Dukanmış Diyetmiş

Çarşamba, Haziran 29, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments

Sözü fazla uzatmiciim minik kuşlar. Zaten heralde artık özellikle blog dünyasında olanlar Dukan Diyetini gayet iyi biliyolardır. Eğer hem detaylı bilgi hem de bu diyete uygun tarifler almak istiyosanız sizi simla'nın bloguna alalım. Ben hem henüz kitabı okumadım, hem de o kadar detaylı bilgiye sahip değilim. Sadece okuduklarımın başlangıç için yeterli olduğunu düşünüp başladım. O yüzden şimdi siz burda ahkam kesmicem :)

Önce şurdan hangi evreyi ne kadar zaman yapmam gerektiğini hesaplayan araçla işe başladım.Sonuç:


Yani eğer ilk 2 evreyi azmedip tamamlarsam olmak istediğim kiloya gelicem. Şimdi ilk gün deneyimimi paylaşayım:

Bu diyeti geçen haftadan kafama koymuştum. O yüzden cumartesi günü ünlü yulaf kepeği sipraşini verdim şurdan. Dün elime ulaştı.
Sonra tansaşa gidip gayet pembe bi alış-veriş yaptım. Süt ürününün her türlü light ürününü aldım :) Malum protein ağırlıklı ilk evre. Eve gelince ilk iş şurdaki tarife ugun olarak peynirli-otlu muffin
yaptım. Bu ölçüyle 10 adet muffin çıktı. Günde 1,5 yemek kaşığı yemek gerekiyomuş bu yulaf kepeğinden en fazla. Yani dedim her gün için 2.5 tane yicez demek ki bu muffinlerden :) 

Bugün yediklerim şu şekilde oldu:
SABAH(08.00) : 1 muffin, 1 tavuk jambon, 1 kupa şekersiz çay (çay ve kahveyi yıllardır şekersiz içtiğim için hiiiiç zorlanmadım :) )

ARA(10.30) : Light küçük süt

ÖĞLEN(12.00) :  Yağsız karışık ızgara, normal ayran

ARA(15.30) : 1 muffin, Yarım kutu light ayran

AKŞAM(17.30) : 1 muffin, 1 jambon, kalan yarım kutu light ayran (bügün spora gittiğim için işten çıkmadan önce bunları yedim)

EVE GELİNCE(21.30) : Yağı iyice alınmış küçük kutu ton balığı(lightını almayı unutmuşum, evdekini uyarladım), 1 dilim light beyaz peynir

Zorlandım mı? Aslında çok değil. Sadece spordan sonra acıktım tabi biraz. Ama eve gelene kadar dyandım. Evde de atıştırınca yukardaki gibi şu an açlık hissetmiyorum. Şimdi bi de koca bi bardak su içersem süper olur. 

Bu arada 2 lt suyumu da içtim bugünlük. Hadi bakalım darısı yarının başına. Ben şimdi gideyim yarın için bi krep yapayım şu tarife benzer bi şeyler.

Siz de az yiyin ha, bakın deniz falan var işin ucunda :P

2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Kilo hikayem

Çarşamba, Haziran 29, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments

Siz bilmezsiniz tabi benim kilo serüvenimi. Bi anlatam o vakit:

Liseyi 52 kilo olarak bitirmeme rağmen üniversiteden mezun olduğumda 67 kiloydum. Şöyle yuvarla gitsin biri olmuştum yani. İş hayatına atılınca daha düzenli bi yaşantınız oluyo. Bu nedenle önce spora başladım. Tabi çok zor oldu benim için. 5 yıllık üniversite hayatım boyunca bisiklete bile binmediğimi ve sürekli oturup, gece yarılanda tıkındığım için gayet hantallaşmıştım. Öyle ki spora başladıktan 6 ay sonra bile 1-1.5 kilo anca verdim. Ama o sürede vücuttaki yağlar anca yavaş yavaş kasa dönüşmüş meğerse. Bosu ve pilatesin de yardımıyla 2 senenin sonunda 59'a düşmüştüm. Ama bu arada yeme düzenimdeki tek değişiklik akşam yemek yememe olmuştu. Çünkü spora ancak iş çıkışı 7 gibi gidiyordum ve o sırada yemek yeme fırsatım olmuyodu. E eve gelince saat oluyo 9.30-10. O saatte ne yesen olmaz. Anca meyve ya da süt falan.

Neyse bizim nişan olayları falan olunca yaklaşık bi 3 ay sporu bıraktım. Bi de biraz sıkılmışım heralde aynı tempodan. Ama gel gör ki spor beni formda tutuyomuş. Kilo vermiyodum artık yememden kısmadığım için ama aynı kiloda kalıyodum. Bu arada 2 kilo alıp 61'e yükseldim yine. E tabi güzelim kaslarım da yavaştan yağa dönüşmüş.

