13. Ay


Bu ay itibariyle elden tutup yürüme işini iyice ilerlettin. Hatta koşuyorsun bile diyebiliriz. Ama henüz ellerini bırakıp yürümeye cesaretin yok. Sabırla bekliyoruz yürümeni :)

Konuşma konusunda daha heveslisin, kime çektin acaba :) Artık sana söylediğim basit şeyleri söylemeye çalışıyorsun. Mesela üzerinde mor üzüm olan bi oyuncağın var. Önce onun üzüm olduğunu öğrettim, sonra da bak üzüm mor renk diye tekrarladım sürekli. Bi kaç gün içinde üzüm ne renk diye sorunca "moooo" diye cevap vermeye başladın. Aynı şekilde inek möö der diye diye ineğin möö dediğini öğrendin. Bazen "mor" ve "möö" yü karıştırıyorsun ama olsun :)


Bu ay boyunca sürekli kitaplarını kemirip durdun. Eline kitap almayıver hemen ağzına götürüp kemiriyorsun. Sanırım bazı yeni dişlerin yolda. Hatta kitaplarını yırtıp parçalamaya başladın. Halbuki şimdiye kadar gayet güzel gitmiştik bu konuda. Sanırım yırtılabildiklerini anladığın zaman bitti bizim için yırtılmayan kitap günleri :) Ben sürekli sana kitaplar yırtılmaz diyorum ama bakalım ne zaman kanaat getireceksin sen de buna.




Mart ayı havaları çok dengesiz gitti. Bir hafta üst üste çok yağmurlu olduğu zamanlar oldu, dışarı çıkamadık hiç. İkimiz de çok sıkıldık o günlerde. Çünkü sen gerçekten dışarıda olmayı çok seviyorsun. Parka gitmesek, yarım saat arabanla sokaklarda dolaşsak bile çok mutlu oluyorsun. O yüzden havaların iyice düzelmesini dört gözle bekliyorum. Güzel olduğu günlerde de attık kendimizi dışarılara, mutlu olduk.

Bu ayın sonlarına doğru iştahında bi kötüleşme oldu. Özellikle kahvaltı ve öğle yemeğini doğru düzgün yemedin. Ağzını kontrol ettiğimde iki alt ve iki üst yan kesicilerin baya kabardığını gördüm. Sanırım yoldaki bu 4 diş etkiledi yemeni. Şu dişlerin hepsi bi çıksa da ikimiz de kurtulsak annecim ama asıl bundan sonraki dişler en zorlayıcı olanlarmış. Bakalım bize neler yaşatacak azı ve köpekler :/ 

Artık yemek yerken önüne koyduğumuz tabağı hemen yere atmıyorsun. Bi süre içinden yiyip sonra atıyorsun :) Bu da bi gelişme diye düşünüyorum :D Çatal da koyuyorum artık önüne, henüz kendin denk getirip batıramasan da yiyeceklere, ben batırıp eline verdiğimde afiyetle yiyorsun. Kaşık ile henüz tanışmadın :)

Daha önce bahsetmedim sanırım ama merdiven çıkmaya bayılıyorsun. Önceleri emekleyerek pıtı pıtı çıkıyordun, şimdi elinden tuttuğumuzda bizi hemen merdivenlere götürüp yürüyerek çıkarıyorsun kendini.


Parkı çok sevmeye başladın. Ordaki çocukların varlığı, koşturması çok hoşuna gidiyor. Sürekli aralarına katılmak istiyorsun. Zaten kendi yaşıtların ve senden küçükler hiç ilgini çekmiyor. Hep senden büyük çocukların peşindesin :) Hangi ortamda olursak olalım, gidip çocukları seçiyorsun.

Nisan başında işe başlayacağım için bu ayki en önemli olayımız sana bi bakıcı bulmak oldu. 1 haftadır geliyor bakıcın ve gayet iyi anlaştınız gibi. Umarım böyle devam eder.

18.03.17 - Çimlerde ilk piknik. İnciraltı Kent Ormanı.

