Panikteyim, paranoyadayım!!!

Salı, Nisan 27, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Son 3 gündeki İzmir cinayetlerini duymayan kalmadı sanırım. Bu kadar ard arda ve benim muhitime yakın yerlerde gerçekleşince olaylar çok feci tırsmaya başladım. Belli ki adam psikopat, çat çat öldürüyor insanları. Anlaşılan karşılaşınca kurtulma şansın yok!!!

Dün akşam spordan dönerken ben de psikopat gibiydim. Sürekli etrafı kolaçan ediyorum. Çok geç değildi dönüş saatim tamam, ama yani belli mi olur. Hayır kendimi düşünüyorum bi yandan, öte yandan aklım kardeşimde. Pek eve erken gelen biri değil kendisi sağolsun, beni iyice tedirgin ediyo bu durum.

İşallah bi an önce yakalanır bu cani başkalarına da zarar veremeden. Şu anda tek isteğim bu valla. Çok huzursuz hissediyorum. Bi süre de spora gitmesem diyorum, akşamları. Evet evet gitmeyim en iyisi, canımdan daha mı kıymetli...

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Böhüüüü!?!?!?

Cuma, Nisan 23, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 2 Comments


Herkesler mis gibi yatağında yatarken bu güzel tatil gününde reva mıdır arkadaş bana çalışmak!!!!

2 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Biraz özeliniz olsun!!!

Perşembe, Nisan 22, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Efenim salı günü belediye otobüsünde şahit olduğum ve şaşkınlıkla izlediğim bir olayı aktarmayı bir borç bilirim.

Şimdi üçkuyularda servisimden indim ve sevdüceğimle buluşmak üzere Kipa tarafına giden bir otobüse bindim. yani topu topu 6 duraklık bir macera bu anlatacağım. Ama nedense bana oldukça uzun geldi bu süre. Neyse sadede geleyim.

Oyuncular:
- Bendeniz, şaşkın çocuk, şaşkın kız, pis teyze, maydonoz amca.

Bendeniz otobüsün orta kısmında ayakta duruyordum. Şaşkın çocuk ve şaşkın kız 2 kişilik ters yönde oturuyolardı. Pis teyze de onların çaprazında 4 kişilik yerde normal yönde oturuyordu. Yani bu üçü yüzyüze bakıyordu da diyebiliriz :) Pis teyze durduk yere şaşkın çifte bi şeyler söylemeye başladı. Şunlar gibi:

"Bu ne terbiyesizlik. Burası bi toplu taşıma aracı. Biraz özeliniz olsun çocuklar. Türklerin bir ahlak anlayışı var. Cık cık cık. Bu kadar da olmaz ki. Ayıp denen bi şey var bla bla bla..." diyip duruyor. Allah allah dedim, ne yapıyo ki bunlar bu kadar sinirli bu pis teyze. Dönüp baktım ki şaşkın çiftimiz elele dizdize oturuyorlar. Yani öylece oturuyorlar, yani sadece oturuyorlar!!! Resmen kafam karıştı bu teyze neden bu kadar asabiyet yapıyor diye. Lan hasta mısın, sevgilimizin de mi elinden tutamıcaz, dip dibe oturup konuşamıcaz. Manyak kadın!!! Hadi öpüşseler deliler gibi, sevişseler falan neyse...

Tabi kadın bunları sıralıyo ha bire, şaşkın çocuk da adından anlaşılacağı üzere şaşkın yani. Hayır söylemeye çalışıyo bi şeyler, şunun gibi:

"Napıyoruz ya. Elele oturuyoruz. Bu mu terbiyesizlik. Sizi ilgilendirmez bu konu bla bla bla..." Ama teyse taramalı tüfek gibi maşallah, nuh diyo peygamber demiyo. Şaşkın kız da bi şeyler söylemeye çalışıyo ama sonra bakıyolar olacak gibi değil susuyolar. Zaten böyle bi duruma sokulmuşsun, çok b.ktan bi vaziyet. Tüm gözler üzerinde falan. Hay allahım ya...