Bu arada önceden takip edenler bilir, 2 sene kadar spora Hilton'a gittim. Pilates hocam(Derya Acar) çok süper bi eğitmendir. Ayrıca bosu derslerimize de giriyodu. Çok severek gidiyodum. Ama 2 senenin sonunda hem ben biraz değişiklik istedim hem o da iş değiştirmeye karar verdi. Ben de yeni salon arayışlarına giriştim. En sonunda Alsancak caminin arkasında kalan Sportz Club232'yi gözüme kestirdim. Gittim gezdim pek beğendim ve yaklaşık 3 aydır devam ediyorum. Gayet de memnunum. İlk 1.5 ayda kardiyo ağırlıklı çalışıp 1.5 kilo kadar yağı kasa dönüştürebilmişim. Ama kilo sabit :/ Benim de evde tartım var tabi ki her gün tartılıyorum, yok bi değişiklik. Dedim bu böyle gitmez. Boğazı kısmak lazım. Kısmışken tam kısayım da şu mideyi de güzelce küçülteyim diyip diyete başlamaya karar verdim :) Hedef 54, ama 56 da gaye iş görür :) Boy da yok bende biliyo musunuz, 1.60'ım. Tambi türk kadını ortalaması :) o yüzden az kilo versem dadımdan yinmez, söliyim.

Hadi şimdi diyet serüveni için yeni post'a atlıyoruz. Hooooopppp.

2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Muhallebimsi

Pazar, Haziran 26, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Şurda tarifini verdiğim çilekli muhallebimsi'nin kayısı ve şeftalilisini yaptım bugün. Yaparken de fotoğraflayım dedim. Buyrun:

 biraz şekerle beklettiğim meyveleri kasenin dibine koydum

 üzerine muhallebimsiyi döktüm

 meyveleri şekerle bekletince suyu çıkıyor. bu suyu 2 çay kaşığı nişattayla kaynatınca alın size meyve sosu :)

bu sosu da kaselerin üstüne gezdiriyoruuuzzz. ben üzerlerine biraz da ezilmiş fındık ve tarçın serpiştirdim. mmmmm afiyetle yiyebilirik :)

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

MC'den hediye

Salı, Haziran 21, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Henüz hiç bi giveaway'de şansım olmadı ama ben beğendiklerime ısrarla katılmaya devam ediyorum :) Belki bi gün kim bilir..

MC ve Dr.hauschka işbirliği için buraya buyrun.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

WTF?

Cuma, Haziran 17, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 6 Comments

Şu adresten sandıklara bakıyodum ve aşağıdaki gibi bi şey gördüm. Bu ne demek şimdi?

6 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Friends

Perşembe, Haziran 16, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Sonunda başladım, mutluyum huzurluyum :) Her öğlen arası 2 bölüm çerez gibi gidiyo.


4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Kipat

Çarşamba, Haziran 08, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Kitap okuma alışkanlığımı son yıllarda oldukça yitirdim. Eskiden ne güzel okurdum halbuki. Ayda 2-3 kitap bitirirdim. Bu duruma üzülmüyo değilim ama tamamen bırakmadığım için de seviniyorum açıkçası.

Nerdeyse son 2-2.5 aydır sürünen bi kitap vardı elimde. Sonunda 10 gün kadar önce bitirdim. Aslında kitap güzeldi ancak, bazı bölümlerde çok durgunlaşıyordu. Ben de böyle olunca heyecanımı yitirip, zor okumaya başlıyorum kitapları. Bahsettiğim kitap şudur:


Konusuna kısaca değinecek olursam, Sudan'da geçen iç savaş sırasında 8-9 yaşlarında olan bir çocuğun kendi ağzından anlattığı hikayesi. Uyarmam gerek bu noktada sizi. Savaşın çok acımasızca geçtiği ve tüm detayların sakınılmadan aktarıldığı bir roman bu. O yüzden zaman zaman, içiniz kaldırmayabilir olanları, gözleriniz dolabilir, boğazınıza bi yumru bile oturabilir. Benden söylemesi.

Bu kitabı bitirir bitirmez Açlık Oyunları'na başladım. Aybo geçen sene almıştı bu seriyi ve bir çırpıda okumuştu. Askere giderken ver bakiim sen şu kitapları bana dedim :) İyi ki de almışım. Rezmen bayıldım kitaba. Hem anlatım çok akıcı, hem olaylar ilginç ve heyecanlı. Bir de ben her an olayların farklı bir boyut kazandığı hikayeleri seviyorum. Merak oluşması iyi bi şey bence :) Tamam bu kitapta bazı şeyleri önceden tahmin edebiliyosun, ama yazarın anlatımından mıdır nedir yine de merak sarıyo.Kitabın arkasındaki özeti şu şekilde:

"Bir zamanlar Kuzey Amerika olarak bilinen bir yerin yıkıntıları içerisinde Panem ulusu yaşamaktadır.Başkent Capitol'ün etrafında 12 bölge bulunmaktadır.Capitol şiddetli ve acımasızdır ve bölgeler bir hat boyunca sıralanmıştır.Onların her biri her yıl yapılan Açlık oyunlarına katılmak zorundadır.Yarışma için her bir bölgeden yaşları 12 ila 18 arasında değişen birer erkek ve bir kız çocuğu göndermek durumundadır.Açlık oyunları TV'den canlı yayınlanan ölümüne bir kavgadır.
On altı yaşındaki Katniss Everdeen annesi ve 12 yaşındaki kızkardeşi ile yaşamaktadır.Oyunlarda kızkardeşinin yerine geçerek ölüm cezasını üzerine alır.Ancak Katniss daha önce de ölüme çok yaklaşmıştır ve bu kez kızkardeşi için ikinci kez hayatta kalma mücadelesi verecektir.Gerçekten ne anlama geldiğini bilmeden bir yarışmacı olmuştur.Eğer bu mücadeleyi kazanırsa hayatta kalma seçeneğini başlatmış olacaktır.
Kazanmak ün ve talih anlamına gelir. Kaybetmek ise kesin ölüm. Açlık Oyunları başlasın..!!"