Çakıl 1 Yaşında!


Artık 1 yaşındasın annecim. Bu 1 sene nasıl geçti inan anlamadım. Seninle günler o kadar hızlı geçiyor ki şaşırıp kalıyorum. Bi de bakmışsın üniversiteyi bitirmiş diyenler gerçekten haklı galiba. Bence zaman biraz daha yavaşlayabilir... Yeni yaşın kutlu olsun bebeğim. Bundan sonraki tüm yaşlarını sağlık ve mutlulukla kutlayalım canımın içisi...

1. yaş gününü evimizde yakınlarımızla kutlamayı tercih ettik. Hem senin, hem arkadaşlarının hem de misafirlerimizin daha rahat edeceğini düşündük. Pastan hariç tüm her şeyi ellerimizle hazırladık. Doğumgünündeki en sevdiğim detay da pastan oldu. Hem görünüşü hem tadı çok güzeldi. Narlıdere Mia Bakery elinden çıktı bu güzel pasta. Biraz yorulduk günün sonunda ama çok güzel ve özel bi gündü hepimiz için, yorulduğumuza değdi. 

Bu ay yeni dişin çıkmadı ve hala yürümüyorsun. Ordan burdan tutunarak kalkmak ve sıralamak senin işin o ayrı :) Ellerinden tutunca pıtı pıtı o odadan bu odaya gidip gelip duruyorsun. Özellkile deden seni uygun adım marş şeklinde yürütüyor ve bunu çok seviyorsun. Adımlarını aynı asker gibi pat pat atıyorsun :) Ellerini bırakıp dengede duramıyorsun henüz. Ona da sıra gelecek elbet :)

Artık her şeyi ama her şeyi anlıyorsun ve anlatmak istediğin bi şey olduğunda işaretlerle bi şekilde derdini anlatıyorsun. 

Yemeklerle aran her günkü ruh haline göre değişiyor :) Bazen çok iştahlı yiyorsun bazen de çileden çıkarıyorsun yemeyerek. Biz de akışına bıraktık. Önüne kaşık, çatal, tabak koyuyoruz, itinayla yere fırlatıyorsun. Sen de haklısın ama, sonuçta onlar senin için keşfedilecek oyuncak gibi şeyler şu anda. Biraz oynamak hakkın. Nasılsa öğreneceksin onları kullanmayı da. Elle yemek en zevklisi en nihayetinde :) Daha önce cibezi çok sevdiğini söylemiştim, ama onunla aşkınız ayrı bi noktaya taşındı. Sofrada cibezi gördüğün anda başka her şeyi unutup onu yemek istiyorsun. Artık bazen yemeğini yiyince ortaya çıkarıyoruz :)

Artık bilinçli bi şekilde anne ve baba diyorsun. Özellikle beni yanında istediğinde "anneee" diye sesleniyorsun. Ben tabi eriyip bitiyorum, hemen koşuyorum yanına :) Baba zaten artık senin için sıradan bi kelime, sürekli söylüyorsun. Onun dışında hala sürekli kendi kendine söyleniyorsun :)

Bu ay ilk kez bi hayvana dokundun, Elvis'i sevdin. Dokunmak için çok heyecanlandın, dokununca tüyleri garip geldi sanırım çektin elini. Sonra sürekli dokunup dokunup heyecanlı sesler çıkarıp çektin elini. Çok tatlıydın. Sonraki hafta da ilk kez köpeğe dokundun, aynı şekilde davrandın ona da.

Doğumgünün için baban sana bisiklet aldı ve sen bayıldın. Bi süre evin içinde kullandık, ordan oraya götürtüp durdun kendini. Kuruluyosun içine beni şuraya götür buraya götür diye komut veriyosun bi de bücürüm benim.

15.02.17 - İlk kez kediye dokundun, Elvis'i sevdin. 

22.02.17 - İlk bisikletine sahip oldun.

23. 02.17 - İlk yaşını doldurdun.