Sonra pis teyze otobüsten inmek için ayaklanıyo kapının oraya geliyo (yani tam önüme), bi şeyler söylemek istiyorum ama sinirleneceğimi bildiğim için susuyorum. Maydonoz amca bu sırada sahneye çıkıyor ve pis teyzeye "haklısınız bu ne canım" falan diyo. Haydiiiii kadın yine gazı aldığıyla yeniden konuşmaya başlıyo. Allah'tan durak geliyo ve iniyo. Yoksa valla dayanamayıp çemkircektim karıya.

Bu arada bu şaşkın teyzenin görünüşü de hiç öyle yobaz falan değil. Gayet modern görünümlü biri. Böyle saçma bi şey beklemezsin yani. Ama işte görünüşe aldanmamak lazım.

Şaşkın kızımız da kendini tutmaktan sıkılmış olacak ki pis teyzenin karşısında oturan başka bi teyzeye biz naptık şimdi, böyle yargılanmamız normal mi gibisinden şeyler soruyo. Kadın da şaşkın zaten, diyo sizin bi suçunuz yok çünkü bi şey yapmıyodunuz ki.

Sonra benim durağım geliyo ve iniyorum. Bendeniz de şaşkınım. Oha falan olmuşum duruma yağğğniiii. Sevdiceğe anlatıyorum, o da şaşkınlaşıyo. İzmir de bile böyle bi şey oluyosa, söylenecek şeyler bitmiş diyo. Sonra filmimize giriyoruz.

Evet bunlar sadece 6 durak süresince oluyo!!!

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Şebo - MFÖ konseri

Perşembe, Nisan 22, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 5 Comments

İzmir Arena'da olacak konserden bahsetmiştim daha önce. Gittik, eplendik, coştuk geldik :)

Mekan hakkındaki görüşlerimden başlayım öncelikle:
1. Oldukça geniş ve ferah bir alan.
2. Denize sıfır ve tahmin edeceğiniz üzere İzmir manzarası süper bu yüzden.
3. Alanın neredeyse yarısı çim, konser esnasında ben ille görcem sahneyi demiyosanız çimlerde misler gibi yayılabilirsiniz. Ayakta durulan alan da toz-toprak değil, taş döşemişler iyi olmuş.
4. Sahne ve ses düzenleri gayet başarılı.
5. Yemek, sigara ve içki standları var ama. Ama heralde yeni oldukları için organize olamamışlar pek.
6. Tuvaletler olmamış. Portatif olanlardan vardı. E çok kalabalıktı tabi, o yüzden yeterli değildi. Ek bi wc binası şart gibi sanki :)
7. Kapalı kısmı da oldukça büyük görünüyordu dışarıdan. Bakalım kışın görürüz heralde artık orayı da.
8. Ücretsiz otoparkı vardı ama biz gittiğimizde biraz geç olduğu için kendi otoparkına giremedik. Ek olarak yan taraftaki boş bi yeri organize ettiler.
9. Toplu taşımayla nasıl olur ulaşım pek emin değilim. Sağolsu Koraycım arabasını esirgemedi bizden :)

Gördüğünüz gibi genel olarak memnun kaldım mekandan. Konserlerle ilgili görüşlerim ise tahmin edilemeyecek gibi değil :)

- Şebo süperdi yine. Ama sanırım artık konserlerini biraz daha albümlere göre ayırmalı. Çünkü söyleyemediği çok şarkı oluyor, bazı şarkılarını canlı dinlemeyi gerçekten çok özledim. Heeyyy, şebo duy sesimi de yap şu dediğimi!!!

- MFÖ konserine ilk kez gittim. Ama çılgınlar gibi eğlendim valla. Sahne performansları ne iyimiş be adamların. Hayır zaten Özkan'ın olduğu sahnenin sıkıcı olacağını düşünmek büyük hata olur :) Dinleyiciyle iletişimleri çok iyiydi bi defa. Sürekli espriler, şakalar falan yaptılar güldürdüler bizi :) Şarkılar zaten mükemmel. E daha nolsu?!?!