Şimdi 2. kitabına başlayacağım: Ateşi Yakalamak. Bakalım hikayenin devamını nasıl getirmiş yazarımız.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Give it to me!!!

Çarşamba, Haziran 08, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Ayşegül'cüm kitap vercekmiş bize, koşun!

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

İtiraf.

Cumartesi, Haziran 04, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Ya ben 100. izleyicimde çekilişimsi bi şeyler yapcaktım, ama unuttum. 150. de yapcam, valla.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Son zamanlar..

Perşembe, Haziran 02, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Yıl olmuş ya yine nerdeyse yamayalı. Abarık mode: ON (abarık ne len, hehe). Şöyle listeli bi yazı kurtarır beni bu kadar aradan sonra.

~ Öncelikle sevdiceğim acemiliği bitirdi, Artvin'e geçti. Bi kaç gün merkezde kaldıktan sonra Hopa'ya, evet son günlerin en olaylı yerine, geçti. Kemalpaşa beldesinde takılıyo. Ayrıca Hopa'da yaşananlar bir kez daha hükümetten nefret etmene neden oldu. Nu ne aymazlık, bu ne biçim iş. İnsan öldürecek derecede bi "orantısız" güç nasıl olabilir. Hayır dünyanın en hasta ruhlu, insaniyet namına içinde bi şey kalmamış kişisi de bu halini bi kez daha vurgulamaktan geri kalmıyo. "birisi ölmüş" diyo. Bu ne sığlıktır, vicdansızlıktır aklım almıyo... Tek umudum Kılıçdaroğlu, hadi bakalım..

~ Haftasonu İstanbul'daydım. Dayımlar geldiler izine. Hal böyle olunca ve kuzenleri de çok özlediğimden sadece cumartesi öğlene kadar kendime ayırabildim zamanımı. Pazar akşama kadar evde o oyun senin, bu şebeklik benim takıldık.

~ Bu sefer uzun zamandan sonra otobüsle gittim İstanbul'a. Kohrolsun pahalı uçak biletleri!! Cuma öğleden sonra izin alıp binsin otbüse, akşam İstanbul'daydım. Gülsedcimlerle buluştuk. Nişantaşı'na takılıp eve geçtik. Tabi uzun süredir görüşemediğimiz için dedikodunun dibine vurmuş olabiliriz biraz :)



~ Cumartesi de tuuç'la buluşup kahvaltı rttik, uzun uzun sohbet ettik. Çok özlemişim valla kuzularımı.

~ Yalnız bu arada sohbetlerin bi kısmı, nişan, düğün, gelinlik bilmem ne gibi evliliksel şeylerden ibaretti. Hayır hepimizin yolunun üstünde böyle şeyler olunca, bu tür sohbetler kaçınılmaz oluyomuş :)

~ Tabi İstiklal'e kadar gitmişken Clinique'in mağazasına uğramadan edemedim. Zaten pudram bitiyodu, hem onu tazeleyim dedim. Hem bi de bakınayım ne var ne yok. Tabi bakınmanın sonucu her zamanki gibi alış-verişle noktalandı. Bi de 4lü far aldım :) Onlar da bana rimel altına sürülen, kirpikleri ayıran rimelimsi bi şey hediye ettiler. Onlar için de bi post yapayım bari sizin için, çok ısrar ettiniz :)

~ Yarın yüksek lisansın bu dönemki son dersi başlıyo. 15 temmuzda bitecek. Hoca içeriği gönderdi, hayvan gibi program yapmış. Yani siz foşur foşur haftasonları Çeşme, Alaçatı, Kuşadası, Bodrum'da denize girerken, ben de bur da foşur foşur terleyerek ödev yapıyo olcam. Ne kadan da hoş değil mi!!!

~ Ayrıca bu ara projemde çok yoğunlaştı iş yerinde, şit şit diyorum.

~ Neyse ki bu kadar yoğunlukta şafak saymayı unutabilirim ve günler çabucak geçebilir.

~ Son olarak az önce Aysun annecim aradı. 21 temmuzda Hopa'ya gidiyomuşuz. Holey holey diyorum ve şimdilik gidiyorum.

Baaaaayyyyyy...

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Sitting is killing us...

Çarşamba, Haziran 01, 2011 Pınar Tatlısu Moralı 6 Comments

Sitting is Killing You
Via: Medical Billing And Coding

6 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)