11. Ay


1 yaşında olmana son 1 ay kızım! Bu zaman nasıl da hızla akıp gidiyor hala anlayabilmiş değilim. Bu ay yine 15 gün evden uzakta, Denizli'deydik. Yılbaşını kutlamaya gittik, 15 gün kaldık :) Denizli'deyken 10 gün arayla iki diş daha çıkardın, üst ortalar. Bu sefer gündüz uykuların oldukça şaştı. 1.5-2 saate kadar uzamıştı gündüz uykuların ancak yarım saate falan düştü bu süreçte. Hala da tekrar düzene girmiş değil. Sanırım sırada alt yanlar var. Oldukça kabarmışlar gibi geldi bana.

Ek gıdayla aran hala fena değil. Yumurta beyazını da yemeye başladın. Kahvaltıda en sevdiğin şey omlet. Bazen sade, bazen peynirli cevizli yapıyorum. Severek yiyorsun. Tamamını çoğu zaman bitiremesen de neredeyse 3/4 ünü yiyorsun. Avokado'yu hiç sevmiyorsun mesela. Bi gün omletine koydum tadına bile bakmadın, arkasından sade omlet yaptım löplöp yedin. Başka bi gün muzla karıştırıp vereyim dedim, yine lokma yemedin. Ama muzu sade olarak çok seviyorsun. Sanırım avokado sevmediğini kabul etmem gerek :) Bizim yediğimiz çoğu şeyi yiyorsun. Kendi yemeklerimizi tuzsuz yapıyorum. Bu şekilde çok sorun yaşamadan yiyoruz yemeklerimizi. Yemek konusunda bizi şaşırttığın bazı şeyler de yok değil. Şevket-i bostan ve cibeze bayılıyorsun mesela. Gerçekten değişik bi çocuksun annecim :) Hala tuz ve şeker vermiyoruz sana. 1 yaşından sonra biraz tuza başlarız sanırım.

Bu ay bi yerlerden tutunup ayağa kalkma konusunda kendini iyice geliştirdin. Henüz tam sıralıyorsun diyemem ama 1-2 adım atıyorsun. Bakalım yaşında yürüyecek misin. 

Artık her şeyi anlıyorsun. Sana bir şeyleri bir kaç kez söylemek-anlatmak yeterli oluyor öğrenmen için. Al, ver, getir, bak, yat, kalk, gel gibi komutları yerine getiriyorsun rahatlıkla. Denizli'de yemek yerken sana yemeğini yiyeceksin, sonra bu kadaaaar olacaksın diye ellerini yukarı kaldırarak gösteriyordu babaannen. Bunu öğrenmişsin, şimdi yemeğini yiyince ne olacak diyoruz ellerini tavana doğru kaldırıyorsun mesela :) Çok tatlısın.

Her şeyi anladğın yetmiyormuş gibi her istediğini de yaptırıyorsun. Bi yere mi gitmek istedin. Önce kendini kucağa aldırıyorsun, sonra da nereye gitmek istiyorsan elinle orayı işaret edip götürüyorsun. Biz de napalım paşa paşa yapıyoruz senin istediğin her şeyi :)

Üflemeli şeyleri seviyordun zaten. Denizli'de babanın flütünü verdik eline üfleyip çaldın, çok hoşuna gitti :) 

İngilizce "head, shoulders, knees and toes" diye bi şarkı var. Şarkıyı söylerken ne nerde gösteriyorum. Ordan "head"i öğrenmişsin, "head" diyince kafanı gösteriyorsun :) Yerim seni.

Bence artık bildiğin "anne" diyosun. Yani bana seslenmek istediğinde anne kelimesi çıkıyo ağzından çoğunlukla. Önceleri yok ya öylesine tesadüfi çıkıyor diye düşünmüştüm ama son zamanlarda baban da anne diyor resmen diyince bi kaç kez emin oldum. Anne diyen dillerini de yirim ayrıca.