Evet foto moto yok sayın okuyucum. Buraya kadar okuduysan zaten valla da billa da sayın bi okuyucuymuşsun. Aferin :)

5 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Kraliçe Lear

Pazar, Nisan 18, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

 Tek perdelik bir oyundu. İlk 35-40 dakikası biraz yavaştı oyunun. Dedim sanırım biraz sıkılacağız. Ama sonrasında hareketlendi. Espriler ve özellikle 81 yaşındaki Yıldız Kenter'in amuda kalkışı oyunu hareketlendiren kısımlardı :)

Konuya kısaca göz atalım. Şekspir'in oyunu olan Kral Lear'ı, sadece kadınların rol aldığı bir tiyatro oynayacaktır. Yaşı gereği role en uygun kişi Jane(Yıldız Kenter)'dir. Ancak belleği eskisi gibi iyi değildir ve ezberde zorlanır. Ona yardımcı olmak için lise öğrencisi Heather konuya dahil olur. İkisi arasındaki kuşak farklılığı önce birbirlerini anlamalarını zorlaştırsa da sonrasında ortak noktalar bulurlar ve çok iyi anlaşırlar. Bu arada Jane de sürekli kendiyle çekişmektedir. Yaşlandığını kabullenmek istemez. Ancak çekişmeyi bırakıp, bu işi yapabileceğine inandığında rolünü ezberler ve tahmin edeceğini gibi oyunu başarıyla sahneler. E tabi başka durumlar da olur ama daha fazla spoiler vermek istemiyorum, gidin ileyin be aaaa :)

Yıldız Kenter'i bir kere de olsa izlemiş olabildiğim için çok mutluyum. Çok büyük bir oyuncu, söyleyecek söz yok gerçekten.

Böylece tiyatro haftası postlarının sonuna gelmiş bulunuyorum. 2 oyuna daha vardı aslında biletim, ama annişle babiş gelince yattı o oyunlar. Az kaldıkları için bu sefer, onlarla takıldım. Neyse bu kadarı da yetti zaten :)

Yeni kültürel etkinliklerde görüşmek üzere hoşçakalın :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

7 Şekspir Müzikali

Cuma, Nisan 16, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 3 Comments


Oyun Atölyesi'nden çıkan süpper süpper süpper bir müzikal. Ayyhhh çok eğlenceliydi ve eminim dışardan beni izleyen biri şu kız artık ağzını kapatsa falan demiştir :D Yani bildiğin ağzım açık izledim müzikali. Ama bu kadar da güzel yapılmaz ki canım.

Hayır nesinden bahsedeyim bilmiyorum. Haluk Bilginer'den mi, soykarılardan mı, dekordan mı, müziklerden mi, danslardan mı, orkestradan mı... Yani her şeyiyle çok güzel bir görsel şölendi diyebileceğim sadece.

İsminden anlaşıldığı üzere yine bir Şekspir yapıtı. Kendini anlatmış bu müzükalde Şekspir. Bebekliğinden yaşlılığına kadar geçen süredeki 7 evresini izliyoruz tüm müzikal boyunca. Her oyunundan replikler var.

Düşünmeden gidip görün derim. Nisan ayı programı için tıkınız.

3 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Spring Fest 2010 - İzmir Arena

Cuma, Nisan 16, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 4 Comments

Biz yarın burdayız, siz nerdesiniz?? (Sizce Şebo'yu kaçırır mıydım?? Hele bir de yanında MFÖ ve Çilekeş varken?? Yoo dostum yoooo!!!!)

4 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Marx'ın Dönüşü

Perşembe, Nisan 15, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Genco Erkal'ın muhteşem oyunculuğunda hayat bulan sosyalizmin babası Karl Marx'ı daha iyi anlamamızı sağlayan bir oyun. Düşüncelerinin çürümediğini ispat etmek için günümüz dünyasına geri dönüyor Marx. Almanya ve Londra'daki yaşamından bir çok kesit sunarken tarihsel olaylara da çok yerinde göndermeler yaparak alkışlarımızı alıyor :) Oyun genel olarak düşündürücü, hayrete düşürücü ve eğlenceliydi. Espriler çok çok yerinde ve akıllıcaydı bence.

Genco Erkal'a söyleyecek söz bulamıyorum. Ancak gidip izlenebilir, o kadar. Yorum yapmaya kalksam, yapamam yani. Sivas 93'te de aynı şeyleri hissetmiştim onun hakkında. Adam yapıyor yavv!!!

