bilmem neli bi meslek seçmeliymişim!

2) Yalnız mı yoksa ilişkide yaşamayı mı tercih ediyorsun?
Kesinlikle ilişkide. Çünkü aşkı seviyorum, aşık olmayı daha çok seviyorum :) Paylaşmak güzel be hacı..

3) Tatsız durumlardan kaçınmak için yalan söyler misin, dürüst ol :)
Aahahaha, tabi ki söylerim. Kim söylemiyomuş, onun alnını da karışlarım! :)

4) Yabancı bir dil konuşuyor musun?
Hıhım, ingilişce konuşurum. Tabi uzun süre konuşmayıp, sadece yazınca şöyle bi kal gelmiyo değil.

5) Rüyandaki evde oturuyor musun? Taşınmak ya da yurtdışına gitmek ister misin?
Bi dur ya, daha bi post önce tuttuk dedik evi, alla alla :) Rüya evim değil belki ama severek oturacağıma inandığım bi ev kendisi. Evet taşınmak istiyorum, hem de hemen :)

6) Mobilyalarını değiştirmeyi sever misin?
Pek sevmem. Hatta yerlerini değiştirmeyi de sevmem. Bu tip konularda biraz muhafazakarım sanırım. Ha sıkılırsam da gözünün yaşına bakmam, bi cinnet her şeyi çözer ne de olsa :)

7) Çevre ve hayvanları korumada bir katkın var mı?
Yere çöp atmaktan da atandan da nefret ederim. Ama bunun dışında pek de bi şey yaptığım söylenemez.

8) Televizyon ve filmleri sever misin?
Son yıllarda öyle oturup her akşam tv izlemiyorum. Bazen türk dizilerine başlayıp sarıyorum ama 2-3 ay içinde bi bakmışım ohooooo kopmuş gitmişim. Film izlemeyi çok severim ama özellikle sinemada. Evde de güzel bi kurulum varsa hiiiç hayır demem. Ama en çok bilgisayarda yabancı dizi izlemeyi seviyorum, gerçi özellikli bi tv olsa onda izlemeyi tercih ederim.

9) Bırakmak istediğin kötü huyların var mı?
Bazen aniden pek bi parlarım, her şeye itiraz ediveririm. Bu huyumdan vazgeçmem yararıma olabilir :)

10) Loto veya benzeri şans oyunu oynar mısın?
Amaaaaaaaan hiç girme o konuya. Pek şanssızım ben bu şans oyunlarında. O yüzden bıraktım o işleri artık. Aybo'cum bakıyo bizde bu işlere. Gerçi benim adıma alınca mesela bi piyango bileti falan, amorti bile çıkmıyo. Ama kendi için aldıklarının maşallahı olur yani :)

Hişşşşş kim yapmak istiyo olum bu mimi, bi el atsın bakalım :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

EVlendik!

Salı, Nisan 17, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 21 Comments

Evlenebilmek için evi olmalı insanın ki evlendiğinde o evli kafaları sokacak yeri olsun diğğ mi??

Son 2-3 ayımızı verdiğimiz hummalı çalışmamız bu haftasonu itibariyle son buldu. Artık gönül rahatlığıyla evlenebiliriz bence. Ne zor işmiş arkadaş ev aramak, istediğin gibi içine sinen bi şey bulmak. Artık yavaştan karamsarlığa bürünmeye başlamıştım galiba güzel bi ev bulamayacağız diye ama birden tak diye çıktı karşımıza. Üstelik bu sefer başkası tarafından tutulmadan yakaladık evi, gittik baktık, inceledik, beyin fırtınamızı yaptık, sonra bi daha baktık, inceledik ve "tutuyoruz" dedik. O andan itibaren bünyeme yayılan rahatlık ve mutluluk hissini anlatmam pek mümkün değil. Siz de yaşayın, siz de görün kardeşim. Sıkıntısını da çekin ama o sonundaki rahatlamayı da hissedin.

Yeni muhitimiz bostanlı'dır. Yıllarca üçyol-hatay-göztepe-küçükyalı civarında yaşayıp da karşı tarafa geçmek ilginç olacak benim için. Ama bostanlı'yı hep severdim zaten de mesafeliydik kendisiyle. Şimdi bağlarımızı güçlendirme çalışmalarımız başlayacak. Güzel de olacak bence, hissediyorum. 