Onun dışında sürekli bıdı bıdı konuşmaya devam ediyorsun ama henüz çözemedik neler demek istediğini :)

Bu ay ilk kez karla tanıştın! Elini dokundurduk, soğuk hissini alınca geri çektin. Tekrar dokundun tekrar geri çektin. Doğal olarak çok garip geldi sana. Bir de etrafın bembeyaz olması garip geldi. İnceleyip, anlamaya çalışıp durdun :)

Yılbaşı gecesi uyumama konusunda rekor kırdın. Tam 1'e kadar uyumadın. Bi kaç kez seni uyutma girişimim oldu ama başarısızlıkla sonuçlandı. E tabi sana da hak veriyorum. Onca kalabalığı eğlenceyi bırakıp uyuyacak halin yoktu :D 

Elini dudaklarına götürüp öpücük atmayı öğrendin :) Minnoş musun acaba? Bir de çok garip ama dudaklarını balık gibi yapmayı öğrendin. Ben sana göstermiştim bunu bi kaç kez ama yapabileceğini hiç tahmin etmiyordum. Bi gün yaptın ve biz şok. Hadi izledin, öğrendin de nası yapabiliyosun hala şaşkınız :)

Kedi, köpek, kuş, balık hepsine çıldırıyorsun. Hatta gittiğimiz bi mekanda çok evcil ve cana yakın bi köpek vardı. Onu sevdin ilk defa. Elini dokundurup çekiyorsun sonra da gülüyorsun, çok hoşuna gitti köpeğe dokunmak.

Kitaplarla vakit geçirmeyi hala çok seviyorsun. Oyuncaklarınla geçirdiğin vakit kadar da kitaplarla vakit geçiriyorsun. Çok çok mutlu oluyorum bu duruma. 

Hala TV izlemiyorsun. Ama artık akşama doğru iyice sıkıldıysan bi 15-20 dakika bebek kanalı ya da çizgi filmli çocuk müzikleri açıyorum onları izliyorsun. 

Gündüz uykularını ikiye düşürdün ama maalesef çok istikrarsızsın zamanları konusunda. Bazen yarım saat, bazen 2 saat uyuyorsun. Niye böyle oluyor henüz çözebilmiş değilim. Geceleri hala 21-21.30 civarı uyuyup, sabah 8-9 civarı uyanıyorsun. Yalnız geceleri 2-2.5 saatte bir emmek için kesin uyanıyorsun. Bu da beni artık çok yoruyor. Bir de bu aralar memeye iyice düşkünlüğün arttı. Yani bıraksam tüm gün memede kalabilirsin. Hakkımızda hayırlısı demekten başka bi şey diyemiyorum bu konuda :/

31.12.16 - İlk kez kara dokundun.
05.01.17 - Üçüncü dişini patlattın. Üst ortanın sağı.
15.01.17 - Dördüncü dişini patlattın. Üst ortanın solu.

10. Ay


10. ayı maalesef griple bitiriyorsun kızım. Üstelik şimdiye kadar olan en ağır hastalığın diyebilirim. Burnun tam bir musluk, çoğunlukla tıkalı, öksürüğün var, gözlerin kırmızı kırmızı ve halsizsin. Neyse ki ateş sorunu yaşamadık. Bense senin bu keyifsiz ve hasta halini gördükçe, içimden bi şeylerin koptuğunu hissediyorum. Minicik bedeninle nası bi savaş veriyosun belli değil. Tabii ki buna da şükür diyorum, dermansız dert değil sonuçta. Bi kaç gün daha çekip, göndereceğiz hastalığı bebeğim.