Tek perdeydi oyun, 1.5 saat kadar sürdü ve hiç bir sahnesinde sıkılmadım.

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Aşk Sözleri

Çarşamba, Nisan 14, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Tiyatro hahtası geçti gitti ama ben bir türlü gittiğim oyunlarla ilgili bir şeyler yazamadım. Ama yazıyorum işte şimdi, kızmayın tamam!!


Bu sene tiyatro haftası Şekspir'den geçilmiyodu valla. Gittiğim 3 oyun da Şekspir'den uyarlamaydı :) Şekspir'e doyduk valla.

Aşk sözleri çok hareketli ve görsel olarak da gayet tatmin edici bir oyundu. Oyuncuların neredeyse hepsi tanıdık simalardı ve gayet iyilerdi. Konudan kısaca bahsedecek olursam; şu afişte gördüğünüz 3 kadın ve 3 erkek aşkı tartışıyorlar. Ama tartışırken araya Şekspir'in oyunlarından tartışma konusuna göre kısa sahneler koyuyorlar. Aşkta gözükaralık, kıskançlık, imkansızı isteme, kavuşamama gibi daha bir çok şey var konular arasında.

Müziği oldukça boldu oyunun ve şarkılar da çok güzeldi.

Çok eğlenceliydi bu arada, espriler hoştu ve çok güldürdü bizi. Özellikle son kısım tam bir komediydi. Gittim, gördüm, beğendim :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Romeo ve Juliet

Çarşamba, Nisan 14, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments


Pazartesi akşamı İzmir Devlet Opera ve Balesinin sahnelediği Romeo ve Juliet'e gittik. Dekor, kostümleri oyuncular ve müzik gerçekten çok güzeldi. Beğenerek izledim, vakit bulursanız mutlaka gidin. Sonuçta Şekspir yağğni ;)

3 saat 15 dakika sürdü ve 2 kez ara verildi. Opera için 5 perde yazıyodu izdob'un sitesinde ama gelin görün ki 9 perde falandı :) Hayır ben operadaki perde kavramını bilmiyosam o ayrı tabi. Ama benim bildiğim, perdenin her kapanışı 1 perdedir yani :) Neyse çok mühim bi şey deil bu zaten.

Yalnız bi önceki geceden uykusuz olduğum için sonlara doğru bi kaç kez koptum olaydan, ama Aybo'cumun dürtüklemeleri ile kendime geldim kısa sürede :)

"Ama şimdi bu Romeo da şapşal değil de ne?!?!?! Sen git aşk için artizlik yapcam diye zehirleri iç, sonra Juliet hortlasın. Olacak iş mi canım :p" diye bi yorum yapmamı bekliyosanız yanılıyosunuz. Sonuçta Şekspir yağğni, vardır bi bildiği :D

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Günüm var :)

Pazar, Nisan 11, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

İş yerinden kızlarla 4-5 ay önce başladığımız gün yolculuğunun bugünkü durağı benim ev :) Tabi ki pastalarım böreklerim hazır bi şekilde bekliyolar. Ben de tarifleri unutmayım diye not edeyim dedim.

Haşlanmış Tavuk Göğsü Salata
Malzemeler:
- Yarım kilo tavuk göğsü
- 1 adet bezelyeli havuçlu patatesli garnitür
- Dereotu
- Turşu
- Konserve mısır
- Zeytinyağı
- Tuz ve istediğiniz baharatlar

Yapılışı: Tavuk göğsünü haşlayıp, ufak ufak didiyoruz. Dereotlarını da ince ince kıyıyoruz. Sonra tüm malzemeyi büyük bir kasede karıştırıyoruz. Ta-tamm salatamız hazır.

Mercimekli Zarf Börek
Malzemeler:
- 1 paket yufka
- 2 su bardağı yeşil mercimek
- 3 adet orta boy soğan
- Tuz, karabiber, kırmızı biber, kimyon
- 1,5 su bardağı sıvı yağ
- 1su bardağı su

Yapılışı: Soğanları ince ince kıyıp pembeleşinceye kadar sıvı yağda kavuruyoruz. 10 kadar haşladığımız 2 bardak mercimeği soğanlarla beraber baharatları da koyarak bi 5 dk kadar daha kavuruyoruz. İçimiz hazır.