Evimiz de çok şirin bizce. Tam bize göre, çok büyük değil ama gayet yeterli şimdilik. Kendi evimizi alana kadar kıpraşmayız umarım yerimizden. Her sene taşınmaktan bıktım be, bu ne!! :) 

Hadi madem temizliğe, taşınmaya, çeyiz yerleştirmeye beklerim. Valla bak.

kadehimi yeni evimize kaldırıyorum :)

21 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

30. İzmir Tiyatro Günleri'nin ardından

Salı, Nisan 10, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Uzun uzun yazıp güzel canlarınızı sıkmayacağım güzellerim :) 

Her sene olduğu gibi bu sene de bilet satışlarının ne zaman olacağını öğrendikten sonra hemen harekete geçtik. Ama ne mümkün biletleri almak, site kitlenmiş tabi ki de. Gece yarısına kadar uğraşımız sürdü ama nafile. Ertesi gün pazar sabahın köründe kalktığımız için nispeten daha kolay bi şekilde alabildik biletlerimizi. Sırayla gittiğimiz oyunlar ve naçizane yorumlarım:


Ateş ve Kum - Tatiana Garrido Flamenko Topluluğu: Bu aslında tiyatro oyunu değil flamenko gösterisiydi. Adnan Saygun'da, tiyatro günlerinin açılışı için olan bi gösteriydi. Zaten İspanya'ya ait olan her şeye karşı özel bi ilgim var, o yüzden koşa koşa gittim diyebilirim. Resmen büyülendik izlerken, çok çok beğendim şahsen. Eğer şehrinize geldiğini duyarsanız kaçırmayın derim ;)

Bu arada bu İspanyol ateşinden o gün gutu'cuğum da nasibini aldı. Bir bilet fazlamız vardı, gelir misin dedik hemen atladı :D İyi ki de gelmiş valla, yoksa İspanyolların kritiğini kimle yapcaktım ben, di mi len :)


Düğün: Bu sene gittiğim oyunlar içinde en iyisiydi kesinlikle. Gördüğünüz gibi oyuncular zaten çok iyiydi, konu ve diyaloglar da güzel olunca tadından yenmedi. Konusu kısaca, erkek egemen olan Türk toplumunda bu erkek egemenliğin hangi nesli nasıl etkilediğiydi. En alt ortadaki ablamızın düğün günüydü olayların geçtiği zaman dilimi. Aslında derler ya güleriz ağlanacak halimize diye, işte öyle bi şeydi. Yalnız espriler çok komikti :D Kesin gidin görün diyorum bu oyunu da.


Ben Bertolt Brecht: Oldum olası Genco Erkal ve yer aldığı işleri çok severim. 2 sene önce de Marx'ın Dönüşü oyununa gitmiştik ve yine çok beğenmiştik. Bu seneki oyunda ona eşlik eden biri daha vardı ve gerçekten çok başarılıydı Tülay Günal. Bu kadının böyle güzel bi sesi olduğunu bilmiyodum. Kabare olduğu için müzikler çoktu ve sesinin güzelliğiyle beni benden aldı. Genco Erkal'a söyleyecek söz yok zaten, adam bu yaşına rağmen hala hareketli hala enerjik. Gerçi baya bi yaşlanmış. Bu oyunu da şiddetle tavsiye ederim ;)


Kazaen: Beyoğlun'da yolları tesadüfen kesişen insanlardan bi kesit sunan oyunu biraz vasat buldum. Oyunculuklar fena değildi ama işte olmuş bu diyemedim.


Kuşlar: Son gittiğimiz oyun da buydu. Sadece 45 dakika sürdü :) Sanırım gittiğim en kısa oyundu kendisi. Çok ilginç bi oyun olduğunu söyleyebilirim. Sahnedeki insanların hepsi birer farklı kuştu ve tüm oyun boyunca çığlık çığlığa öttüler :) Bi ara başım ağrımadı değil. Tabi arada konuşmalar da oldu, ama ben en çok ötüşleri hatırlıyorum :) Konusunu çok merak ettiyseniz sizi şöyle alalım, zira anlatmaya uğraşamayacağım :)

Siz gidebildiniz mi peki bu sene tiyatro günlerine?

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

5 koca yıl!!!

Pazartesi, Nisan 02, 2012 Pınar Tatlısu Moralı 8 Comments

Dün şaka gibi başlayan beraberliğimizin 5. yılını bitirdik, tü tü maşallah diyorum :) 5. yılı da evlilikle taçlandırmak iyi olacak bence, sonuçta bi anlamı olmalı diğğğ mi canlarım :)

Hadi bakalım herkesler sevdiceğiyle böyle musmutlu, yumoş yumoş, minnoş minnoş yaşasın gitsin. En güzel bi şey bu bence!!!


8 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)