Bu son bi kaç günü saymazsak oldukça hareketli bir aydı(yine :D). 9 ayını doldurduğun günlerde anneannen ve deden geldiler İzmir'e ve 2.5 hafta kaldılar. Evin kalabalık olmasını tabii ki de çok sevdin. Sürekli seninle oynayan, konuşan, gülen, eğlenen birileri olmayagörsün zaten. Çok mutlu oluyorsun :) Anneannen de oyun oynamayı çok sevdiği için takılıp durdunuz karşılıklı. Ardından bir haftalığına İstanbul'a gittik. Ordaki herkes çok özlemiş seni. İkimiz için de iyi oldu. Hemen ardından da haftasonu için Denizli'ye gittik. Arya kuzenini gördün, bol bol oynadınız. Bu kadar seyahat sonrasında hasta olman kaçınılmazdı diye düşünmeden de edemiyorum :(

Bu ayın en büyük olayı seni 1 geceliğine anneanne ve dedenle bırakıp, Çeşme'ye şirketin etkinliğine gitmemiz oldu. Anneanen ısrarla günü ve geceyi idare edebileceklerini söyleyip beni ikna etti gece de kalmam için. Ben de ona güvenerek ama kafamda bi sürü soruyla tamam dedim. Sen normalde emerek uyuduğun için, etkinlikten önceki 10 gün falan gündüz uykularını anneannen uyutmaya başladı. Pışpış ve ninniyle uykuya geçebildin. Bazen hiç sesini çıkarmadan uyudun, bazen mızırdadın, bazen de biraz ağladın. Ama hep 10-15 dk içinde uyudun. Sonra bi gün babanla sinemaya gittik akşam. Bunu da not düşeyim de 9 aydan sonraki ilk sinemaya gidişimdi :) O akşam seni emzirip bıraktım evde. Gece uykusuna da anneannen geçirdi yine seni. Gece yarısı gibi döndüğümüzde uyandın, emip geri uyudun. Bu denemelerden sonra 1 gecelik ayrılığı ikimiz de kaldırabiliriz diye düşündüm ve içim daha rahat bi şekilde bıraktım seni. O gün tüm gün gayet güzel vakit geçirmişsiniz. Süt sağıp bırakmıştım ama sen donup çözülmüş sütün tadını beğenmeyip içmemişsin. E tabi kaynağından içmeyince ne anlamı var de mi :D Gündüz uykularını uyumuşsun. Gece de yemeğini yiyip yatmışsın her zamanki saatinde. Sonra gece bi kaç kez uyanmışsın. Su falan içip pışpışla geri uyumuşsun. Tüm gün zaten anneannen ve deden sürekli fotoğraf ve video yollayıp beni bilgilendirdiler. Aklım hep sendeydi ama içim de rahattı. Ertesi gün öğlene doğru döndük. Bizi gördüğünde o kadar sevindin ki çırpınıp sarılıp durdun. Biz de çok özlemişiz seni, o gün adeta yapışık ikiz gibiydik :)

Emekleme konusunda artık bir uzmansın. İyice hızlandın ve evin her yerine ulaşıyorsun. Sürekli senden bi şeyler kaçırır durumdayız evde. Gözümüzü üzerinden bi saniye ayıramıyoruz. Bu da demek oluyor ki uyumadığın zamanlarda hep seninleyim. Ya oyun oynuyoruz beraber, ya kitap okuyoruz ya da dışarı çıkıyoruz. Evde sen uyanıkken yapmam gereken şeyler olduğunda (yemek, çamaşır asmak gibi) seni kanguruyla sırtıma bağlıyorum ve o şekilde yapabiliyorum işlerimi. Eğer uykun geldiyse uyuyakalıyorsun zaten sen de orda :)

Baban eve geldiğinde "Baba geldiiiii" diyip seni yere bırakıyorum. Salonun ortasından emeklemeye başlayıp, kapının önüne kadar son hız gidiyorsun bi sevinçle. Sonra baban seni kucağına alıyor ve sevinçten çırpınmaya başlıyorsun :)

Artık orta sehpa diye bi şeyimiz yok :) Kaldırdık hepsini. Böyle bi ferahladı salonumuz sayende :) Çekmece ve kapakları açmayı öğrendin. Sürekli tv ünitesinin kapağını açmaya çalışıyorsun. Açıyorsun da. İçindekileri çekip çıkarmak ortalığa saçmak en güzel oyun senin için. Henüz kapak ve çekmeceleri açmaman için aparatlar takmadık. Bu konuda nasıl ilerleyeceğiz zaman gösterecek.