Su ve sıvı yağı bir kapta karıştırıyoruz. Şimdi böreklerin şeklini anlatmaya geldi sıra. Bir yufkayı seriyoruz masaya. Kuru yeri kalmayacak şekilde su-yağ karışımı ile yağlayoruz. Sonra alttan ve üstten iki ucu birleştiriyoruz. Üstte kalan kuru yerleri de yağlıyoruz. Sonra sağ ve sol uçları da birleştirip yine yağlıyoruz. Elimizde kare bir şekil oluyor. Bu kareyi 4e bölüyoruz, 4 küçük kare elde ediyoruz. Her karenin ortasına içten koyup, köşelerden zarf şeklinde kapatıyoruz. Tepsiye yerleştirirken ters bi şekilde yerleştiriyoruz. Yani zarf görünümü altta kalıyor. Uçların üst üste gelmesi lazım ki tepsiye bu şekilde yerleştirirken iç dökülmesin. Sonra buzdolabında bir kaç saat bekletiyoruz. Fırına sürmeden önce üstlerini yumurtalayıp haşhaş serpiyoruz. Kıtır ekmeği rondodan geçirip onu da serpebilirsiniz. 200 derecede 30 dk pişiriyoruz.

Tarif annemden. Çok lezzetli olduğunu söyledi. Bakalım görcez :)

Çilekli Muhallebimsi
Malzemeler:
- 1.5 litre süt
- 1 paket krem şanti
- 1 yemek kaşığı nişasta
- 3 yemek kaşığı un
- 1 yumurta
- 1 su bardağı şeker
- Yarım kilo çilek

Yapılışı: Çileklerin saplarını ayıklayıp yıkadıktan sonra küp küp doğruyoruz. Çilekleri bir süzgecin içine koyup üzerine 3-4 yemek kaşığı şeker gezdiriyoruz. Çilekler bu şekilde yarım saat kadar dinleniyor.

Çilekler dinlenirken 1.5 lt sütü kaynamaya bırakıyoruz. Diğer taraftan un, nişasta, yumurta ve şekeri 1 bardak sütle karıştırıp telle çırpıyoruz. Kaynamak üzere olan sütün içine bu karışımı karıştırarak koyuyoruz. Bir taşım kaynadıktan sonra sopumaya bırakıyoruz. Ilıyınca içine 1 paket krem şantiyi koyup 5 dk mikserle çırpıyoruz. İçine isterseniz 1 paket vanilya koyabilirsiniz.

Çilekleri kaselerin dibine yerleştiriyoruz ve üzerine muhallebiden koyuyoruz. Ve artık muhallebimiz de hazır. Bu miktarlar benim 12 kase oldu.


Üzerine şeker koyup dinlendirdiğimiz çileklerin altın çıkan suyu 1 tatlı kaşığı nişastayla pişirip, muhallebilerin üzerine dökerek süsleyebilirsiniz.

not: Bir de sarma var menüde. Onu da annem sarmıştı :)

Hadi benden şimdilik bu kadar. Gidip son detayları halledeyim :)

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Yaratıcı blogger mı?? Hani nerde??

Perşembe, Nisan 08, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 0 Comments

Şekerim, cicim Ayşegülcüm bana yaratıcı blogger ödülü vermiş. Çok teşkür ediyorum burdan kendisine :) Ama canım ciğerim niye verdin bu ödülü bana anlamadım ki :D Bak bi şu bloga yaratıcılıkla ilgili tek bişi var mı acep :) Öyle şunu yaptım, şuraya gittim, şunu izledim gibi gağğğğyet sıradan şeyleri yazdığım tekdüze ve yaratıcılıktan gağğğğğyet uzak bi blog bu :D Ahh keşke ben de şu blog aleminde gördüğüm hatunlar gibin yatarıcı olaydım da bişiler üretebileydim. Ama yok, anca yapılan şeyleri beğensem, sevsem o kadar.