Perdeleri keşfettin! Gidip gidip saklanma oyunu oynuyorsun. Çok eğleniyorsun tabii ki :)

Top atmayı öğrendin. Topu atmayı gösterdikten sonra sana verince ve hadi at deyince attın. Çok çabuk öğreniyorsun gerçekten ve ben bu öğrenme hızına hayran kalıyorum.

Bi kaç gün önce ilk kez odandaki yatağının kenarına tutunup kendi başına ayağa kalkabildin. Sanırım bu ay içinde sıralamaya başlayacaksın. Kim bilir belki de yürürsün!

Bu ay çenen biraz düştü :) Sanırım dilini kullanmayı öğreniyorsun. Dedededede sesini çıkarmaya başladın. Ha bir de anlamlandıramadığım bi çok ses daha :)

Müzik duyduğunda ellerini çırpıyorsun ya da dizlerine vuruyorsun. Yaaştan oynaklaşmaya başladın :) Bakalım daha ne şebeklikler bekliyor bizi bu konuda.

Öpmeyi öğrendin gibi. Yani tam olarak öpücük vermiyorsun ama yanağımı uzattığımda, hadi öp dediğimde ağzını yanağıma doğru yaklaştırıyorsun. Sonra da bi sevindirik oluyorsun :) 

Üfleyince ses çıkaran oyuncaklara bayılıyorsun. Eline zurna versek onu da çalarsın eminim :) 

Artık bir şeyleri öğrenip, isimle ilişkilendirebiliyorsun iyice. Mesela dedeni öğrendin. Dede nerede diye sorduğumuzda hiç şaşırmadan onu gösteriyorsun. Hatta İstanbul'a gittiğimizde büyük dedeni de öğrendin. Dede nerede diye sorunca ona da bakmaya başladın. Bunun üzerine top nerede, kitap nerede diye sorduğumuzda hemen onların yanına gittin. Ben de bu aralar oyuncaklarını gösterip bak bu zürafa, bak bu dino, bak bu şu, bak bu bu diyerek sürekli tekrar yapıyorum sonra da sana soruyorum o nerede bu nerede diye. Sen de çoğunlukla hep doğru şeyleri gösteriyorsun. Bu yaptıklarının hepsi bana tabii ki mucizevi geliyor annecim. Her yeni yaptığın şey benim için çok özel ve gururlandırıcı. Bu hissi insan ancak ebeveyn olduğunda anlayabiliyormuş gerçekten.

Kitaplara ilgin gün geçtikçe artıyor ve ben buna çok seviniyorum. Sana yeni kitaplar aldım ve almaya devam edeceğim. Her gün bi kaç kez okuma zamanı yapıyoruz seninle ve sen gerçekten çok zevk alıyorsun bu zamanlardan. Hadi gel kitap okuyalım dediğimde heyecanlanıyorsun. Umarım ki bu ilgini hiç kaybetme kitaplara karşı.

Bu ayın yarısından sonra bana düşkünlüğün oldukça arttı. Benim kucağımdyken biri seni almak istediğinde hemen boynuma sarılıp gitmek istemiyorsun. Bunu baban dışındaki herkese yapıyorsun. Biraz gönlünü eğledikten sonra alabiliyor insanlar seni kucağımdan :) Ama itiraf etmeliyim ki o gitmek istemeyip boynuma sarıldığın an dünya duruyor sanki. O andaki hislerimi anlatmam hiç bir zaman mümkün olmayacak. 

Yemeklerle aran gayet iyi. Kahvaltı olayını çözdük gibi. Uyandıktan sonra emiyorsun, 1 saat sonra falan da kahvaltı yaptırmak istediğimde yiyorsun. Yalnız peyniri sevip yiyordun ama son 10 gündür yemek istemiyorsun. Her gün bi yumurta sarısını götürüyorsun kahvaltıda. Onun dışında genel olarak yaptığım şeyleri yiyorsun. Yeme konusunda problem çıkardığını söyleyemeyeceğim. Ama tabi bi kaç gündür şu hastalıktan dolayı hiç bi şey yemiyorsun azıcık muz dışında. Tamamen emerek devam ediyoruz. Umarım hastalığın bitince yeme durumun olumsuz etkilenmez. 

Gündüz 3 kere uyuduğun uykuyu sanki 2 kereye düşürmeye çalışıyorsun bu ara. Gerçi araya hastalık girdiği için normalden daha çok uyudun son günlerde ama öğleden sonra uykusunu yakın zamanda birleştireceksin gibi geliyor bana. 

11.12.16 - İlk kez dede dedin.

20.12.16 - İlk kez kendi kendine bi yerden tutunup ayağa kalktın.

9.Ay


Eveeeet yine ilklerle dolu bi ayı daha geride bıraktık. Sanırım bu ilkler hiç bitmeyecek, her ay aynı şekilde başlayacağım yazılara :)

Bu ay oldukça mobil hale geçtin, emeklemeye başladın. Ama tam olarak emeklemeye başlamadan önce otura otura bi yerlere ulaşmaya başladın yuvarlanmanın dışında. Emekleme pozisyonu alıp, cesaret edemeyip hoop oturdun. Sonra yine aynı hareketi onlarca kez tekrarladın. İstediğin her yere bu şekilde ulaşmaya başladın. En sonunda bi gün ehhh yeter be emeklicem ben diye düşünmüş olmalısın ki birden emeklemeye başladın. Şimdilerde profesyonel olma yolunda ilerliyorsun. Artık evin her yeri keşfetmen için seni bekliyor. E sen de bu durumdan çok memnunsun zaten. Karıştıracak çok şeyin oldu.

Henüz sıralamaya başlamadın, ama yüksek bir yerlerden tutunup ayakta durmaya başladın bizim de desteğimizle. Ayaklarını düzgün basıyorsun artık. Hatta bi kaç kez sağdan soldan tutunup kendi başına ayaklarının üstüne kalktın. Bi de çekmece ve dolap kapaklarını açıp kapatmayı öğrendin. TV ünitesinin kapağını sürekli açıp kapatıp duruyorsun. Çekmeceleri açmaya henüz çok gücün yetmiyor :)

Yemeklerle aran oldukça düzeldi. Et, balık ve tavuk en sevdiğin yiyecekler. Sabah ilk kalktığında kahvaltı yaptırmak istediğimde hala çok istekli olmuyorsun. Bazen yiyorsun bazen yemiyorsun. Sabah uykusundan sonra yemeyi tercih ediyorsun daha çok. En iştahlı yediğin öğünse akşam yemekleri. Uykun da olsa yiyorsun yemeğini. Bu da bizi çok sevindiriyor tabii ki. Umarız böyle iştahlı devam et kızım. Bu arada meyveyi koşulsuz şartsız her zaman yiyebilirsin, o kadar çok seviyorsun. Üzüm ve muz favorin :)

Pipetle su içmeyi öğrendin. Bi gün misafirlikte oyalan diye eline piet tutuşturmuştuk. Sonra bi baktım çekmeye çalışıyorsun bi şeyler. Ben de bardağa su koyup içine pipeti koydum. Çektin ve suyu içtin. Her yeni şeyi başardığındaki mutluluk gibi bu da görülmeye değerdi. Sonrasında pipetli suluk aldım sana. Artık suyunu bu suluktan içiyorsun. Başlarda tutacaklarından tutmaya gücün yetmiyordu ama şimdi tek elinle bile tutup içebiliyorsun suyunu.