Yine de beni öyle görmen gururumu okşadı şekercim, tenk yuuuu :))

E bari hakkımdaki 7 ilginç(!) şeyi de yazayım. Seni mi kırcam, aşk olsun :)
1. Makyaj yapmayı seviyorum. Her gün yapmak istiyorum. Ama akşam çıkarma merasimi içimi baydığından çoğu zaman yapmıyorum.
2. Hayatım boyunca saçlarımı hiç kürek kemiklerimin altına kadar uzatamadım. Hep sıkılıp kestirdim.
3. Her gece yatmadan önce hiç üşenmeden ertesi güne işte ne giyeceğimi hazırlıyorum, çorabıma kadar.
4. Günde bilmem kaç kere boynumu kütletmek gibi kötü bi alışkanlığım var.
5. Saçmasapan zamanlarda saçmasapan ani kararlar veririm.
6. Twitter'da yokum.
7. Sanırım ayakkabı fetişistiyim!!!

0 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)

Pislikler!!!

Salı, Nisan 06, 2010 Pınar Tatlısu Moralı 5 Comments

Selam bilogcum. Biliyorum seni ihmal ettiğim için kızgınsın bana ama bi sor bakalım neden aramıza bunca zaman girdi, bi sor lütfen. Ha şöyle ya, yargısız infaz yapma hiç bi zaman böle, aferin!!



2 tane adi hırsız evimize girmişler biz evde değilken. Evde değilken dediğim de ben işteyim, kardiş okulda, annişle babiş de uçakta izmir'e doğru gelmekteler. Sonra komşudan bana bi telefon saay 5 civarında, sizin eve hırsız girmiş diye. E tabi beklemiyom öyle bi şey. Sinirlerim bozuldu, ağladım biraz, elim ayağım titredi, adrenalin yükseldi, ama 10 dakika içinde kendime geldim. Hemen kardeşe ulaştım. E malum ben manisa'dayım, elim kolum bağlı. O da hemen gelmiş eve, polisler, parmak izleri, tutanaklar derken annemler de gelmiş o arada. Ben gelene kadar ortalık sakinleşmişti velhasıl.

Ne çalmışlar diye sorarsan, seninle ayrı kalmama sebep olacak yegane demirbaşım laptopımı tabi ki de... 3 tane de taşınabilir hdd ve bir de ipod shuffleım. Yani maddi zararları gözümde bile olmadı ama hdd'lerin içindeki ayrıca yedeklenmemiş bilgilere, resimlere, müziklere yandım desem yeridir. Laptop zaten eskiydi baya. Bence adamlar pişman bile olmuşlardır çaldıklarına, FF'i 2 dk'da açan bilgisayardan ne beklersin :)

Bunlar dışında bi zarar ziyan yok çok şükür. Ama tabi korkusu yanıma kar kaldı. Her an hırsız girecekmiş gibi hissediyorum artık eve..

Hayır bi adamlar nasıl pişkin anlatamam. Yan komşuyla kapıda karşılaşmışlar. Evet, bizim kapıda!!! Genç, iyi giyimli 2 kişilermiş. Kadına iyi günler teyzecim falan demişler. Kadın da kardeşimin arkadaşları sanmış. Hoş sanmayıp hırsız olduklarını anlasa ne yapacak yaşlı kadın. Anlamışsa bile anlamamazlığa gelmiştir can korkusundan. Sonra çocuklar gidince açıp bakmış ki bizim kapı açık. Polise de o haber vermiş zaten.

Bir bilgisayar mühendisi olarak bilgisayarsız kendimi savunmasız olarak hissettiğimden, hemen aldım yeni bi tane. Ama bu sefer minnacık bi netbook aldım :) Bak hırsız sana sesleniyorum, eğer bi daha gelip bunu da çalmayı falan düşünüyosan hiiiiç heveslenme. Çünkü özellikle küçük aldım ki hep yanımda taşıyabileyim. Yani gelirsen elin boş dönersin bi dahaki sefere benden söylemesi. Hem ayrıca niye çalıyosun ki, gelip isteseydin ben de verirdim sana laptopı. Çalman mı gerekirdi????

p.s. Durduk yere de bi sürü masrafa girdim, evet!!!

5 yorum var:

Sen de bir şeyler söyle ama, yalnız bırakma beni :)