Bu ay oyuncaklarının yanında kitaplara çok ilgi duymaya başladın. Önceden kitaplar sürekli ağzında oluyordu ama artık sayfaları çevirmeyi öğrendin ve içindeki resimlere bakıp tepkiler veriyorsun. Özellikle hayvanlı bi kitabın var, tüylü falan ona bayılıyorsun. Özellikle kedi ve köpeği gösterip seslerini taklit ettiğimde çok mutlu oluyorsun. Denizli'den sallanan bi at getirdik Özgelerden, onu çok seviyorsun. Kulağına basınca ses çıkarttığını keşfetmişsin kendi kendine. Üstüne binince hemen basıp ayakları çırpmaya başlıyorsun. Jokey mi olacaksın nedir bu heyecan anlamadım :) Bir de kitapta at görünce dıgıdık diyorum, hemen sallanan atına bakıyorsun. Nesneleri eşleştirmeyi öğrenmeye başladın sanırım.

Gündüz hala çoğunlukla 3 uyku uyuyorsun. Sabahtan, öğleden sonra ve akşam üstü. Ama uykularının süresi her gün  değişiyor. Genelde gündüz toplamda 2-3 saat arası değişen saatler kadar uyuyorsun. Ama tek blok halinde uyuduğun süre 1.5 saati geçmiyor. Gece uykuların ise 11-12 saat oluyor toplamda. Bazı geceler saat başı uyanıyorsun, bazı geceler 3-4 saatte bir. O yüzden her gecem sürprizli oluyor sayende :D

Ce-e oyununu kendin oynamaya başladın. Altını ya da üstünü değiştirirken kıyafetlerini alıp yüzünü kapatıyorsun. Çakıl nerde diye sorduğumda gülerek yüzünü açıyorsun. Sonra tekrar kapatıyorsun. İkimiz de çok eğleniyoruz. Saklanmalı oyunları çok seviyor olmalısın ki koltuğun kenarına ya da duvarın dibine saklanıp ordan kafanı uzatıyorsun, kendi kendine oyun yaratıyorsun.

Baba nerde diye sorduğumda hemen dış kapıya bakıyorsun. E haklısın tabii, onu ilk gördüğün yer orası oluyor her gün. Onu kapıda görünce de sevindirik olup hızlı hızlı emeklemeye başlıyorsun ona doğru. Baba-kız aşkınız artarak devam ediyor. Ama senle benim aşkım da hiç yabana atılacak cinsten değil onu da ekleyim :)

Alkış, bay bay ve gel gel hareketlerini yapmaya başladın. Ama bunları her söylediğimde yapmıyorsun henüz. Canın ne zaman isterse o zaman yapıyorsun. Bunları yaparken de çok tatlı oluyorsun, ağzını yüzünü yiyesim geliyor :)

Sanırım artık bi uyku arkadaşın var. Geçtiğimiz aylarda baya uğraşmıştım çeşitli oyuncakları sana uyku arkadaşı yapmayı ama hiç birini benimsememiştin. Şimdiki ise tamamen doğaçlama olarak gelişti. Anneannen ve deden İzmir'e geldiler ve biz bi gün İKEA'ya gittik. Çocuk bölümünde peluş bi panda beğendiler senin için. Alıp sana uzattılar ve sen de öyle bi sarıldın ki ona hemen aldılar. Sonra evde onla oynarken sürekli sarıldın, uykun gelince de üstüne kafanı falan yasladın. Bunun üzerine anneannen seni uyuturken hep o pandayı da aldı yanınza, sen de böylece onu baya benimsemiş oldun. Onunla uyuyorsun çoğunlukla bu aralar, bakalım bu şekilde devam edecek mi.

Bu arada ikinci dişini de patlattın. Gece uykularını sürekli bölmesi dışında bi sıkıntı yaşamadık bu süreçte. Umarım tüm dişlerini maksimum bu şekilde atlatırsın annecim.

17.11.16 - Emeklemeye başladın.

21.11.16 - Alkış yapmaya başladın.

23.11.16 - İkinci dişini patlattın, tam da 9 ayı doldurduğun gün. Bu sefer alt ortanın solu, yani ilk çıkanın yanı.